Yazacak konu seçmenin zorluğu!

0
77

Her sabah bilgisayarın başına oturduğumda, ilk olarak içimdeki “ne yazacağımı bilememek” duygusu ile boğuşmak zorunda kalıyorum…

Yanlış anlamayın sakın; bunun nedeni “konu bulamamak” değil, konu seçmek zorunda kalmak… Çünkü insan kendini bir sorunlar ormanında buluyor her sabah…

Üstelik bu öyle bir orman ki, her sabah biraz daha büyümüş oluyor… Her gün yeni sorunlar çıkıyor ve bunların bir kısmının “eski sorunlardan” kaynaklandığını görüyor insan…

Türkiye bir domino efektine kendi kaptırmış gibi… Devrilen her taş, başka bir taşa çarpıp onun da devrilmesine neden oluyor…

…Ve herkes “istikrar” peşinde koştuğunu söylüyor…

Tek kelimeyle özetemeye çalışırsak, ancak “kâbus” diyebileceğimiz bir durumda yaşıyoruz… Yalnızca geçtiğimiz Perşembe gününde yaşananlara bakmaya kalktığımızda bile, insanın içinden “vah ülkem” diye haykırmak geliyor…

Bağımsız Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın “kendini TBMM kürsüsüne kelepçeleyerek” yapmaya çalıştığı protesto eyleminin engelleniş biçimi; uzun zamandır süren ve giderek artmakta olan “kadına şiddet” eğiliminin son örneği oldu örneğin… Üstelik bu sefer şiddeti uygulayanlar da kadındı… Tekme tokat bir dövüş, yerlere düşen kadınları tekmeleyen başka kadınlar ve sonunda hastanelik olanları seyrettik televizyonlarda…

Halkın bu olaylar karşısındaki tepkisi de, yeni bir bölünmenin işaretini verdi. Bir kısım bu durumu “rezalet” diye değerlendirirken; bir kısmı da, “oh oldu, kadınlarımız onlara ağızlarının payını verdi” dediler…

Aynı gün Başbakan’ın “seçimlerde MHP’ye 50 milletvekillik bir kontenjan verilebileceğini ve yeni hükümette MHP’li bakanların olabileceği” yolundaki sözler de vardı… Bir kısım bunu siyasi bir rüşvet olarak görür ve yeni Anayasa’da milletvekili sayısının bu amaçla arttırıldığını söylerken, bir kısmı sus pus olup hiç tepki vermedi…

Sonra Devlet Bahçeli çıktı sahneye… Bu konuda bir bilgilerinin olmadığı ima ederek durumu “karanlıkta göz kırpmak” olarak tanımladı…

İşin en ilginç yanı ise hala herkesin birlik ve beraberlikten söz ediyor olması…

Yalnızca üzerinde yazılması gereken 3 olay sığdı bu yazıya… Hâlbuki mutlaka yazılması gereken yığınla şey var… Ama; bir köşe yazısına sığdırmak mümkün değil… Bırakın köşe yazısını, her yazara “sayfa yazısı” yazma hakkı tanınmış olsa bile, ancak özetleyerek anlatılmış olur..!

Paylaş
Önceki İçerikHalk için anayasa !
Sonraki İçerikMedyada görünmek için şov yapmak zorundalar!
Mehmet Ali Yula

Gazeteciliğe 1965 yılında Ankara’da başladı. 1970’de Hürriyet’e geçti. 1977’da ek görev olarak İsveç Devlet Radyosu. 1991’de Nokta Dergisi. 1993’da Akis Dergisi. 1994’de Inter Star Televizyonu. 1998’de mesleği terketti. 2006’da emekli oldu.