Günümüzün dünya düzeninde, liderler Kuklacı’nın isteklerine uymak zorundadır…
Yoksa tasfiye süreciyle karşı karşıya kalırlar…

En son örnek, İsrail’de ortaya çıktı ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun “yolsuzluk ile rüşvetten şüpheli olduğu” iddiaları ortalığı karıştırdı…
Başkan’a yüklenen suçlar arasında “iş adamlarından uygunsuz para almak, bir medya patronuyla kendi lehine yayın yapması için pazarlık yapmak ve Almanya’dan alınan denizaltılarda adının yolsuzluğa karışması” gibi şeyler var…
Tabii ki iddiaları reddetti Netanyahu ve bize çok tanıdık gelen bir savunma yaptı… O’na göre medya kuruluşları “liderliğini yaptığı Likud Partisi hükümetini düşürmeye çalışıyordu…
Nedense; Filistin politikası ve Mescid-i Aksa olaylarını aklına bile getirmeye yanaşmıyor… BM’de çıkan tartışmaları ve bunun Kuklacı’yı zor duruma düşürdüğünü de unutmuş…
Çünkü, yolsuzluk yaptığının kesinleşmesi durumunda görevinden istifa etmek zorunda kalabileceğini biliyor…
Önünde iki seçenekten biri de, Kuklacı’yı, bundan sonra asla sözünden çıkmayacağına inandırmak… Bakalım hangisi olacak…
Benim merakım, Netanyahu’nun geleceği değil bu arada… AKP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu üyesi ve Sivil Alan Platformu Başkanı Ayhan Oğan’ın bir TV’deki tartışma programında yaptığı konuşmaya takıldı kafam…
“Şimdi biz yeni bir devlet kuruyoruz, beğenin beğenmeyin bu yeni devletin kurucu lideri Tayyip Erdoğan’dır… Yapılan YAŞ toplantısı yeni bir Türk Silahlı Kuvvetleri’nin inşasıdır. Biz vesayet düzenini yıktık. 15 Temmuz’daki devlet içerisindeki odaklanmış bütün vesayet mekanizmaları darmadağın oldu. Bürokratik oligarşinin hâkim olduğu devlet sistemi bitmiştir. Şimdi halkın doğrudan belirlediği bir sistem geliyor. Bunun kurucu lideri de Recep Tayyip Erdoğan’dır. Siyasi görüşünüz ne olursa olsun, temel bir kimliği vardır 15 Temmuz’un. O kimlikte milli ve yerli kimliktir. Yeni kurulan oluşumun misyonu ve vizyonu da budur.” diyen Oğan, ortalığı karıştırdı…
“Kuklacı’nın bu sözlere nasıl tepki vereceğini merak ediyorum aslında… Yanıtı biraz zaman alacak bir merak bu, biliyorum… Biz de şimdilik oyalanabilecek başka bir şey buluruz, n’apalım artık…
Örneğin; ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci eşi, televizyon yıldızı Marla Maples’ın tam bir Türkiye hayranı olduğunun ortaya çıkmasına sevinebiliriz… Ya da, en büyük üzüntüsünün de “Türkiye’ye henüz gidememiş olmak” olduğunu öğrenip üzülürüz de…
Önemli olan Kuklacı’yı kızdırmamak..!