Ardından milyonları sürükleyen tüm zamanların en popüler sporu futbol, biraz da içinde barındırdığı doğaçlama özellikleriyle güzel. Yani, hatasıyla sevabıyla, eğrisiyle doğrusuyla bir bütün halinde tutkunuz bu oyuna.
Hemen her maçta, “Penaltı mı değil mi?”, “Ofsayt var mı yok mu?”, “Pozisyon kart gerektiriyor mu, gerektirmiyor mu?”, “Kartın rengi kırmızı mı, sarı mı olmalı?” gibi bir sürü sorunun yanıtını arıyoruz. Maçların bitiminden sonra, bir sürü TV kanalında ileri geri, kare kare oynatıp bir sonuca varmaya çalışan futbol yorumcuları ekranlarımızda yer alıyor. Çoğu zaman üzerinde dakikalarca detaylı irdelemeler yapılan pozisyonlarda bile farklı düşünceler ortaya çıkabiliyor. Birinin penaltı yorumu yaptığı pozisyona, bir diğer futbol eleştirmeni ‘devam’ diyebiliyor. Kırmızı kartla cezalandırılmış bir aksiyona, “Hayır, değil kırmızı kart, kesinlikle sarı bile gerekmez” diyen yorumcuları izleyebiliyoruz.
İşte tüm bunlardan da anlayabileceğimiz üzere, futbol birbirinden farklı birçok yorum ve değerlendirmeye açık bir olgu.
Son zamanlarda tüm dünya futbol kamuoyunda, tekvando, karate vb. gibi do sporları ya da güreş gibi branşlarda uygulanan, ‘video görüntülerine bakılarak karar verme’ durumunun futbolda da uygulanması tartışılıyor.
Doğru, hakem hataları bazen maçların sonucunu doğrudan etkileyip, çeşitli takımların kaderleriyle oynayabiliyor. Ancak unutmamalıyız ki, bir maçta verilen hatalı karardan ağzı yanıp mağdur olan takım, bir başka mücadelede, bu kez lehine yapılan bir hakem hatasıyla kazanan taraf oluveriyor. Yani, “Bugün bana, yarın sana” mantığı ortaya çıkıyor.
Bir başka anlatımla, kasıt olmaksızın yapılan hata herkese denk gelebilir. Yeter ki vurgulamaya çalıştığım gibi belirli bir amaç uğruna, yani kasıtlı olarak yapılmış olmasın.
Özellikle milli takımımızın Ukrayna karşısında 2-0 yenildiği maçta yediğimiz her iki golde de, hakem hatası oluşu konuyu bir kez daha gündemin en baş köşesine taşıdı. Medipol Başakşehir Kulübü Başkanı Göksel Gümüşdağ, Video Yardımcı Hakem (VAR) sisteminin, hayata geçmesi gereken bir devrim olduğunu söyledi. Kulübün resmi internet sitesinde açıklamalarda bulunan Gümüşdağ, “Ulusal bir mesele olduğu için bu gerçeği hepimiz gördük ve canımız yandı. Aynı duyguları hakkı yenen takımın taraftarları her hafta yaşıyor. İşte bu yüzden VAR, modası geçmiş bazı eleştirilerle zaman kaybına uğramadan, hiç vakit kaybetmeden hayata geçmesi gereken bir devrimdir. Futbol, hak edenin kazanması gereken bir oyundur” dedi.
Ancak sevgili Gümüşdağ, futbolun orijinal dokusuna tamamen aykırı VAR sisteminin, bu sihirli oyunun dengesini bozacağının farkında değil herhalde.
Düşünebiliyor musunuz; maç oynanıyor ve tereddüt duyulan bir pozisyon için oyun durdurulup video izleniyor, bir daha bir daha izleniyor. Yani oyun akışı sürekli duraksayıp oyunun zevki kaçıyor. Son yıllarda, birçok nedenle stada neredeyse zoraki gelen bir avuç taraftarı da, futboldan soğutmaz mı?
Sözün kısası; Futbolu kendi içinde yer alan hatasıyla sevabıyla kendi haline, özüne bırakmak gerek. Yoksa, VAR derken, futbolu ‘YOK’ edersiniz.
Benden hatırlatması…

PAYLAŞ
Önceki İçerikKonuk
Sonraki İçerikZÜPTERELELLİ!
Erden Aktoğu
1984 yılında merhaba dediği spor basınında, Ortadoğu, Tercüman, Gözcü ve Günaydın gazetelerinde muhabirlikten spor müdürlüğüne geçti. Üç yıldır gazetemiz Sonsöz’e yazıyor.