Ana Sayfa Yazarlar Yeni bir “11 Eylül”mü?

Yeni bir “11 Eylül”mü?

64
PAYLAŞ

13 Kasım Akşamı, İzmir-Kordon’da, müzisyen ve öykü-deneme yazarı eski bir öğrencim ve kadın arkadaşı ile derin bir söyleşiye dalmış ve “1 Kasım ve Sonrası”nı çözümlemeye çalışıyorduk. Aynı anda televizyondan verilen Katar ile Türkiye Hazırlık Maçı’na gözlerimizi değil, kulaklarımızı veriyorduk. Eve döndüğümde konuğu olduğum kardeşim, Fransa-Almanya arasındaki hazırlık maçını izliyordu. Ben de katıldım ve ekranlara düşen “son haber”, ’in yüreğinden vurulması ile donduk kaldık. Daha bir ay önce, Ankara Garı’ndaki insan kırımının travması belleklerimizde ve yüreğimizde tazeliğini korurken, IŞİD tarafından üstlenilen Paris Saldırısı ise, yirmi binci yüzyılın kalan senelerinin pek de barış içinde geçmeyeceğini korkusunu yaygınlaştırdı.
El Tevhid vel Cihad” ismi ile yola çıkan, yaygın olarak IŞİD (Irak, Şam İslam Devleti) adını taşıyan ve en son “Al Davlat” adını benimseyen örgüt, yalnızca şiddet ve terör üretmiyor. Şiddet ve terör yönteminin yanı sıra, ideolojik bir altyapıya da sahip. Davlat, yeryüzündeki tüm Müslümanların kendisinin varsayacağı ve kendisini güvenlik içinde duyumsayacağı bir devletin kurallaştırılmasını ve kurumsallaştırılmasını amaçlamakta. Yedinci yüzyıldaki Asr-ı Saadet diye tanımlanan dönemdeki kural ve kurumlaşmaya yönelik bir yapılanma öngörülmekte. Davlat, bu amaca erişmek için yüzyılımızın tekniklerini ve silahlarını, “Devr-Saadet Dönemi’ndeki silahlarla birlikte kullanmakta.
Kasım ayının ilk yarısında IŞİD ya da Davlat tarafından üstlenilen üç saldırıda (Beyrut’ta iki canlı bombalı eylem, Sina’dan kalkan Rus Uçağının düşürülmesi ve 13 Kasım Paris’in göbeğinde altı noktaya birbiri ardına yapılan canlı bombalı intihar eylemi) yaşamdan kopartılanların sayısı 400’e yakın. Saldırılar için seçilen hedefler, amacın ne olduğunu göstermekte. IŞİD/AL DAVLAT, kendisine yönelik saldırıları, artık, kendi egemenlik kurduğu sahada karşılama yerine, saldıranların ülkelerinde ya da hedeflerine doğrudan yöneltmekte.
Türkiye’deki saldırılara gelince. 2015 yılının ikinci yarısından bu yana IŞİD kaynaklı olduğu açıklanan üç saldırı oldu. Bunlar, 5 Haziran 2015 D.Bakır’daki Mitingine ayarlı bombalı saldırı, 20 Temmuz 2015’de Kobani’nin onarımına gitmek isteyen sosyalist gençlere yönelik intihar saldırısı ve en son olarak da 10 2015’de, “Barış ve Demokrasi” istemini amaçlayan Ankara Mitingine yönelik intihar saldırısıdır. Bu üç saldırıda yaşamdan kopartılanların sayısı 140’ın üzerinde.
Ülkemiz sınırları içinde yapılan IŞİD kaynaklı saldırılar ile ötekiler arasında belirgin farklılıklar var. IŞİD, Lübnan, Rus Uçağına ve Paris öldürümlerini üstlenirken, Türkiye’deki saldırıları üstlenici açıklamada bulunmamıştır. İkinci fark, Türkiye’deki saldırıların, doğrudan Devleti/Hükümeti değil, hükümet karşıtı parti ve kitleleri hedef almasıdır. Burada belki hedefin HDP ve de destekleyicileri olarak seçilmesini, alanda IŞİD ile sıcak çatışmaya girenin PYD ve PKK güçleri olmasına bağlayabiliriz. Ancak, Hükümet ya da üç şapkalı Erdoğan’ın, IŞİD’i suçlama yerine, hiçbir bulgu ile desteklenmeksizin “kokteyl örgüt”e mal edilme aceleciliği, yaratılmasına katkıda bulunulan canavarın ve Türkiye’deki yandaşlarının ürkütülmemesi amacı taşıyor olabilir. Bu konuyu sürdüreceğim.
TEŞEKKÜR: Paris’te yaşananlar nedeni ile oğlum, gelinim ve torunlarımı soranlara ve kaygılarını benimle paylaşan dostlarıma teşekkürler.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam