Vatandaş karamsar, hayallerini öteliyor

0
627

Sokaktaki vatandaş: gelecek bir yılda hem kendi hem de ülke ekonomisinde iyileşme ihtimalinin azalmaya başladığını, maddi durumunda da düzelme olmayacağını, işsiz kalabileceğini, otomobil, konut, dayanaklı tüketim malı alma ihtimalini ötelediğini, tasarruf edemeyeceğini, geçinmek için borç para arayacağını, söylemiş.

Vatandaş, bunları; Türkiye İstatistik Kurumu ve Merkez Bankası’nın işbirliği ile yürütülen Eylül ayı “tüketici güven eğilim” endeksinde ifade etmiş. Genel olarak bakıldığında, endeks verilerinde sorgulanan tüm başlıklarda ana rakamlar, hem geçen Ağustos ayına hem de gelecek 12 aya göre, önemli sıçramalarla aşağı yöne, olumsuza gitmiş. Bu tür anketlerde, endeksin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması kötümser durumu gösteriyor.

Tüketicinin yani sokaktaki vatandaşın ekonomiye güveni Eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 3,4 oranında azalmış ve 71,1’den 68,7 inmiş.
Verilere göre, vatandaş; maddi durumunun bozulduğunu, gelecek bir yıl içinde tasarruf ihtimalinin düştüğünü, tüketim ihtiyacı için borçlanmaya gidebileceğini, enflasyonun çok büyük oranlarda düşmeyeceğini, aldığı ücretin artmayacağını belirtmiş. Gelecek bir yıllık dönemde otomobil, konut alma, konut inşaatına başlama, konutunu tamir ettirme gibi “hayalleri ve planları da” ertelemeye başlamış.

Peki, ne oldu da oldu böyle sadece bir aylık dönemde ve geleceğe yönelik beklentilerde böylesine önemli, kırılma yaşandı? En önemlisi genel ekonominin geleceğe yönelik kaygılar, karamsarlık arttı? Konut, otomobil alma hayallerini azalttı? Üstelik “gelecek 12 ay içinde maddi durumum bozulacak, borç alacağım, bir kenara üç beş kuruş koyma ihtimalim bile yok” demeye başladı?

O zaman dakika başı patlatılan “ver coşkuyu ekonomiye” demeçleri, söylemleri ile bu veriler neden örtüşmüyor?
“Şöyle büyüdük, böyle kredi dağıttık, dünyanın en büyük 13. ekonomisi, ihracatta rekor kırıldı, işsizlik azalacak, enflasyon düşecek, dolar inecek” deniliyorsa ama eğer vatandaşta, “işler gelecek aylarda daha da kötüye gidecek” görüşü hakimse; demek ki bir yerlerde çelişkiler, kopuklular var. Ya gerçekler saklanıyor, söylenmiyor, ya da başka “hikayeler” anlatılıyor

Hafta başında açıklanan gelir dağılımı verilerinde 11 milyon insanımızın yoksulluk sınırının altında yaşadığını, sekiz kişiden birinin günlük 52 liranın altında bir parayla geçinmek zorunda olduğu, her üç kişiden birinin evini, damını, penceresini tamir ettirmeye bile gücü olmadığı görülmüştü.
Her iki veriyi yan yana koyduğunuzda, vatandaşın ekonomik zorlukları, yaşadıkları, beklentileri olumsuza gidiyorsa, her gün yüzü biraz daha asılıyorsa, lokması eksiliyorsa, mobilyasını değiştiremiyorsa, iki yakası bir araya gelmiyorsa; yapılan ve yapılacak işler tekrar gözden geçirilmeli.
2019 seçimleri için iddialarını ortaya koyanlar, esas vatandaşın gelir ve yaşam kalitesindeki “metal yorgunluğu” şimdiden değiştirmeze “siyasette de güven endeksi” aşağı iner. Vatandaş önce cebine sonra sandığa bakar. Vatandaşın bu konudaki mesajı da bugünden belli.