Bazen bir şey olur ve insan ne tepki vereceğini bilemez… Ya da, aslında bilir ama “sussam daha iyi” galiba demekle yetinir bazen de…

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşma ise bu “bazenlerin” dışında kalıyor… Hele televizyonlarda yayınlanmakta olan eski konuşmalarını hatırlayacak olursak…

Bahçeli’nin “şu anki” tutumunu zaten biliyoruz… Referandumda “evet” diyeceğini defalarca açıkladı… Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşma ise “evet” seçeneğini partisi için “zorunlu hale getirme” çabasıyla yapılmış son bir çırpınış gibi…

“Evet” demesinin tek nedeninin, “Hayır” diyecek başkalarına duyduğu alerjiden kaynaklanıyor gibi görünmesini istiyor…

Kürsüden “Eğer Doğu Perinçek ve hayırcı yoldaşlarıyla Recep Tayyip Erdoğan arasında bir tercih hakkımız olursa kesinlikle ve istinasız Sayın Erdoğan’ı tercih edeceğimizi herkes bilmeli ve kafasına sokmalıdır. Bunlar çılgına dönüp kudursalar da millet için, devlet için, Cumhuriyet için, Türklüğün bekası için evet diyeceğiz.” diye bağırmanın sebebi, başka bir şey olamaz…

Bu da yetmiyor ve devam ediyor: “CHP, HDP, FETÖ, PKK, DHKP-C, ÖDP, EMEP, Komünist Partisi, cumhuriyetten geçinen fesat yuvaları, kendilerine milliyetçi diyen bir takım güdükler MHP’ye saldırıyor. Bizim gönlümüzde evet veya hayır iradesine sahip her vatan evladı bir ve eşittir. Hepsinin iradesine saygımız vardır. Ancak bozguncuları, Anadolu’nun tozlu yollarını bilmeyen, kibirli sonradan görmeleri bir evet ile susturacak, saltanatlarına son vereceğiz. Bunlar çılgına dönüp kudursalar da millet için, devlet için, Cumhuriyet için, Türklüğün bekası için evet diyeceğiz. Biz başkanlığa değil, Cumhurbaşkanı hükümet sistemine evet diyoruz. Evetle Türkiye kazanacak, millet kazançlı çıkacak.”

Bu saydıklarından bir tanesinin bile fikrini değiştirip “evet” demeye karar vermesi halinde, sığınabileceği bir yol da bırakmıyor kendine Bahçeli…

…Ve konuşmasını “Türkiye düşmanlarının bozgunu için evet diyoruz. CHP ve yanında hizalanmış terör konsorsiyumunu boşa çıkarmak için evet diyoruz. Kiralık gazeteci ve aydınlara hadlerini bildirip, evet diyeceğiz. ” diye tamamlıyor…

Sağlıklı bir demokrasinin varlığı, siyasi yelpazenin genişliğine bağlıdır… Yürüyebilmek için şart olan iki bacağa sahip olmayanları “engelli” olarak nitelenmesi gibi, sağ ya da sol bacağından birini yitiren demokrasiler de “engelli olur…

İşin acı tarafı, bizdeki sağ bacağın kendisini yok edip, ülkemizi “engelli” yapabilmek için her yola başvuruyor olmasıdır… Ne yazık ki; elimizden bunun “inanılmaz bir siyasi hata olduğunu” düşünmek ve “maksatlı ve planlanmış” olmadığına inanmaktan başka seçenek yok…
Aksini düşünmek bile çok korkunç çünkü!

PAYLAŞ
Önceki İçerikVarlık değil, rant fonu
Sonraki İçerikHızlı tren bakır tellerini gece çalıp sattılar
Mehmet Ali Yula
Gazeteciliğe 1965 yılında Ankara’da başladı. 1970’de Hürriyet’e geçti. 1977’da ek görev olarak İsveç Devlet Radyosu. 1991’de Nokta Dergisi. 1993’da Akis Dergisi. 1994’de Inter Star Televizyonu. 1998’de mesleği terketti. 2006’da emekli oldu.