Karamsar olmayı; ne kendime yakıştırıyorum, ne de Türkiye’ye…

Kendi kendime “nerelerden ve nelerden geçtik de bugünlere geldik; bunu da atlatırız elbet” diyorum sürekli… Sonra ülkemin manzara-ı umûmiyesi gözüme takılıyor ve hevesim kaçıyor…

Türkiye’de yaşayanların 5 grupta sınıflandırılabileceğini görüyorum en önce…

Neler olduğunu tam anlayamasa bile şimdiye kadar değer verdiği tüm kavramların yok olması tehlikesi karşısında dehşete düşenler, fırsat bu fırsat diyerek sınıf atlamanın zevkini çıkaranlar, yıllardır içinde beslediği düşmanlığı şimdi hayata geçirilebileceğini düşünen Cumhuriyet karşıtları, toplumun içine sızmış ve görevleri Türkiye’yi parçalamak olan görevliler; bu grupların ilk 4’ünü oluşturuyor.

Ülkenin geleceği açsından en büyük tehlike ise 5’inci grup…

Onlar hiç bir şeyin farkında değiller… “Mutlu ol” denince mutluluktan uçan, “kız” denince kızan, “fazla gürültü etme” denince susan, “sokağa çık ve bağır” denince susmak bilmeyen çoğunluk…

Son zamanların moda deyimiyle, “üst akıl” kavramını da unutmamak gerek bu arada…

İlk kez duyanın aklına bir dış gücün varlığını getiren bir kavram bu…

Günümüzün düzeninde, toplumların “kolpaya düşmemek için çok dikkatli olmalarını gerektiren” bir dünya gerçeği bu… Ama “dış” üst akılın, başarıya ulaşmak için mutlaka bir “iç” üst akıla ihtiyaç duyduğunu da, akıldan çıkarmamak gerek…

Çünkü dış üst akılın varlığı, hiç de değilse toplumun bir kısmı tarafından deşifre edilebilir…

Bu “dış” ve “iç” üst akılların, hangisinin daha “üst akıl” olduğunun bilinemeyeceğini düşünmek ise büyük bir hatadır. “Dış” üst akıl, çok tecrübelidir çünkü. Yüzyıllardır denediği, yöntemleri vardır. Fazla geriye gitmeden ve yalnızca Ortadoğu bölgesinde meydana gelmiş “üst akıl faaliyetlerine” şöyle bir bakmak bile, sonunda galip gelenin kim olduğunu açıkça gösterir bizlere…

Suriye’de hala durumun belli olmaması ise “iç” üst akılın becerinden değil, 2 ayrı “dış” akılın devrede olmasına bağlıdır…

Yenilginin yakın olduğunu gören “iç” üst akılların yapabileceği tek şey vardır artık…

“Kandırıldık… Bizi aldattılar…” demek..!

PAYLAŞ
Önceki İçerikUmudumuz yeni anayasal düzen…
Sonraki İçerikNeden gizli liste?
Mehmet Ali Yula
Gazeteciliğe 1965 yılında Ankara’da başladı. 1970’de Hürriyet’e geçti. 1977’da ek görev olarak İsveç Devlet Radyosu. 1991’de Nokta Dergisi. 1993’da Akis Dergisi. 1994’de Inter Star Televizyonu. 1998’de mesleği terketti. 2006’da emekli oldu.