Büyük umutlarla oluşturulan Türkiye Varlık Fonu daha yola çıkmadan tökezledi, yıprandı, yalpaladı. Ülkenin günlük cari gelirlerini sağlayan devası kamu kuruluşlarını bünyesine alan Fon, gerek kaynakları, gerekse yöneticilerine yönelik eleştirilerle, soru işaretleriyle doğdu.

Bunlara şeffaflık ve hesap verebilirlik sorunu da eklenince vatandaşın ve piyasaların beklediği güven ortamı yaratılamadı.
Büyük tutarlara ulaşan Fon; paraları nasıl harcayacaktı? Kuruluş sözleşmesinde öylesine sınırsız yetkiler ve bir bu kadar da boşluk vardı ki “keyfi yönetimle” her şey yapılabilirdi. Konuya ilişkin 6 Şubat 2017 tarihli “En kral yetki varlık fonuyla gelecek” başlıklı yazımızda şunları dile getirmiştik:

“Yol, köprü, baraj mı yapılacak, gelsin varlık fonu. Bir yerlerde özel sektörün işi mi ters; batanlar mı var; ver parayı, kurtar varlık fonundan Dolar mı yükseliyor, fon satar birkaç milyar doları, dolar yerle bir olur. Fon yönetimi gider Katar’da, Azerbaycan’da petrole yatırım yapabilir, Brezilya’da kahve işine girebilir, Endonezya’da kauçuk ormanları satın alabilir, New York Borsası’na açılabilir, akan, konan her şeye ortak olabilir. FETÖ’cülerin el koyulan tüm mallarının satışından sağlanan gelirler de buraya alınabilir.

Ülkenin yatırım projelerinin finansmanı tümü varlık fonuyla ilişkilendirilebilir. Geciken, parası kaynağı yetersiz olan tüm yatırımlara burada para desteği verilebilir. Örneğin, şehir hastaneleri projeleri buradan finansmanla kısa sürede gerçekleşebilir. Aklınıza daha ne geliyorsa her şey fon kapsamına alınabilir.”
Aynı yazıda fon yönetiminde yetki ve yönetim konusuna da dikkat çekmiştik

”Eğer evet çıkarsa (Nisan referandumu) yeni anayasal sistemde Başbakanın tüm yetkileri doğrudan Cumhurbaşkanına geçecek. Bu durumda Cumhurbaşkanın emrinde bir yanda örtülü ödenek, diğer yanda varlık fonu olacak. Bu iki kaynağın gelirleri, giderleri, imkânları ve kullanımları sınırsız, bir kişinin iki dudağına ve tek imzasına bakıyor. Cumhurbaşkanı arzu eder ve gerek görürse devletin tüm gelirlerini bu fona alabilir, aynı şekilde harcayabilir. Denetim olmadan “memleketin hayrına iyi işler” denilerek bu fon uygulamasıyla hazine ve maliye devre dışı bırakılabilir. Buna hiçbir yasal engel bulunmuyor”.
Bu görüşlerimiz, sorularımız hep gündemde ama cevapsız kaldı. Daha geçen hafta, ekonomideki sıkıntılara değinen “Evde sigara sararak büyüyoruz” başlıklı 31.08.2017 günlü yazımızda şu görüşü paylaşmıştık:

“Ya bu Varlık Fonu? Adı var kendisi yok. Bir yıldır faaliyette, yüksekten maaş ödemeleri dışında ne iş yapar, memleketin paraları nereye gidiyor, bilen yok. Devletin günlük gelirlerini yutan ve Hazine’yi tamtakır eden böyle bir fonun kurulmasından yoksa pişmanlık mı duyuluyor?”
Biz “pişmanlık” demişiz, gerçekten de böyle bir hava varmış. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fonun yeniden reorganize edileceğini açıkladı. Fon Başkanın işine son verildi, diğer yöneticiler de yakında gider.
Umarız bu fondaki paralar; saçma sapan batak işlere, yedi yıldızlı yurt dışı gezilere, yüksek maaşlarla eşe dosta, yeğene, okul arkadaşına gitmemiştir.