Ekonomiyi canlandırma uğruna yılbaşından buyana yürürlüğe sokulan kararların “geri dönüşümü” belli olmaya başladı. Vergiler ertelendi, SGK primlerini devlet üstlendi, uçana kaçana, gözüne bakmadan binlerce işletmeye krediler açıldı, referandum yapıldı, evet oyu uğruna babaannelere bile maaş bağlandı.

Borcu harcı olanların neredeyse tümüne, erteleme, öteleme, yapılandırma imkânı getirildi. İyi, güzel, vatandaş, iş yeri sahibi, esnaf biraz rahatladı ama bir de bakıldı ki tamtakır olmuş.

Bütçedeki beş aylık açık 11.5 milyar liraya çıkınca Hazine kamunun ihtiyaçlarının yanı sıra borç ödemelerini çevirmek için piyasalardan para çekmeye başladı. Ancak şaşırtırcı olan, Hazine’nin öngörülenden daha fazla borçlanması. Haziran ayında Hazine’nin borç yenileme oranı yüzde 139, piyasalardan borç bulma oranı da yüzde 151’e ulaştı. Gereğinden fazla borçlanma, gelecek aylarda daha da azalacak gelirler sonucu oluşacak açıkları kapatmak için şimdiden önlem alınması, faiz ve anapara geri ödemeleriyle piyasalarda kısmen nakit rahatlığı sağlanması, böylece ilerideki borçlanma faizlerinin yükselmesinin önlenmesi şeklinde yorumlanabilir.

Hazine’nin zorda olduğunu diğer rakamlar şöyle ortaya koyuyor: Hazine 2001 krizinden sonra iç borçlanma oranlarını yüzde yüzün altında tutmaya başladı. Yani yüz lira için 80–90 liralık borçlanma yetiyordu. Tüm dünyanın “hayran kaldığı”,” başarı hikayesi” diye ballandıra ballandıra anlatılan bu durum şimdi tersine döndü.
Bugün Hazine borçlanmak için piyasalara gidiyor, piyasalar. para bulmak için vatandaşın tasarrufunu yüksek faizle topluyor, yurt dışından fon buluyor. Hazine gibi garantili borçlu varken, özel sektöre para vermemek için de kredi faizlerini yükseltiyor. Hazine para istedikçe piyasalarda faiz artıyor. Bu tablo “faizleri düşürün yoksa…” diye başlayan cümlelerin havada kaldığını gösteriyor.

Bizim pembe gözlüklü ekonomistler “ekonomiye güven, Türkiye’nin geleceğine yatırım” gibi yağlı ballı sözlerle yurt dışından gelen “sıcak paraları” şenlik havasında karşılamaya devam etsinler ama soralım Hazine niye böyle açıldıkça açıldı?

Hazine’nin şimdiden gereğinden fazla piyasalardan para toplama durumuna düşmesinin esas kaynağı ’dur. Hazine’nin en önemli gelirlerinin ’na aktarılması, geçmişin “başarılı hazine ve kamu maliyesi “ yönetimini zora sokmuştur. Kamuya ait bankaların para basan iktisâdi kuruluşlarının gelirlerinin, karlarının Fona girmesi, Hazine’yi kurutmaya başlamıştır. Gelir gider dengesini alt üst etmiştir. Eskiden olsa zamlarla Hazine açıkları kapatılırdı. Şimdi enflasyon daha da azmasın diye zamlar erteleniyor. Ama bunun bedelini yüksek faizlerle ve zorla belli oranlarda tutulmaya çalışılan ve kronikleşen enflasyonla vatandaş ödeyecektir.
Peki, Varlık Fonu’ndan haber var mı? En son referandumdan sonra strateji belgesinin onay için hükümete sunulacağı ve bu belgeye göre yola çıkacağı söylenmişti. Üç ay geçti, ne belge ne onay ne uygulamalar var. Varsa da kamuoyunun haberi yok. hele kaç para birikti devlet sırrı gibi saklanıyor.
Sıra Hazine’yi kurtarmaya geldiyse, en yakın kaynak Varlık Fonu’dur. Fon destek versin Hazine düze çıksın. Elin adamı kazanacağına bizim fonumuz kazansın, para yine bize kalsın.