Ana Sayfa Yazarlar Yaşadığımı her Türk vatandaşının yaşamasını isterim

Yaşadığımı her Türk vatandaşının yaşamasını isterim

95
PAYLAŞ

İsveç’e 30 yıl önce turist vizeli alarak geldim. O tarihte İsveç’e vize almak deveye hendek atlatmaktan daha zordu. İsveç Türkiye’den geleceklere turist gözü ile bakmıyordu. Çünkü her gelen kalmış, beraberinde de yığınları taşımıştı.

Oysa 1950’den 1960’lara kadar işgücü açığı olan İsveç’e turist olarak girenler de bir daha geri dönmemişler. Kalış o kalış olmuş. O zamana kadar da geldiği kasabayı, köyü İsveç’e getirmeyi başarmış. Sonra yabancılara doyan İsveç, bir anda yabancı politikasını değiştirerek, kapılarını yabancılara kapadı.
Türkiye gibi göç veren ülkeleri ise kırmızıçizgiye koydu. Oradan  turist olarak gelenleri de adam yerine koymadığı gibi vize verebilmek için de tapudan tutun da banka hesabından yüklü para bulunağına dair belgelere kadar olayı abarttılar.
Türkler için esasında Avrupa kapıları tam olarak 1980 yılındaki askeri darbe ile tam kapandı. Bugün İsveç’i anlatıyorsam, tüm Avrupa için de bu geçerliydi. Yıllardır, Avrupa’ya gitmek isteyen Türklere öyle bir çile çektirdiler ki, çile olsa iyi, onurlarını kırdılar. Aşağıladılar, Avrupalılar kendilerini birinci sınıf mevkiine  koydular.  Durum böyle olunca da insan psikolojisinde kendini küçük görme psikolojisi de otomatik olarak devreye girmeye başlıyor.
AVRUPALILAR ÖZEL
DİĞERLERİNE AYRI
Çile de olsa Türkiye’den bu şartları yerine getirip de çıkanlar çok iyi bilir. Avrupa vatandaşları için ayrı girişler, diğerleri için ayrı. Yani Avrupalılar sözüm ona birinci sınıf, ötekiler ikinci sınıf yaptıklarını hatırlayacaklardır.
Neden bunları anlatıyorum. Vize ile gittiğim İsveç’te 2 yıl sonra İsveç vatandaşlığına başvurdum ve çifte vatandaş statüsüne geçtim. İsveç Avrupa Birliği üyesi olunca da Avrupa ülkelerine girişte sınırlar kalktı.
AB üyesi ülkelere giderken, pasaport dahi almıyoruz. Bu yazımı Finlandiya’nın başkenti Helsinki’den bir otel odasından yazıyorum. Helsinki’ye iner inmez, Genel Yayın Müdürümüz sevgili Orhan Uğuroğlu abimiz aradı. Oradan buradan konuşurken, hava alanları güvenliği v.s konuşurken, konu AB’nin Türklere vizesiz seyahat etme taahhütlüne geldi.
O anda bu yazı çıktı. Bir Türk- İsveç vatandaşı olarak AB ülkeleri arasında pasaportsuz ve vizesiz seyahatin  ne kadar kanıksadığımı ancak 50 yılı aşkın süredir AB kapısında bekleyen Türkiye ve Türk vatandaşları için ne anlama geldiği de Orhan abi ile konuşmamızda ortaya çıktı.
Eğer AB Haziran ayı sonu gibi verdikleri sözde dururlar ise bu Türkler için bir büyük zafer olacak. 50 yıllık psikolojik baskı ve dışlanmanın sonlandırılmasının zaferi olacak.
Sizce sözlerinde dururlar mı?

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam