Ana Sayfa Yazarlar Vize sorununuzu aşık olduğunuz adama sorunuz!

Vize sorununuzu aşık olduğunuz adama sorunuz!

111
PAYLAŞ

Sizleri bilmem… Ancak yazdıklarımın yanlış sonuçlanmasından hiç hoşlanmam! Geçen gün size, AB’nin vatandaşlarımıza Schengen vizesinden muafiyet sağlayacağından bahsetmiş ve AB açısından fazla bir manevra alanı kalmamış olduğunu yazmıştım. İşin gırgırı, bu vize anlaşmasının AB tarafından baltalanmasının yüksek olduğunu da geçmiş yazılarımda ifade etmiştim.

Ama derler ya; hayat sürprizlerle doludur diye!
Nereden bilebilirdim ki bu konudaki gelişmelerin Başbakan Davutoğlu’nun, adına ‘Anayasal Darbe’, ‘Post Modern Darbe’ veya ‘Saray Darbesi’ olarak nitelenebilecek gelişmelerin sonucunda azledilmesiyle birlikte doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından azledilebileceğini? Hem de aynı Erdoğan tarafından, 2004 yılında AB ile müzakerelerin tekrar başlatılması dolayısıyla tüm ülkede havai fişekler attırılmış iken.
Hatırlayacaksınız belki de… Erdoğan, Başbakan sıfatıyla 2013 yılında Türkiye ve AB arasında “Vize Serbestisi Diyalogu Mutabakat Metni” ve “Geri Kabul Anlaşması” metinlerinin imzalanmasına öncülük etmedi mi?
Davutoğlu’nun siyasi kaderini belirleyen gerçekten de bu iki konuda sağlanan gelişmelerdir. Ancak Zat-ı Muhterem’in, konumu itibarıyla kendi kontrolü altında olmayan bu konularda herhangi bir gelişmede damgasının bulunmayışını kabul etmesinin mümkün olmadığını en iyi bilmesi gereken de Davutoğlu değil miydi?
Boşverin sizi unutkanlar sizi! Yine de AB’nin Schengen vizesi konusundaki kararının açıklanmasından önce, konuyla ilgili geçen yazımızda belirtilen faktörlerden ‘terörizmle mücadele’ konusunda Erdoğan’ın AB’ne ‘sizinle yollarımız ayrı’ mesajı verilmiş bulunulması ile birlikte artık siz değerli okurlarımızın AB ülkelerine aracısız, seyahat acentesiz falan gitmesi ihtimali artık rafa kaldırılmış bulunmaktadır.
İşin vahimi, AB’nin bu konuda yapabileceği ve tüm dünyanın gözüne bir örnek olarak gösterebileceğimiz bir kabahatini devletin en üstünde yer alan şahıs, geçmişteki tüm girişimlerine ters bir anlayışıyla sonuçsuz bırakmıştır. Bu konudaki ifadesi de zaten Davutoğlu’nun ipini tek başına çektiğinin itirafı olarak tarih sayfalarına yerleşmiştir.
Daha önceki yazılarımızda Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin, samimiyetsiz âşıklar arasındaki sevda olarak göründüğünden bahsetmiştim. Bugünkü gelişme, bu samimiyetsizliğin en büyük kabahatlisi olarak kimin algılandığını gösteriyordur sanırım!

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam