Ana Sayfa Yazarlar Yazık değil mi bu insanlara?

Yazık değil mi bu insanlara?

114
PAYLAŞ

Uzun yıllar önce tanıdığım bir dostum Bülent Metin’i geçen günlerde kaybettik. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden Avrupa’ya savrulan siyasi mültecilerden birisiydi.

Hani derler ya çevresine yaydığı olumlu kişiliği ile gerçek beyefendi işte onlardan biriydi. Herkesin sevdiği, aklı başında, hümanist duygularla dolu bir abimiz, arkadaşımızdı. Cenazeye gelen dostları, arkadaşları, yakınları böyle bir kişiyi kaybetmenin matemi ve üzüntü içerisindeydiler. Yapılan konuşmalarda onun siyasi mücadelesi, ülkesine ve insanlarına olan sevgisi anlatıldı. Yani bu insanlar, sağcı olmuş, solcu olmuş kaderleri hep aynı. Ülkeleri için kendilerini adamışlar, peki yanlış nerede. Onları iyi okuyamayan sistemde zamanın politikacılarında, askerlerinde.
DEVRİMCİDEN ZARAR DEĞİL FAYDA GELİR!
Rahmete ulaşan sevgili Bülent Metin ağabeyimiz, gençlik yıllarında İlerici Devrimci Gençlik örgütünde yönetici olarak görev yapmış. Bazıları devrim lafından korkar, devrimci olmayan bir ulustan aslında korkmak lazım.
Devrimler olmasaydı, Türkiye bugünkü Türkiye olur muydu? İşte o yıllarda, ülkesi için devrim niteliğinde, bağımsızlık anlamında düşüncesi olanlar, vatan haini olarak görülüyordu. Aslında bu eğitimli yetişmiş insanlar, Türkiye için o kadar değerli insanlardı ki, Türkiye bunları tek tek, sağcısı ile solcusu ile elinden kaçırdı.
Bülent Metin’in cenazesinde de toplanan eski siyasi mücadelesindeki arkadaşlarında bu izleri gördüm. Hepsi, İsveç’e geç yaşlarında gelmelerine rağmen, İsveç toplumunda kendisini ispatlamış insanlardı.
Çünkü aldıkları eğitim ve birikim onları bir Avrupa başkentinde yaşamaya uyumlu hale getirmişti. Bu insanlar, Bülent Metin gibi siyasi düşüncelerinin kurbanı olarak İsveç’e ya da bir başka Avrupa ülkesine gitmeselerdi, canı kadar sevdikleri ülkelerinin kalkınmasında bir tuğla koymak için mücadelelerini sürdüreceklerdi.
Ancak öyle olmadı. Türkiye’deki o tutucu siyaset Anadolu’nun bu can insanlarını ülkesinden kopardı ve büyük bir özlem ile vatandan sürgünde yaşamaya itti. Koca bir ömürlerini, birikimlerini belki de hiç yaşamak istemedikleri bir ülkede yaşayarak bedel ödetti.
BU BEDELİ TÜRKİYE İÇİN ÖDEDİLER
Bu bedel ne içindi diye düşünecek olursak, Türkiye içindi. Daha ilerici, daha güzel bir Türkiye özlemi için kendileri ülkelerine özlem duyarak bunun bedelini ödediler.
İşte yaşamın trajedisi de burada ortaya çıkıyor. Türkiye bu insanlara bir şekilde bedel ödetti. Çünkü bu insanlar, ne bir macera için ya da ne de bir ekonomik beklenti için bu ülkeleri seçtiler. Bu insanlar, sadece ve sadece siyasi düşüncelerinin mahkumiyetini ömürleri ile ödediler.
Bülent Metin’i ebedi dünyaya uğurlarken, bunları düşündüm. Çok yakın arkadaşlarının duygu ve düşüncelerini dinlerken, Bülent Metin’e olan saygı ve sevgim daha arttı. Ayağını tozu ile geldiği İsveç’te spora yakınlığı nedeniyle gençler için kollarını sıvadığını anlattılar.
Düşünün, zorunlu olarak ülkesinden koparak geldiği İsveç’te bir sürü sorun onu beklerken, o yine Türkiye’deki gibi bu sefer İsveç’te yaşayan gençler için bir şey yapmak istiyor. Hem Türkçe anadil öğretmenliğinde hem de sportif faaliyetlerde birikimlerini veriyor. Özverili çalışıyor, amacı gençleri eğitmek. Ülkesinde veremediği eğitimi 3 bin kilometre uzaklıkta yine veriyor. Amacı gençlere, birikiminden bir şeyler verebilmek. İşte böyle bir insandan, zarar gelebilir mi? Böyle bir insan Türkiye’ye zarar verebilir mi? İşte bu insanlar, zoraki o dönemlerde Türkiye’yi terk ettirdiler.
ABİNİN ACISI BİR BAŞKAYDI
Cenaze de beni en duygulandıran da Türkiye’de yaşayan Bülent Metin’in abisiydi. Kardeşine yıllardır hasret yaşayan bu abi, kardeşini toprağa vermek için İsveç’e gelmişti. Onda ayrı bir hüzün vardı. Kardeşine hasret vardı.
Bu yüzden o Türkiye’ye kızgınlık vardı. İşte keşke dedirten anlardı. Keşke Türkiye o günlere getirilmeseydi. Keşke 12 Eylül’ü hazırlayan senaryolar olmasaydı da bu değerli insanlar mağdur olmasın, aileler kopmasın, İnsanlar çok sevdikleri ülkesinde sevdikleri ile yaşasaydı.
İşte 12 Eylül mağduru sevgili Bülent Metin’i ebedi dünyaya uğurlarken, bunlar arda kalan duygulardı.
Yolun açık olsun sevgili Bülent Metin, ışıklar içinde uyu.
Türkiye adına ben senden özür diliyorum…

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam