Ana Sayfa Yazarlar Yavuz Sultan Selim ve Kalpleri Kazanmak

Yavuz Sultan Selim ve Kalpleri Kazanmak

169
PAYLAŞ

Yavuz Sultan Selim, Osmanlı padişahları arasında siyasi dehası ve acımasızlığı ile ün kazanmıştır.

Onun 8 yıl gibi çok kısa süren padişahlık döneminde halk arasında en büyük bed-dua (karabata): “Allah seni Yavuz Selim’e vezir yapsın” idi. Çünkü Yavuz’a vezir olan bir kimsenin kellesinin ne zaman kesileceği hiç belli olmazdı.
Siyasi dehasına gelince daha şehzadeliği günlerinden beri İran’da ortaya çıkan tehlikenin farkında idi. 1501 yılında kurulmuş olan Safevî devletinin sadece Doğu Anadolu için değil bütün Anadolu için bir tehlike olduğunu çok iyi biliyordu. 1512 yılında tahtı ele geçiren Yavuz, 1513 yılında kardeşleri Korkut ve Ahmed ile kardeşlerinin çocuklarını “nizam-ı devlet için” ortadan kaldırdı. Artık esas hedefine dönebilirdi.
1514 yılında Çaldıran Ovası’nda Şah İsmail büyük bir yenilgiye uğratıldı. Tahtı ve haremi ganimetler arasındaydı1.
Yavuz Sultan Selim, Safevî tehdidini gündemden kaldırdıktan sonra 1516 yılında tekrar sefere çıktı. Memlük Sultanı’na sadakat mektupları gönderiyor, “Sen bizim babamızsın” diyor, ona teminat veriyordu.
Şah İsmail, Çaldıran’dan sonra Memlük Sultanı Kansu Gavri’ye yazdığı mektupta Osmanlı sultanına karşı işbirliği teklif ediyordu2. Kansu Gavri de Haleb’e kadar gelerek tedbirlerini almıştı. Yavuz, Malatya’dan Antep doğru yöneldi. Mercidâbık Ovası’nda yapılan savaşta tam bir zafer kazandı. Yavuz Sultan Selim, Kansu Gavri’nin cesedini buldurarak Halep’te defin ettirdi. Ruhuna Kur’an okuttu, fakirlere sadakalar dağıttı. Böylece halkın saygı gösterdiği eski padişahlarına saygı göstererek halkın gönlünü almaya çalıştı. Cuma hutbesinde hatip “Hakimü’l-haremeyn” dediği zaman bunu “Hâdimü’l-haremeyn” olarak düzeltti. Şu mesajı vermekteydi: “ben buraya Arabistan’a, Mekke ve Medine’ye hükmetmek için gelmedim. Ben buraya bu iki kutsal şehre hizmet etmek için geldim”.
Siyaset dehası olan bu büyük padişah bu topraklarda kaldığı sürede halkın saygı gösterdiği türbeleri ziyaret etti. İhtiyaçlarını sordu. Tamire muhtaç olanları tamir ettirdi. Türbedarlarına ihsanlarda bulundu. Kısaca askeri açıdan feth ettiği topraklarda, bu sefer de insanların kalplerini kazanmaya çalışıyordu.
Mısır’a kadar gitti. Ridaniye Savaşı’nda da kesin bir galibiyet kazanarak Kâhire’ye girdi. Günlerce sokak savaşlarında Osmanlı ordusu pek çok şehir verdi. Buna rağmen Mısır’dan dönerken Mısır komutanlarından Hayırbay’ı Mısır valisi olarak bıraktı. Bu tayin bile O’nun ne kadar ileri görüşlü olduğunun göstergesidir. Yıllarca Mısır’a hakim olmuş Memluk beylerinin tamamen devre dışı bırakılmasının halkta burukluk doğuracağını düşünmekteydi Bu yüzden Mısır Çerkeslerini yendikten sonra bir Çerkes’i Mısır valisi yapmaktan çekinmedi. Hatta buna itiraz eder şekilde konuşan Yunus Paşa’nın başını hemen oracıkta vurdurdu.
Sefer dönüşü Şam’a geldiğinde burada Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin mezarını buldurarak üzerine bir türbe ve yanına da bir cami yaptırdı.
Özetin özeti:
Osmanlı için “devlet” kavramı kardeşten de, oğuldan da, mezhepten de önde gelen bir kavramdı. Devlet olmazsa millet de olmaz, din de, mezhep de olmazdı. Safevîlerle Şii oldukları için; Memlûklerle “Sünni” oldukları için savaşmadılar. Devletin “âlî” menfaatleri savaşmayı gerektiriyordu, onlar da savaştılar.
Yavuz Suriye’yi feth ettiği zaman askerî zafer ile yetinmedi. Halkın kalbini kazanmak için de çaba harcadı. Bunu da başarı ile yaptı. 1516 yılında feth edilen bu topraklar 1916 yılına kadar tam 400 yıl Osmanlı toprağı olarak bu şekilde kaldı. Kıssadan hisse: Son aylarda Diyarbakır ve Şırnak’taki ’nın hendek teröründen kaçmak isteyen vatandaşlara askerimiz güvenlik önlemi almakta ve bunları PKK kurşunlarından korumaktaydı. Objektiflere yansıyan bir olayda bir binbaşı 5-6 yaşındaki bir çocuğun soğuktan donmaya yüz tutan ellerini nefesi ile ısıtmaya çalışıyordu. İşte olay budur. Tebrikler Binbaşım. Tebrikler güvenlik güçlerimiz.
Askeri tedbirler alındıktan sonra masum halkın yaralarının sarılması ve bulaşıcı hastalıklardan korunması önem taşımaktadır. Bunu başlatmak için askerî operasyonların bitmesini beklemek gerekmiyor. Operasyonlar ile eş zamanlı olarak yapılmasında hiçbir sakınca olmasa gerek.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam