Trafik kazaları kayıtlarında baş sorumlu olan uykusuzluğun, şimdi de obezite ve alkol bağımlılığının önemli nedenlerinden biri olduğu savunuluyor. Araştırmalarına göre zannedilenin aksine alkol bağımlılığı ve obezitede uykusuzluğun sonuç değil, sebeplerden biri olduğunu belirten uzmanlar; uykusuzluğun tedavisinin bu hastalıkların tedavisindeki önemini vurguladı.

Türkiye Uyku Tıbbı Derneği (TUTD)’nin sayıları her yıl artan uyku tıbbı hekimi ve teknisyenine yönelik olarak düzenlediği kongrede, uyku bilimindeki son araştırmalar ve tartışma konuları tüm yönleriyle değerlendirildi. Kongrede en dikkat çeken bulgulardan biri, alkol bağımlılığı ve şişmanlıkla “insomnia” adı verilen uykusuzluk hastalığı ve uykuda solunum bozuklukları hastalıkları arasındaki paralellik konusu oldu.

Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksu, kongredeki sunumunda, obezite ile uykusuzluğun yakın ilişkisine değinerek şöyle konuştu:
“Uykunun temel fonksiyonu, aslında yalnız dinlenmek ve vücudun kendisini yenilemesi yeniden yapılandırması değil aynı zamanda enerji dengesini sağlamaktır.

Yani uykunun en önemli işlevi, alınan enerji ile harcanan enerjiyi dengede tutmaktır. Bu bağlamda bakacak olursak görülmektedir ki tüm uyku sorunları, obeziteye bir eğilim oluşturur. Oysa bugün toplumca bu ilişkiye ters yönden bakıyor durumdayız. Obezite, uyku sorunlarının bir nedeni değil; uyku sorunları obezitenin önemli bir nedenidir. Siz uyku sorunlarını çözmezseniz, obeziteyi çözemezsiniz. Kişi şişman, kilolu olduğu için uyku hastalıklarıyla boğuşmuyor, uyku sorunu yaşadığı için kilo alma eğiliminde.”

-ALKOL MÜ UYKUSUZLUĞU YOKSA UYKUSUZLUK MU ALKOLÜ BESLİYOR?-

Derneğin yeni Yönetim Kurulu Başkanı olan psikiyatrist Prof. Dr. Fuat Özgen de konuşmasında uykunun toplumdaki öneminin henüz yeterince anlaşılmadığı, oysa uykusuzluğun bedelini her gün milyonların ödediği üzerinde durarak, şu şekilde konuştu:
“Araştırmalar, total uyku yoksunluğunda, belli bir süre sonra önüne geçilmez ölümler olduğunu ortaya koyuyor. Yapılan hayvan deneylerinde bu sürecin, üstelik öyle aylar, yıllar değil; günler içinde gerçekleştiği görülüyor.

Kronik ileri derecede insan hayatını etkileyen uykusuzluğun, hem kişinin kendisince,  hem başvurduğu hekimlerce çok dikkatlice ele alınması gerekiyor. Çünkü bugün biliyoruz ki uykusuzluk yaşayan insanların kendi kendini tedavi çabalarında en sık başvurulan yöntem, alkol almak. Oysa bu tam tersi şekilde tablonun çok daha ağırlaşmasına yol açıyor ve alkol bağımlılığına kadar ilerleyebiliyor.  Alkol, uykunun derin uyku ve REM uykusu bölümlerini baskılayarak, daha yüzeysel bir uyku uyunmasına yol açar. Bedenin gerçek uykuda yapması gereken onarımları gerçekleştirmesini engeller. Kişi sorunu giderek daha ciddi boyutta yaşarken alkol alımını da kronikleştirmeye başlar. Bu da uyku ritmi ve kalitesini ileri derecede bozar. Sonuçta kronikleşmiş uykusuzluk, kronikleşmiş alkol bağımlılığı ile çoğalarak iki büyük probleme dönüşür.”

 -UYKU HASTALARININ KAZA YAPMA RİSKLERİ 7 KAT FAZLA-

Uykuda solunum bozukluğu hastalığının, obezite ile paralel ilişkisine vurgu yapan Prof. Dr. Oya İtil, beden kitle endeksi 30’un üzerinde olan kişilerin risk grubunda olduğunu kaydederek şöyle devam etti:

“Bu kişilerde boyun ve karın çevresinde oluşan lokal yağlanma, hem solunumu hem de havayolunu etkileyerek, kişilerin horlamasını ve ‘apne’ dediğimiz solunum durmasını veya ‘hipopne’ dediğimiz solunum azalmasını artıran bir rol oynar. Apne-hipopnelerle uykusu bölünen kişi, uyuduğunu zannetse de aslında son derece huzursuz, yüzeysel ve bölünmüş bir uyku uyumaktadır.  Bu durum sabah dinlenememiş uyanmaya, gündüz uykululuğuna yol açar. Karşılaştığımız o kadar ağır vakalar var ki yemek yerken başları düşebiliyor. Bu hastalar, iş yerinde uyuklayabilir, iş kazaları geçirebilir veya bu yüzden işlerini kaybedebilirler. Araştırmalar, bu kişilerde trafik kazası yapma riskinin 7 kat arttığını ortaya koyuyor. Dolayısıyla uykuda solunum bozuklukları, mutlaka uyku merkezlerinde tedavi edilmesi gereken en ciddi uyku bozukluklarından biridir. ”

-ÇALIŞAN KESİMİN YÜZDE 10’U UYKUDA SOLUNUM BOZUKLUĞU İLE YAŞIYOR-

Dernek ikinci başkanı seçilen göğüs hastalıkları ve tüberküloz uzmanı Doç. Dr. Hikmet Fırat da Türkiye’de dünyadakine benzer şekilde en sık görülen uyku bozukluklarından birinin uykuda solunum bozukluğu olduğunu kaydederek şunları söyledi:
“Bu hastalar tüm toplumun yüzde 2’si ila 4 arasında sayılsa da çalışma yaşamının 20 ila 60 yaş arasında olduğunu dikkate alırsak, bu oran iş yaşamında neredeyse yüzde 10’u bulabilecek bir orana yaklaşıyor. Türkiye’nin nüfusunu düşünürseniz,  uykuda solunum bozuklukları olan hastaların bu oran çerçevesinde ne kadar fazla olacağını tahmin edebilirsiniz.”