Ana Sayfa Güncel Yaptığıma pişmanım

Yaptığıma pişmanım

225
PAYLAŞ

Ankara’nın önemli  simgelerinden biri olan Atakule’nin mimarı Ragıp Buluç kulenin yeni sahiplerine sitemli. Atakule’de yapılması planlanan  yenileme ve değişiklik nedeni ile yapılan yıkım  mahkemelik oldu.

 

IMG_8617Yeni sahipleri tarafından alınan yıkım kararından çok sonra medya kanalı ile haberdar olduğunu söyleyen projenin mimarı Buluç ‘’ gelişmeler beni son derece üzüyor. Telif hakkına itibar edilmiyor. Bu konuda yargının kararını bekliyorum’’ dedi.

S.Ö. Sayın Buluç sizi tanıyalım. Ragıp Buluç kimdir, bize anlatır mısınız?

R.B. Ankara’da 1940 yılında dünyaya geldim. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesinden 1964 yılında mezun oldum. Yüksek lisans eğitimimi de yine aynı üniversitede tamamladım. Daha sonra Devlet Planlama Teşkilatında çalıştım. Kamudan kendi işimi kurmak üzere ayrıldım. Serbest Yüksek mimarlık ofisimi kurdum.

S.Ö. Atakule sizin en önemli projeniz olsa gerek. Bu fikir nereden çıktı. Proje gibi fikirde sizin mi?

R.B. Sizin de söylediğiniz gibi proje benim, fakat fikir Ankara’lı iş adamı Mete Bora’ya ait. Kendisi beni aradı ve böyle bir fikri olduğunu ve belediye ile irtibata geçtiğini prensiben uygun görülen projenin çalışmasını yapmamı istedi. İlk başlarda 30 dan fazla mimar bu konuda projeler hazırladık. Bu rakam elenen projeler sonrasında 3’e kadar indi. Sonuçta benim projem kabul edildi. Ben projem kabul edildikten sonra, başta uzak doğu olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinde ön araştırmalar yaptım. Bu araştırmalar çarşı olacak bölümle ilgili idi. Kulenin projesi ile ilişkilendirilecek bir çarşı ve sosyal yaşam alanı oluşturulacaktı. Dünyanın çeşitli merkezlerinde gezip gördüğüm yerlerden sonra, İstanbul tarihi kapalı çarşısı beni daha fazla etkiledi. Oradan esinlenerek çarşı bölümünü oluşturdum.

S.Ö. Şimdi kulenin kendisi ayakta, çarşı bölümü yıkıldı. Bunu nasıl karşıladınız?

R.B. Yaptığıma pişmanım . Bunu abartı sanmayın sakın. Karacaoğlan’ın dizeleri geldi aklıma ‘’At yoruldu, ben yoruldum. Güzel bindiri, bindiri’’ yani kule yapıldığından sonra gerçekten beklenenden çok daha fazla ilgi gördü. Çok yoğun ve hoyratça kullanıldı. Buda kuleyi yordu. Beni yıkımdan çok yeni sahiplerinin bu konuda beni muhatap almamaları üzdü. Benim yavrum, adeta çocuğum gibi övünç duyup üstüne titrediğim eserim, benim iznim alınmadan yıkılıyor. Bu hukuksal anlamda da, nezaket anlamında da çok doğru bir davranış değil. Üstelik telif hakkı denen bir kavramdan bir haberler.

S.Ö. Siz telif hakkından söz etmişken, kule yada çarşı bölümünde daha önce hiç değişik yapılmadı mı?

R.B. Tabii ki zaman zaman bazı değişiklikler yapıldı. O zaman kulenin mülkiyeti Vakıflar Bankasına aitti. Bir değişiklik yapılacağı zaman beni arar iznimi alırlardı. Yani zaman zaman küçük teliflerde bulundum. Vakıfbank muhatap iken ufak tefek değişiklikler için vermiş olduğum telif ve izni binanın yıkımında kullanmak istemeleri beni son derece üzdü. Benim yeni sahiplerinden en küçük bir talebim olmadı. Ancak bu konuda asılsız söylentiler çıktı. Bu dedikodular da can sıkıcı ve üzücü. Bakın istiklal marşı şairimiz üstad Süleymaniye’nin yıkılmasına kaşı çıkışıyla ilgili söyledikleri geldi aklıma diyor ki ‘’ Süleymaniye’yi yıkmak için 2 ırgat kazma kürek yeter, oysa ki yapmak için 1 Süleyman 1 Sinan gerek’’

S.Ö. Bugün yıkım bitmiş, yenileme işleri devam ediyor. Madem telif ve izni yok bundan sonra ne olacak?

R.B. Hukuksal mücadelemiz devam ediyor. Ben haklı olarak yıkımı öğrendikten sonra mahkemeye başvurdum. Bu konuda mahkemenin birini kazandım. Yani mahkeme beni haklı buldu. Şimdi halen devam eden diğer mahkemelerin vereceği kararı bekliyorum. Devam eden davalar hakkında yorum yapmak doğru değil. Bekleyip göreceğiz. Gelişmeleri üzüntü ile seyrediyorum.

S.Ö. Sayın Buluç Atakule’nin dışında mesleğiniz ve eserlerinizle ilgili sizi böylesi üzen başka bir olay varmı?

R.B. İlginç bir anım var. Danimarka’nın başşehri Kopenhag’da yapılması planlanan bir cami projesi vardı. Benim projem kabul edildi. Geçmiş ile geleceği birleştiren değişik bir proje hazırlamıştım. Beni bu proje için teşvik eden rahmetli Adnan Kahveci idi. Çok beğenilen projem maalesef Danimarka’da o yıl yapılan seçimlerin sonucunda iptal edildi. Bu olayda beni bugün kulenin başına gelen izinsiz yıkım kadar üzmüştü.

S.Ö. Türkiye’de bilinen diğer eserlerinizden ve girdiğiniz yarışma, kazandığınız ödüllerden de söz edermisiniz?

R.B. Gerek yurt içi gerekse yurt dışında birçok çalışmalarım ve katıldığım proje yarışmalarım oldu. Ülkemizde Atakule’nin dışında en bilinen eserlerimin başında İstanbul Abdi İpekçi Spor Salonu ile Boğazlar Radar Kulelerini sayabiliriz. Bunların dışında özellikle yurt içinde birçok hayata geçirilmiş çalışmalarım var. Ödül konusunda da size iki örnek vereyim. Japonya ve Lizbon da iki önemli ödülüm var. Ödülden bahsederken aklıma geldi bir proje yarışması sırasında ünlü bir akademisyenin kürsüde yaptığı konuşmadaki sözleri bugüne kadar hiç aklımdan çıkmadı. Hocamız konuşmasında ‘’ mimarlık, oyuncaksız büyümüş çocukların eline kırsın döksün diye bilinçsizce verilmiş oyuncak değildir’’ demişti.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam