Ana Sayfa Güncel Yeni bir soğuk savaş dönemi yaşanıyor

Yeni bir soğuk savaş dönemi yaşanıyor

120
PAYLAŞ
Yeni bir soğuk savaş dönemi yaşanıyor
Yeni bir soğuk savaş dönemi yaşanıyor

Ünlü tiyatro sanatçısı Tarık Günersel, sorularımızı yanıtlayarak, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Günersel, yeni bir soğuk savaş dönemi yaşandığını belirtti.

_MG_1894

Ülkemizde son günlerde yaşanan gelişmelerle birlikte ortaya çıkan olumsuz durumlar, pek çok noktaya gün geçtikçe daha çok sirayet ediyor. Sanat dünyası da bu olumsuz gelişmelerden etkilenen alanların başında geliyor. Sanat camiasındaki önemli isimler, siyaset dünyasının ortaya çıkardığı olumsuz koşullara her zamankinden daha çok müdahil oluyor. Ünlü dramaturg, şair, yazar ve tiyatro sanatçısı Tarık Günersel de başta gündeme ilişkin konular olmak üzere birçok konu üzerine açıklamalar getirdi. Sorularımızı yanıtlayan Günersel, dünyevi bir maneviyatçılıktan yana olduğunu belirterek, “Ahlak, dine terk edilecek bir kavram değildir. Yaşanan gelişmeler ve yozlaşma, Türkiye ve Ortadoğu’da bir soğuk savaş dönemi yaşandığını gösteriyor” dedi.

Öncelikle yazma serüveninizden biraz bahsedelim. Yazmak eylemi nasıl başladı sizin için? Ne gibi evrelerden geçtiniz?

Edebiyat, tiyatro, opera, resim, müzik gibi alanlarda, küçük yaşlarda aktif olmaya başladım. İlkokulda tiyatrocu olmaya karar verdim. Bu seçim yapıyor olmaktan çok doğal bir yönelişti. Sabırlı ve azimli davrandım. İlk yazdığım şey bir diyalogdu. Şiir ve hikaye yazmaya başladım daha sonra. Ve yazar olmaya karar verdim. Çok acı çektim ve çok mücadele ettim.

Bu acıların içerisinde aşk acısı da var mıydı?

Hayatın içinde çeşitli aşklar var. Ben daha çok anlamak için yazdım, anlatmak için değil. Anlama çabası süreci içerisinde kaldım daima. Bir fizikçi ya da matematikçi gibi hayatı rakamlayıp anlatmaya çalışıyorum. Ben aslında tek eser yazıyorum. Her yazdığım diğerinin bir parçası.

Şiirin günümüzdeki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şiir, bütün dünyada en az rağbet gören sanattır. Aldatıcı bir kolaylığı var. Ama bir şeyin iyisini yapmak zor bir şeydir. Yazdığım şeyin değeri 10 yıl sonra unutulacaksa neden yazayım, diyebilmeli bütün edebiyatçılar.

Oldukça iddialı bir soru sormak istiyorum şimdi. Size de böyle soruların yakıştığını düşünüyorum açıkçası. Görünmeden tanrı olmak kolaydır… Peki yeryüzünde tanrı rolü oynamak nasıl bir duygu sizin için?

Böyle bir dönemde oldukça cesur bir soru bu, teşekkür ederim. Ama sancılı bir duygu söyleyeyim. Sancılı duygularımı ancak ait olduğuğunuz duyarlı insanlarla paylaşabiliyorsunuz. Şunu söyleyebilirim ki; çok zeki çok duyarlı insanlarla kendimi daha mutlu hissediyorum. Tanrıcılık oynamak oldukça zor bir duygu.

Birgün gazetesinde köşe yazarlığı yapıyorsunuz halen. Gazeteciliğin çok da uzağında olmayan birisi olarak, Türkiye’deki basın özgürlüğü konusunda ne düşündüğünüzü merak ediyorum.

Ben beş yıl önce CNN Türk’te ki bir panelde ifade ettim, gidişat vahim. En tehlikeli en karmaşık ama en umut verici dönem içerisindeyiz. Bir gazete için, bir yazar için en verimli dönem de denebilir. Her şeye rağmen çalışmak, özgürleşme ahlakına katkıda bulunmak gerekiyor.  Ancak bir aptal korkusuz olabilir. Oysa cesaret, bütün korkulara rağmen bir şeyler yapma arzusu taşımaktır. Cesur olmalıyız. Hayatımızdaki ahlaki alçaklıkların farkında olmalıyız. Ben dünyevi bir maneviyatçılıktan yanayım. Maneviyat; özellikle ahlak, dine terk edilecek bir alan değil ki! Bu yüzden ahlak kavramının içini doldurmalıyız önce.

_MG_1891

Ülke gündemi bu aralar biraz durağanlaştı ancak oldukça hareketli ve üzücü günler geçirdik. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yalnızca Türkiye değil, bütün Ortadoğu’ya baktığınızda çok acı tablolar görüyorsunuz. İnsanlar lunaparktaki çocuklara bile acımayacak raddeye gelmişler. Şunu söylemek istiyorum, AKP çıkar amaçlı bir suç örgütüdür ve Laik Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak üzere yakın, açık bir tehlike vardır. Yalnızca Türkiye’de değil, bütün Ortadoğu Bölgesi’nde yaşanan her şeyin sorumlusu AKP’dir. Bu böyle gitmez, bunun adı demokrasi değil. 12 Eylül öncesinde Marx, anlaşılmadan benimsendi. Darbeden sonra ise iyi anlaşılmadan terk edildi. Ama Marx, bütün dünyada yeniden keşfedilmeye başlanıyor, bu önemli bir ayrıntı.

Her geçen gün, sanatın ve felsefenin bir adım öteye itildiği, dışlandığı bir süreç yaşıyoruz. Son yıllarda, sanat üzerinde artan baskılar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkiye’de yeni bir soğuk savaş dönemi yaşanıyor aslında. Hala siviller birbiriyle mücadele ediyor. Bir koyun sürüsünde baş koyun uçurumdan atladığı zaman bütün koyunlar atlıyor ya, şu anda onu yaşıyoruz. Baş koyun uçurumdan atladı. Bu, sinemaya da, tiyatroya da, sanata da, edebiyata da… Her alana etki edecek. Yapmamız gerekenler ortada ancak çok daha zor günler bizi bekliyor.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam