Ana Sayfa Yazarlar Vakʿa-i Hayriye’den 15 Temmuz Darbe Girişimine

Vakʿa-i Hayriye’den 15 Temmuz Darbe Girişimine

305
PAYLAŞ

1826 yılında Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması Türk Tarihi’ne Vakʿa-i Hayriye olarak geçmiştir. 500 yıllık Yeniçeri Ocağı, Osmanlı Devleti’nin en köklü kurumlarından birisi idi.

Osmanlı Devleti, Yeniçeri Ocağı’nın gücünü Altı Bölük Halkı olarak bilinen ulufeli sipahiler ile dengeliyordu. Yeniçeriler azıttığı zaman Devlet sipahileri okşuyor; sipahiler azıttıklarında ise Yeniçerileri kullanarak dengeyi sağlıyordu. Yüzlerce yıl bu denge hep bu yolla korundu.
Tarihimizde daha çok Genç Osman olarak bilinen II. Osman Yeniçerilerin disiplinsizliğini bizzat görmüş ve sefer dönüşü Yeniçeriliği kaldırmak için plan hazırlamaya başlamıştı. Bunu anlayan Yeniçeriler genç padişahı tahttan indirdikleri gibi korkunç bir şekilde şehit etmekten çekinmemişlerdi. Deli Mustafa’yı iki defa Osmanlı tahtına oturtmuşlar ve 2 yıl içerisinde 3 defa cülus bahşişi almışlardı. Devlet IV. Murad’ın uzun ve gayretli çabaları ile yeniden rayına oturtulabilmişti.

1826 yılında Yeniçeriler artık İstanbul’un kabadayıları idiler. Yapılan her evden, açılan her dükkândan, denize indirilen her gemiden muhakkak haraç alıyorlardı. “Balta asmak” deyimi haraç istemenin diğer adı idi. İstanbul’da kadınlar, kızlar Yeniçerilerin zorbalıklarından dolayı sokağa çıkamaz olmuşlardı.
III. Selim zamanında kurulan Nizâm-ı Cedîd Ocağı, Kabakçı İsyanı ile ortadan kaldırılmış ve III. Selim şehit edilmişti. 1807- 1808 savaşları bu askerle bir zaferin mümkün olamayacağını göstermişti. Yeniçeriler ise orduda yapılacak her ıslahatı kendileri aleyhine girişilmiş bir suikast olarak görüyorlardı. 1826 yılında Yeniçeri Ocağı içerisinden asker yazılarak modern usulde talim yaptırılmasına da karşı çıktılar. Meşhur “kazan” yine Et Meydanı’na çıkarıldı.

Yeniçeri Ağasının konağı yağmalandı. Bâb-ı Ālî’ye baskın yapıldı. Sarayda toplanan devlet ricali ve ulema bunlara taviz vermekle bir yere varılamayacağına karar verdiler. Şeyhülislam isyancıların katlinin vacib olduğuna dair fetva verdi. Sultan II. Mahmut, Sancak-ı Şerif’i bizzat çıkarıp Sadrazama teslim etti. Sancak Topkapı Sarayı bahçesine dikildi. İstanbul halkına dellaller çıkarıldı. Müslüman olan, eli silah tutanların Sancak-ı Şerif altında toplanmaları istendi. Üç bin medrese öğrencisi ve binlerce halk Sancağın altına akın akın gelmeye başladı. Asi Yeniçeriler, Saray’a gelmekte olan halkın bir kısmını öldürdülerse de sel gibi gelen halkı durduramadılar.

yılmazhoc4O zamana kadarki bütün isyanlarda Yeniçeriler şu veya bu şekilde ulemayı yanlarına almışlardı. Bu sefer Yeniçeri Ağası Hüseyin Paşa ve bütün ulema Padişahın yanında idi. Asi yeniçeriler ulemanın desteğini alamamışlar ve kendi komutanlarından büyük kısmı da isyana katılmamıştı. Halk Yeniçerilere büyük bir öfke duyuyordu. İşte bu yüzden İsyan bastırıldı. Yeniçeri Kışlası topa tutuldu. Yakalanan Yeniçeri liderleri idam edildi. Sadece İstanbul’da değil bütün ülkede Yeniçeriler takibata uğratıldı. Yakalanan Yeniçeriler idam edildiler.

Yeniçeri teşkilatı yerine Asakir-i Mansûre-i Muhammediye (Mansure Ordusu) adıyla asker yazılmaya başlanıldı. Ama yüzlerce yıllık askeri teşkilatın ortadan kalkmış olması ve ülkede yaşanan karışıklıklar düşmanların iştahını kabarttı. Ortada hiçbir sebep yokken Rusya ve Avusturya Osmanlı’ya savaş açtılar. Gerek Balkanlarda gerekse Kafkaslarda büyük toprak kayıpları yaşandı. Bu ilerlemeden endişelenen İngiltere ve Fransa duruma müdahale etti ve Rusya geri çekilmek zorunda kaldı.

yılmaz hoca21832 yılında Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa da Vakʿa-i Hayriye’den yararlandı. Yeniçeri artıklarını ve Osmanlı düşmanlarını içerisine aldı. Yıllarca “Osmanlı artık bitmiştir, Osmanoğulları sülalesi artık işe yaramaz. İslam’a yeni bir kan gerekir” şeklinde güçlü bir propaganda yürüttüler. Nizip Ovası’nda, Toros geçitlerinde Osmanlı ordusunu defalarca yendiler. Osmanlı askeri eğitimsiz olduğu gibi moral bakımından da çökmüş durumdaydı. Mısır askerini gören Osmanlı askerleri 2 merhale geriye kaçıyordu. Kütahya’ya gelen Mısır askerini Rusya’dan getirtilen 10.000 Rus askeri durdurabildi. Yine Fransız ve İngilizler devreye girerek Mısır askerinin Anadolu’yu boşatması sağlandı.
Tarihe “Vakʿa-i Hayriye” yani “Hayırlı Olay” diye geçen bu olaydan sonra ikinci Vak’a-i Hayriye ise 15 Temmuz Darbe Teşebbüsü olmuştur. Bu olay sonucunda 249 kişi şehit olmuş, 2.000’e yakın insan yaralanmış, binlerce subay ve astsubay ordudan atılmış, emekli edilmiştir.

yılmazhoca6YAŞ öncesi ordudaki 325 general ve amiralden 149’u ordudan ihraç edildi. 32.000 subaydan 1.099’u ordudan uzaklaştırıldı. TSK’dan ihraç edilen general ve amirallerin oranı oldukça yüksektir. Ancak 27 Mayıs 1960 darbesinde 5.000’e yakın subayın ordudan atıldığı hatırlanacak olursa ordudan atılan subay oranı 27 Mayıs’a göre çok daha azdır. Kuleli Askeri Lisesi’nin kapatılması ise sonuca etki bakımından pek de önemli değildir. Lise yaşındaki çocukların anne sevgisinden uzak savaş robotu gibi yetiştirilmesi psikolojik açıdan çok da sağlıklı bir hareket değildi. Harp Okulları’nın kapatılması ise mevcut yapının değiştirilmesi için bir ara kararıdır. Elbette Ordumuzun bel kemiği olan bu kurumlar tekrar açılacak ve şerefli görevlerini yapmaya devam edeceklerdir.
15 Temmuz Darbe Girişimi’nin yurt içindeki zararları ve travmaları zamanla giderilecektir. Ancak yurt dışında bu darbenin yarattığı etkileri büyütmek ve sürdürmek isteyen düşmanlara karşı çok uyanık olmak zorundayız.

Birçok ülkede alevlendirilmeye çalışılan İslâm karşıtlığına, İslâm düşmanlığına, İslâm adına hareket ettiklerini iddia eden FETÖ’cülerin odun taşıması çok anlamlıdır.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam