“Ya taksim, ya ölüm” diye başlamıştı!

0
71

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, “Tüm çabalara rağmen Kıbrıs’ta anlaşmaya varılamadığını” açıkladı…

Yunan ve Rum taraflarının üzülmesine, Türkiye ve Kıbrıslı Türklerin sevinmesine neden olacak bir gelişme bu… Eğer dayatılmak istediği gibi bir anlaşma olsaydı, üzülecek biz olacaktık…

“Son 15 yıldır, yani iktidara geldiğimiz günden bu yana; Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulabilmek için ve ‘Annan Planı’nın Rumlar tarafından reddedilmesine rağmen’ her türlü katkıyı sağladık” diyen Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Türk tarafının üzerine düşeni yaptığa dikkat çekmek istiyor…

Görüşmeler sürerken sızan bilgilerin “Kıbrıs gidiyor mu?” endişelerine neden olduğunu hatırlayınca, yapılanların “üzerimize düşenin çok fazlası” olduğu söylemek gerek halbuki…

Özellikle; Rum tarafının garantiler ve adadaki Türk askeri konusunda ‘sıfır asker, sıfır garanti’ tutumunu sürdürmesi, endişe veriyordu… Yani söz konusu olan, Türk askerinin Ada’dan çekilmesi ve Türkiye’nin garantörlüğünün sona erdirilmesiydi…

Geçmişte olanları hatırlamak gerek…

Kıbrıs 1960 yılının 15 Ağustos’u 16 Ağustos’a bağlayan gece yarısından itibaren Britanya’nın sömürgesi olmaktan çıktı ve bağımsız bir Cumhuriyet oldu… Cumhurbaşkanı Başpiskopos III. Makarios ve ilk Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fazıl Küçük’tü…

…Ve işlerin yolunda gitmeyeceği, daha başlangıç sürecinde belli oldu…

Niyetim tarih dersi vermek değil elbette ki… Sadece sorunun Türkiye’ye ilk yansıyışının “Ya Taksim, Ya Ölüm” mitingleriyle yansıdığını hatırlatayım…

Doğu Akdeniz’in en stratejik noktası olan Kıbrıs, fiziki yakınlığı açısından en çok Türkiye için önemliydi… Ama Ege’deki adalarla tatmin olamayan Yunanistan, Kıbrıs’ı da istiyordu…

ENOSİS günleri, katliamlar, darbe ve sonunda “mecburi” duruma gelen çıkarma ve en sonunda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanı… Bu arada Türkiye’ye uygulanan ambargolar…

…Ve şehitler…

Madem şimdi “görüşmeler bitti” diyoruz, o zaman bir daha tekrarlanmaması için de hazırlıklı olmalıyız… Bizi buna zorlayanların tek amacı “Kıbrıs’a sahip olanın elde edeceği” stratejik üstünlüğü” sağlamak… Yoksa ne Türkler onların umurunda, ne de Rumlar…!