XVI. ve XVII. Yüzyıllarda Ankara

0
93

Kentlerin tarihi, ülkelerin tarihine ışık tutar. Kentlerin, tarihi süreçte gelişen sosyal, siyasal, ticari,ekonomik, demografik ve tarihi özellikleri incelenerek, önemli sonuçlara varılmaktadır. Tarih, coğrafya ve toplum birlikte incelenmelidir.

Kadı sicilleri, Tahrir defterleri,şeriye sicilleri, devlet kayıtlar gibi belgeler, geçmişin bilgilerini, kültürel değerlerini günümüze ve geleceğe taşırlar.Yapılmış olanlar yapılacaklara yol gösterirler. Bu belgeler Osmanlı Arşivlerinde mevcuttur. Kent müzeleri kurulmalı ve bazı bilgi ve belge örnekleri burada serginmelidir.
Başlangıçta bir “kale şehir” olan Ankara,Hitit, Frig, Galat, Roma,Bizans, Selçuklu, Osmanlı medeniyetlerini görmüş ve Türkiye Cumhuriyeti ile bu günlere gelmiştir.
Topoğrafik bakımdan Ankara, ilk zamanlarda üç kapısı bulunan bugünkü Hisar’dan başlayarak, tren istasyonuna doğru gittikçe alçalan eğimli bir arazi yapısına sahiptir.İlk zamanlar kaleden ibaret olan şehir ,zamanla iki bölüm halinde kale dışına taşmıştır. Kale çevresine ‘Yukarı yüz’ bugünkü Anafartalar caddesi altında kalan ve Hacı Bayram camiinden Karacabey külliyesine uzanan kısma ‘Aşağı yüz’ denilmiştir.

Hanlar,hamamlar, kaleler, surlar, dini yapılar,köprüler,eğitim kurumları ve esnaf çarşıları, şehrin ticaret,kültür ve meslek hayatına ışık tutmaktalar:
Bedesten ve hanlar: Penbe Han, Kapan Han,Kurşunlu Han,Hasan Paşa hanı,Zağfirancı han,Tuz Hanı,Çengel Han,Bakır Hanı.
Esnaf çarşıları ve pazarlar: Atpazarı Çarşısı,Koyunpazarı Çarşısı,Karaoğlan Çarşısı,Debbağhane Pazarı,Kağnı Pazarı,Uzun Çarşı,Kapan isimleriyle anılmakta.
Coğrafi nokta olarak 978 metre yükseklikte kurulan Hisar, iç ve dış kaleden ibaret olup, yönetim ve ticaret ağırlıklı yapılara sahiptir. Ayrıca, medreseler ve diğer dinsel yapılar da mevcut. Sicillerde yer alan hamamlar arasında Eynebey,Şengül, tahtakale,Hasan paşa,karacabey,kaledibi ,tor Hasan isimleri bulunmakta.
1601 tarihli bir yerleşim çizimi üzerinde 85 mahalle ismini görmekteyiz.(Leblebici mahallesi,Ürgüp mahallesi,Çakırlar mahallesi,Ahi Tura mahellesi,Yenişehir mahallesi Vb)
Polonyalı gezgin Smeon Ankara için şunları yazmış: “Şehir halkı kâmilen sofçudur. İyi cins sof buradan çıkar ve dünyanın dört yanına sevk edilir.” Bir Avrupalı ressamın çizdiği, kale ve çevresindeki yerleşimleri gösteren Ankara tablosunda, sof imalatını gösteren atölyelere de yer verilmiştir.
1640 tarihinde Ankara’yı ziyaret eden Evliya Çelbi, esnafları ve tüccarları özel olarak ayrıntılı bir şekilde anlatmıştır.
Peypazarı hakkındaki notları kısaca şöyledir: ” İlk Fatihi Kütahya Beylerbeyi Yakup Şah’ın veziri Dinar Hazer’dir. Güzel bir pazar kurulur. Bütün kıymetli eşyalar bulunur. Halkın uğraşısı tiftik keçisi olduğundan, pazarlardas sof çok satılır. müşterisi vardır. Senede bin kadar sof ipliği satılır. Halkın çoğu bilgindir ve Oğuız taifesindendir…”

Hitit ve Frigler’den sonra, Roma döneminde, İrandan Anadolu’ya uzanan Kral Yolu üzerinde önemli bir askeri ve idari merkez olan Ankara, ticari ve sosyal yönden de önemli gelişmeler göteren bir merkezdi.
Ankara,XVI:yüzyılda Tımar Rejiminin uygulandığı bir Osmalı Eyaleti idi. Tepriz İpek Yolu’nun Anadolu kolu içersinde yer alan Beypazarı, Nallıhan ve Ankara’dan geçen yollar,Çankırı, Tokat, Çorum, Amasya istikâmetinden Erzincan ve Erzurum’a ulaşmaktaydı.
Anadolu’yu çaprazlama kesen Afyon, Akşehir ve konyaDan geçerek ,Halep ve Şam’a ulaşan ticari önem taşıyan bir yol, Ankara, Kayseri, Konya,Urfa, Hatay’dan geçmekteydi.

Halk ozanımız Turnaları Yozgat, Sivas, Maraş, Üzerinden Hatay’a uçurarak tarihe not düşer:
“Elbistan’dan kalkınca görünür Nurhak dağları,/Zatından cıgallıdır oranın ağası beyi,/Uğrunuza gelir de azaplı Köyü,/Bir gece orada kalın turnalar./Oradan kalkınca görünür gavur Dağları,/Çıkarın karaları da bağlan ağları,/Altı arap atlı da Türkmen beyleri,/Amik Ovası’na inin turnalar.”
“Si-An’da Tran’a TARİHİ İPEK YOLU” kitabımda , Kral ve İpek Yolu’nda Beypazarı, Nallıhan ve Anlara’ya özel olarak yer verdim. Yüzyıllar öncesinden başlayarak, askeri,idari ve ticari yönden çok önemli bir merkez görevi yapan Ankara’nın XVI. ve XVII. yüzyıllardaki durumuna kısaca değindim.
Kanuni Devri’ne ait “Anadolu Mufassal Defteri’ne” göre Ankara Sancağı’nda toplam olarak: 741 köy,339 mezraa,113 çiftlik, 21 yaylak,466 yörük cemati bulunmaktaymış.
Bir zamanlar, Ayaş,Çubuk, Yabanâbat, Muratzabât,Çukurcak,Şorba, Yörük ve Bacı isimleri ile 9 kazâ dairesine bölünmüş Ankara, hakkında binlerce eser, makale ve araştırma bulunmakta.

Geçmişi bilmek ve geleceğe plan yapmak açısından bu bilgi ve belgeler önemini ve önceliğini korumaktadır.Bu alanda önemli eserler çıkaran Ankara Enstitüsü vakfı’nı gönülden kutluyorum.
Tarih ve coğrafya bilgisi ve bilinci toplumlar ve ülkeler için çok değerlidir.