Cin Ali
Cin Ali

Nevin Apaydın “Cin Ali hepimizin!”

1968’den bu yana, okuma yazma öğrenen herkesin çok iyi bildiği bir kitap vardır: Cin Ali Kitaplarının yazarı Rasim Kaygusuz’un kızı Nevin Apaydın “Herkesin Cin Ali’si farklı; herkesin bir müze hayali var. Herkesin hayaline uygun bir yer yapmamız mümkün değil ama olabildiğince Cin Ali’ye özgü bir yer tasarlamaya çalışıyoruz” dedi.

Türk halkına okumayı sevdirten ve kolay bir şekilde öğrenmesini sağlayan Cin Ali kitaplarının yaratıcısı Öğretmen Rasim Kaygusuz’un kızı Nevin Apaydın ile yaptığımız söyleşide Cin Ali kitaplarının Yazarı Rasim Kaygusuz ve Cin Ali’yi yeni nesillere tanıtmak için kurulan Cin Ali Müzesi’ni konuştuk.

Cin Ali adı o kadar ön plandadır ki arkasındaki isim genelde ilk anda akla gelmez: Cin Ali’nin yazarı, öğretmen Rasim Kaygusuz’u kızı Nevin Apaydın şöyle anlattı;

“Ankara Ayaş – Zirkayı köyünden. Hasanoğlan Köy Enstitüsü mezunu Rasim Öğretmen 18 yaşında öğretmen olarak döndüğü köyünde sadece okuma yazma öğretmez; bildiği her şeyi öğretir: Duvar yapmasını, marangozluğu, tarımı, bahçeciliği. Çorak bir araziyi alıp gene aynı okuldan öğretmen çıkmış abisi Ali ile meyve bahçesi haline getirir. Bir süre sonra köylüler onu örnek alıp bahçe yapmaya başlarlar ve tüm köy yemyeşil bir hale gelir”
Nevin Apaydın sözlerine şöyle devam etti.

Cin Ali
Cin Ali

“Cin Ali’nin arkasındaki bir diğer isim de Rasim Öğretmenin hayat arkadaşı Remziye Öğretmen’dir. O zamanlar Artvin’e bağlı Fındıklı’nın Hara Köyü’nden. Beşikdüzü Köy Enstitüsü mezunu . Okumak, öğretmen olmak için 14 yaşında evinden uzaklara gider; önce Trabzon Beşikdüzü’ne, sonra Ankara Hasanoğlan’a. Yolu Rasim Öğretmen’in köyüne düşer. Oradaki Yetiştirme Yurdu’na öğretmenlik yapmak için gelmiştir. Tanışırlar, iki idealist genç bundan sonra yaşam mücadelesine birlikte devam etme kararı alırlar ve evlenirler” dedi.

Rasim Öğretmen’inin hayatını anlatan kızı Nevin Apaydın koca bir nesille okuma yazmayı sevdiren Cin Ali kitaplarının oluşum hikâyesini şu şekilde anlattı. “Rasim Öğretmen birinci sınıfları okutmayı çok severdi. Onların okumayı öğrendiklerinde duydukları sevinci görmekten mutlu olurdu. Bu yüzden 27 yıllık öğretmenlik hayatının 17 yılını birinci sınıf öğretmeni olarak geçirdi. Rasim öğretmen çocuklara okumayı daha kolay, daha zevkli hale getirmek için çeşitli yöntemler dener. Bu çalışmaların sonunda Cin Ali’nin de bir parçası olduğu, Oyunla Okuma Öğretimi adını verdiği bir yöntem geliştirir”.

OYUNLA OKUMA YÖNTEMİ

Nevin Kaygusuz babasının oyunla öğrenme yöntemini şöyle anlattı “Yöntem adını oynayarak okuma yazma öğreten araç gereçlerden alırdı: Çözümlü Alfabe, Oyunla Okuma Öğretimi, Çarpma Sayma öğretimi ve diğerleri. Bu yöntemi diğer öğretmenlere tanıtmak için okul, okul dolaşır. Yöntemi uygulayan öğretmenlerin başarı oranlarının arttığını gördü. Cin Ali bu yöntemin son halkasıdır: okumayı öğrenen çocuklara yepyeni bir dünyanın kapısını Cin Ali’nin Hikâye Kitapları açar. Kolaydan zora doğru giden 10 kitap. Öğretmenler de çok sever kitapları, çocuklar da. Rasim Öğretmenin adı artık “Cin Ali’nin Babası olarak dillendi ve her gittiği okulda çocuklar etrafını sarar oldu”.

Önce Ankara’da tanınır kitapları, sonra tüm Türkiye’ye yayılır. Artık ailece çalışmaya başlarlar. İki kızları olur: Nevin Ve Nesrin. Hep beraber gelen sipariş mektuplarını açarlar, her yıl tüm okullara tanıtım broşürlerine adresleri yazarlar, pul yapıştırırlar, gönderirler. Bir süre sonra diğer aile fertleri de bu çalışmaya dâhil olur, teyze, dayı, yenge, kuzenler. Cin Ali o kadar sevilir ki diğer okuma araçlarını gölgede bırakır. En uzak köylerde Türk televizyon yayını bile yoktur ama çocukların elinde Cin Ali kitapları vardır.

 

Cin Ali
Cin Ali

Nevin Apaydın “1988’de babam Rasim Öğretmen 62 yaşında hayata gözlerini kapadı. Cin Ali için yeni bir dönem başladı. Bir süre ailecek devam ettirdik sonra bir süreliğine başka bir yayınevine telif hakları verdik” dedi ve 2005 yılında ilkokullarda yapılan müfredat değişikliğinin Cin Ali kitaplarını nasıl etkilediğini anlattı.

“2005 yılı Cin Ali’nin yaşamında önemli bir dönüm noktasıdır. Müfredat değişikliği nedeniyle ‘Cin Ali yasaklandı’ başlığıyla duyurulmuştu. Aslında okuma yazma öğretimi yöntemi değişmiştir: Tümdengelim (çözümleme) yönteminden tümevarım (ses temelli) yönteme geçilmiştir. Yöntemin değişmesi Cin Ali Hikâye Kitaplarının kullanımını etkilememektedir. Ama yöntem değişikliğini böyle duyurmak daha kolaydır”.

Televizyon programlarında skeçler yapıldı, yarışma programlarında soru olarak sorulur, genç tasarımcılara ilham verir, defilelere çıkar, Sunay Akın’ın İstanbul Oyuncak Müzesine konuk olur ve diğerleri. İnternetin yayılması ve sanal medya kullanımı Cin Ali’yi sevenlerin, hatırlayanların, özleyenlerin ne kadar çok olduğunu gösterdi.

MÜZE FİKRİ NASIL OLUŞTU

2010 yılında telif hakkının aileye dönmesi ve insanların Cin Ali’yi sahiplenmesi, Rasim Öğretmenin ailesi yani bizler Cin Ali’nin iki ablası Nevin ve Nesrin neler yapabileceğimizi düşünmeye başladık diyen Nevin Apaydın sözlerini şöyle sürdürdü

Cin Ali
Cin Ali

“ 2011 yılında web sitesini kurduk ve sanal medyada yayına başladık. Cin Ali hepimizin diyerek bir vakıf kurmaya karar verdik: Cin Ali Eğitim ve Kültür Vakfı. Vakıf için gereken altyapıyı hazırlamaya çalışırken Cin Ali’nin 45. Rasim Öğretmen’i kaybedişimizin 25. yılı olan 2013’te Cin Ali’yi tekrar yayına hazırladık. Tüm seri bilgisayar ortamına aktarıldı, gereken düzeltmeler yapıldı ve 2013 Ekim’inde basıldı ve dağıtımına başlandı. Kitaplar ilk çıktığında aldığımız tepkiler çok duygusaldı. Ağlayanlar, kitabı koklayanlar, öpenler, teşekkür edenler.

Doğru yoldaydık

Nevin Apaydın insanlardan gelen güzel tepkilerden sonra “Cin Ali’nin hikâyesini merak edenler o kadar çoktu ki hikâyeyi anlatmak için neden bir müze açmıyoruz dedik. Bu arada vakıf kurma çalışmalarımız da devam ediyordu. İki kardeş, eşlerimiz, çocuklarımız, kuzenler, aile büyüklerimiz, akrabalarımız hep birlikte bu projenin etrafında toplandık. Sadece bizler değil Cin Ali’yi okuyan seven herkese kapılarımız açtık. Vakıf altında pek çok proje üretmeye başladık. Arkadaşlarımız, dostlarımız, Cin Ali’yi sevenler hep beraber fikir üretiyoruz” diyerek Cin Ali Müzesi’nin açılış hikayesini anlatmaya devam etti.
“Cin Ali Müzesi nasıl olmalı? Bu sorunun yanıtını bulmak için uzun süredir çalışıyoruz. Müzeler artık bildiğimiz asık suratlı, donuk ve sıkıcı yerler olmaktan çıktılar. Daha eğlenceli ve hareketli yerlere dönüşmekteler. Türkiye’de de artık böyle müzelere daha sık rastlanmakta. Cin Ali Müzesi’ni de bu anlayışla düzenlemeye çalışıyoruz. Cin Ali’nin arkasında pek çok öykü var”. Bütün öyküleri sürekli sergide anlatamayacağımızı düşünerek geçici sergilerle desteklemeyi uygun bulduk”

MÜZENİN OLUŞUMU

Cin Ali
Cin Ali

Cin Ali müzesinin oluşumunu anlatan Nevin Apaydın müzenin tasarımını nasıl yaptıklarını şöyle dile getirdi. “Ben mimarım, eşim elektrik mühendisi, ablamda doktor. Öğrenmeye doyamayan bir aileyiz. Bu yüzden müzeyi kurmaya karar verdiğimizde müzeciliği de öğrenmemiz gerekir dedik ve ben Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Müze Eğitimi bölümünde yüksek lisans yapmaya, ablam da özel öğrenci olarak ders almaya başladı. Müzelere bakış açımızı çok değiştirdi ve geliştirdi.

Müze tasarımında uzman bir firma ile çalışıyoruz. Herkesin Cin Ali’si farklı; herkesin bir müze hayali var. Herkesin hayaline uygun bir yer yapmamız mümkün değil ama olabildiğince Cin Ali’ye özgü bir yer tasarlamaya çalışıyoruz. Müze çalışmalarına 2014 de başladık. Diğer müzeler genellikle sergi alanlarını açarlar, eğitim ve yeme-içme- eğitim bölümlerini sonradan geliştirirler. Biz tersten başladık; önce yeme-içme-eğitim bölümlerini açtık, sonra asıl sergi alanını açacağız”

Nevin Apaydın müzede neler var sorumuzu şu şekilde yanıtladı. “Bunu söylemeyelim sürpriz olsun. Müzemizin hediyelik eşya kısmını da hazırladık. Kitaplardan başka anı nesneleri almak isteyenler olduğunu görünce ufak tefek hediyelik eşya yaptırdık: tişört, kupa, çıkartma, sabun ve benzeri birçok şey olacak”

Nevin Apaydın gazetemiz okurlarına Sonsöz olarak şunları dile getirdi. “Müzemizi sonbaharda açacağız. Ama öncesinde gelip bahçemizde çay içip dinlenebilir, kitap vb. alabilir, etkinliklerimize katılabilirsiniz. Çarşamba günleri belgesel gösterimi ya da söyleşilerimiz var; Kavaklıderem Derneği ayda bir söyleşi yapıyor; seminerlerimiz oluyor bütün Cin Ali severleri Tunalı Hilmi’deki müzemize bekleriz “.