Dünya, Trump’ın, 7 Müslüman ülkenin vatandaşlarına getirdiği ABD’ye giriş yasağının ve Meksika sınırına duvar örme hazırlığının şaşkınlığı içinde. Oysa, adam, seçim kampanyası sırasında ne söylediyse onları yapıyor.

BBC, bir haberinde, yaptığı konuşmalara dayanarak Trump’ın vaatlerini derlemişti.
Bu vaatlere göre, önümüzdeki günlerde Trump, şu adımları da atabilir pekala:

-Polis, DEAŞ’lı olduğundan şüphelendiği kişileri sorgularken başlarını su altında tutup onları havasız bırakabilecek ve böylece konuşmalarını sağlayabilecek.
-ABD’de yaşayan Müslümanlar güvenlik güçleri tarafından sürekli olarak takip altında tutulacak. Bu, terörle mücadele yöntemi olarak benimsenecek.
-Halen ülkede yaşayan 11 kayıtsız göçmen sınır dışı edilecek.
-ABD’de doğmuş olmak ülke vatandaşlığını kazanmaya yetmeyecek.
-Çin yönetimi üzerinde baskılar artırılacak.
-ABD-Çin ikili ticaret ilişkilerinin daha adil hale getirilmesi sağlanacak.
-Çevre sorunlarının çözümü konusunda titiz davranılmayacak. İklim değişikliği ve küresel ısınma “aldatma” olarak görülecek.
-Şirketlere getirilen çevre standartları, onların küresel piyasadaki rekabet güçlerini engellediği için aşağı çekilecek.

Bir vaat değil ama Trump’ın şu görüşü de ilginç:
“İdam edilen Saddam Hüseyin ile linç edilerek öldürülen Muammer Kaddafi bugün yaşıyor olsalardı, Ortadoğu daha istikrarlı bir noktada olabilirdi.”
Bu arada, Trump’ın “Kötürüm Amerika” (Crippled America) isimli kitabında kendini “çok çok iyi bir insan” olarak tanımladığını da belirtelim.
Demokrasi, bugüne kadar bulunabilmiş en iyi yönetim biçimi.
Ama, işte onun da bazı zaafları var.
Adaylar arasında en iyisini seçeyim derken bazen en tehlikelisini seçebiliyor seçmen.
Dünya, Hitler’de yaşamıştı bunu.
İnşallah, bir de Trump da yaşamaz.