Ana Sayfa Eğitim Haberleri Üniversitelerde idari personel sıkıntı çekiyor

Üniversitelerde idari personel sıkıntı çekiyor

-

Üniversitelerde sürgün yasası haline dönüşen 13B4 görevlendirme maddesi idari personellerin sırtında kambur haline dönüştü. Personeller yasanın değişmesini istiyor.

Genel olarak öğrencilerin problemleri konuşulur. Öğrencilerin yanı sıra üniversiteleri oluşturan unsurların arasında akademik personeller ve idari personellerde yer alıyor. Peki onların sorunları neler? Eğitim Bir-Sen Ankara 5 No’lu Üniversiteler Şube Başkanı Ayhan Okuyucu üniversitelerdeki idari personellerin sorunlarına değindi. 

Okuyucu ile idari personeller açısından problem haline gelen yasaları ve üniversite içinde maruz kaldıkları mobbingi ele aldık. İki bölümden oluşan röportajımızın ilk bölümünde idari personeli zor duruma düşüren yasaları konuştuk.

Kendinizi tanıtabilir misiniz?

Okuyucu: Ankara’da bulunan 8 tane devlet üniversitesi, YÖK, ÖSYM ve üniversiteler arası kuruldan oluşan kurumlarımızda örgütlenme çabalarımızı Memur-Sen’e bağlı Eğitim Bir-Sen olarak yürütmekteyiz.

Hep üniversite öğrencilerinin sıkıntıları konuşuluyor peki üniversite çalışanlarının sıkıntıları nelerdir?

Okuyucu: Üniversiteler akademik personel, idari personel ve öğrencilerden oluşan bir sacayağına benzer. Bu üçlü birbirinden ayrılmaz birer parçadır, birbirini tamamlar.

Yalnız burada şöyle bir durum var; 2547 sayılı yükseköğretim kanununun vermiş olduğu yetkiler çerçevesinde akademik personel biraz daha koruma altına alınmıştır. 1982 anayasasıyla getirilmiş olup, 2547 sayılı kanun idari ve disiplin konularını içerir, 2914’de mali hakları içerir. Bu tamamen bir ihtilal yasası sonucunda geldiği için adeta geçmişte askeriyede olduğu gibi yükseköğretimde de akademik personeli koruma altına alan kanunlardır.

O zaman için bu yasa gerekliydi belki ancak günümüzde o dönemde çıkan bütün yasaların değişmesine rağmen 2547 ve 2914’de hiçbir düzenleme yapılmadı.

Bu yasaları biraz açabilir misiniz?

Okuyucu: Üniversitede bir akademik personel idari yönden görev yaparken suç işlemiş olursa bu kişiye soruşturmanın yapılabilmesi için rektörün izin vermesi gerekir. Rektör izin verdikten sonra, YÖK bunu bir şekilde bertaraf etmeye çalışıyor. Dolayısıyla bir nevi o akademik yapıyı koruma altına alan bir yapı olarak düşünüyorum.

Bunun içerisinde bazı düzenlemeler olup idari personeli ilgilendirmemesine rağmen, idari personelde 657 sayılı devlet memuru kanunuyla bu iki kanun arasında sıkışmış durumda.

Üniversitelerde idareler işlerine geldiği zaman idari personelin üzerine 2547 sayılı kanundan gidiyorlar, işlerine geldiği zaman 657 sayılı kanundan gidiyorlar.

İdari personeli en çok sıkıntıya sokan madde hangisi?

Okuyucu: Üniversitedeki idari personeli en çok mağdur eden maddelerden bir tanesi de 2547’nin içerisinde yer alan 13B4 dediğimiz görevlendirme maddesidir. Bu maddenin çıkarılış sebebi idari personelin yeni kurulan fakültelerde, yüksekokullarda geçici olarak 6 aylık veya 1 yıllık sürelerde oranın kuruluşunu tamamlamaya yardımcı olmalarıdır.

Şu anda bu madde üniversitelerde tamamen cezai işlem yönünde kullanılıyor. Yani sürgün yasası olarak kullanılıyor.

2006 yılında başbakanlığın üniversitelere göndermiş olduğu norm kadro çalışmasını bütün bakanlıklar tamamladı. Bu çalışmanın 2015 yılına kadar tamamlanması ve tamamen norm kadroya geçilmesi üzerine başbakanlıktan genelge gönderilmesi rağmen henüz daha üniversitelerde bu norm kadroya geçilemedi.

Çalışma yaptıklarını söylüyorlar ve 13B4 maddesiyle görevlendirmeye dayandırıyorlar. Neden bu şekilde yaptıklarını sorduk. Norm kadro çalışması kapsamında diye yanıt aldık. Oysaki norm kadro çalışması bir fakültenin, yüksekokulun, enstitünün yukarıdan aşağıya idarecisinden hizmetlisine kadar kaç kişiyle yürütülebileceği ve sabit kadroların belirlenmesidir.

Bu aslında idari personel için olumlu bir çalışma, biz bunun taraftarıyız. Eğer çalışma bu şekilde gerçekleşirse idari personel bir başka yere gönderilecekse bile tayin sistemiyle gönderiliyor.

2547 sayılı kanun üniversitenin tamamını düşünerek çıkartılmış olsaydı sınavların merkezi olması gerekirdi. Sınavları üniversite YÖK’e başvurup siz yapın derse YÖK, başvurmazsa üniversite kendi içinde yapabiliyor. Bu ikilem kaldırılmalı.

Nasıl bir sistem uygulanmalı?

Okuyucu: Birde Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) uyguladığı tayin sistemi uygulanmalıdır. MEB Türkiye’nin dört bir yanına çalışanları tayin sistemiyle gönderebiliyor. Ancak YÖK’te böyle bir şey yok. Üniversiteden başka bir üniversiteye geçiş bile muvafakat ile yapılıyor. Eğer YÖK üniversitelerin sistemini düzenliyor, tasarlıyorsa bu önemli noktaları da gözden geçirmelidir.

Rize’de çalışan bir kişi Ankara’da ki boş bir kadroya atanabilmeli. Dosyalarım arasında Ankara’ya naklen gelmek isteyen binlerce kişi var. Binlerce de Ankara’dan başka illere gitmek isteyen çalışan var. Görevde değişiklik ve unvan sınavları merkezi yapılmalı ve bütün yükseköğretimi kapsamalıdır. Kişi istediği bölüm Ankara’da yoksa örneğin Hakkari’de ki şefliği tercih edebilmelidir.

Şu anki durumda çalışan 13B4 ile görevlendirildiğinde hiçbir şekilde ona sorulmuyor, görevlendirildiği işle ilgili olarak bilgisi var mı, yok mu öğrenilmiyor. Görevlendirilen kişi, nereye görevlendirildiğini, niye görevlendirildiğini, ne iş yapacağını bilmeden gidiyor. Bu durum mutlaka ortadan kaldırılmalıdır.

Çalışan devlet adına çalışıyor, çalıştıranda devlet adına çalışıyor.

Bu yasa idari personeli zora soktuğu kadar akademik personeli de zora sokuyor. Türkiye’nin uç bir noktasına yeni açılan bir fakülteye görevlendiriliyorlar, orada kendilerine uygun işte olmuyor ve herhangi bir görevde verilmiyor.

Peki bu görevlendirmelerin belirli bir süresi var mı?

Okuyucu: Sendikalar hem akademik hem idari personeller için bu açıdan iyi işler yaptı. Önceden süresiz gönderildikleri zaman mahkemeye verip iptal ettirebiliyorduk. Şimdi bunu süreli olarak 6 ay ya da 1 yıllık süre zarflarında görevlendirebiliyorlar. Süre koymadıkları zaman iptal ettirebiliyoruz. Süreli olduğu zamanda mahkeme orada ihtiyaç olduğu için gönderildiğini düşünerek idarenin kararına müdahale etmiyor.

Bu madde doğru gibi gözükse de işin arka planında tamamen cezalandırmaya yönelik, sürgün etmeye yönelik bir madde.

Görev süresi dolduktan sonra tekrar aynı şekilde görevlendirilebiliyorlar mı?

Okuyucu: İlk 6 aylık veya 1 yıllık sürede gönderemiyorlar. O süre dolduktan sonra yine süreli olarak bir başka yere gönderebiliyorlar. Şu anda hemen hemen bütün üniversitelerde mobbing ofisleri kurulduğu halde, hiçbiri kuruluş amacına hizmet etmiyor. Oraya giden personel fişlenmesiyle kalıyor.

En sık karşılaştığımız sorunlardan bir tanesi de; Çalışan bireysel olarak idareyi mahkemeye verdi ve kazandı, tekrar eski görev yerine geldi diyelim. İdare çalışan kişiye evet biz sana haksızlık yapmışız, mahkeme kararı verdi diyebilmelidir. Ancak ne yazık ki tam olarak bunun tersi işliyor.

Diyorlar ki sen nasıl kurumunu mahkemeye verirsin? Peki biz adaleti nerede arayacağız? Siz gidip adalet sarayından kararınızı alıyorsunuz ve kurumunuza veriyorsunuz bu kişiye daha çok mobbing uygulanmasına neden oluyor.

Mahkeme kararları idareciyi bağlamalı, o kişi hakkında maddi ve manevi tazminat davaları açılabilmeli. Ankara’da ki üniversitelerin hiç birinde rektörün ceza aldığını görmedim. Eğer çalışanların idarecilere dava açma yolu açılırsa keyfi görevlendirmelerinde son bulacağını düşünüyorum.

Okuyucu, “Üniversitelerde mobbing uygulanıyor ancak şahit olmadığı için ispatlanamıyor.”

İdari personeller çalıştıkları ortamda ne gibi sıkıntılar çekiyor?

Okuyucu: Yaptıkları iş dikkate alınmıyor. Bakış açısı mecbursunuz yapacaksınız yönünde oluyor. Yani idari çalışanlara tepeden bakıyorlar. Bu durum tabii çalışanları üzüyor. Orada onların olmaması demek sacayağının birisinin eksik kalması demektir. 

İdari personelle, akademik personel arasında gözüken en büyük sıkıntılardan bir tanesi de; Üniversitelerde mali haklardan dolayı mesai verilemiyor. İkili öğretim yapan fakülte ve yüksekokullar var. Bu okullarda idari personel işin alt yapısını yürüttüğü halde ikili öğretimden pay alamıyor. Mesai verilmeyip, izin veriliyor. Bu izinler çoğu zamanda kullanılamıyor.

Üniversitelerde yapılan sınavlarda binalar ÖSYM tarafından kullanılıyor. Bu sınavlarda idari personel ikinci plana atılıyor, görev verilmiyor. Önceden personele gözetmenlikler veriliyordu. Şimdi profesöründen öğretim görevlisine kadar görev veriliyor idari personele sadece kuryelik noktasında ki işleri yaparsanız buyurun deniliyor.

Yıl içinde görevlendirilmeyen idari personel, tatil döneminde yalvarırcasına aranarak görevlendirilmek istendi. Burada bir haksızlık var. Bu dağılım haksızlığa mahal vermeden eşit bir biçimde yıl içerisinde de dağılsın. İdari personele verilecek bir oturumun sınav parası bile onun için büyük önem arz ediyor.

Üniversitelerin kendi içerisinde bulunan sürekli eğitim merkezlerinde ki sınavlar hakkaniyetli dağıtılmıyor. Burada ahbap çavuş ilişkisi bazında bir dağılım yapılıyor.

Mobbing konusunda ne düşünüyorsunuz?

Okuyucu: Çoğu okulda karşılaştığımız bir durum. Mobbingin kanıtlamama gibi bir tarafı var. Şahitlerinizin olması gerekiyor. Uygulanan mobbing için en az 2 şahit göstermeniz gerekiyor. O zaman dava açabiliyorsunuz. Mahkeme kişinin irade beyanıyla başvurmasını kabul etmiyor.

Mobbing için somut örnekler var mı?

Okuyucu: Gazi Üniversitesi’nde yaşanan bir olayı anlatayım. Bir üyemiz geldi. Okulda hem öğrenci, hem de kütüphane de memur olarak çalışıyor. Bu kişi kütüphaneye gelen bir öğrenciyle tartışıyor. Bu olay 31 Mayıs’ta gerçekleşiyor. Memur daire başkanı tarafından uyarılıyor. Kesinlikle tartışmaya girme, küfür etse bile sırtını dön deniliyor. İlk olay böyle kapatılıyor. 

Tartıştığı öğrenci tekrar geliyor tehditlerde bulunuyor. Bu arkadaşımızda kütüphane içerisinde sessiz olması gerektiğini söyleyerek uyarıyor ve güvenlik görevlileri dışarı çıkartıyor.

Öğrenci dışarıda memuru bekliyor, öğle arasında dışarıya çıktığında saldırarak burnunu kırıyor. 10 günlük iş göremez raporu almasına rağmen aradan 3 geçiyor ve idare memur hakkında soruşturma açılmasına karar veriyor.

Birde memura ‘ben sana küfür edilse bile arkanı dönüp gidecektin’ demedim mi gibi ithamlarda bulunuyor. Peki memur orada öldürülseydi ne olacaktı? Öldürüldükten, olay bittikten sonra mı tedbir alınması gerekiyor? Saldıran öğrenci hakkında neden suç duyurusunda bulunmuyorsun?

Başka bir örnek var mı?

Okuyucu: ODTÜ’de yaşanan bir olayda var. Rektör danışmanlarından bir tanesi başörtülü çalışanların kendi katlarından rektörlük katına çıktıklarında kendisi söylemeden bir başkasına ‘bunlar neden bu kata çıkıyorlar, nereden alıyorlar bu cesareti’ gibi söylemlerde bulunarak mobbing de bulunuyorlar.

Bir profesörün, bir idarecinin bunlarla uğraşması mı gerekiyor? Devletin sana verdiği yetkiyi bir başkasına sopa olarak kullanamazsın. Mobbing uygulanıyor ancak şahit olmadığı için ispat edilemiyor.

İdari personeller üniversitelerin sosyal imkanlarından faydalanabiliyor mu?

Okuyucu: Oradaki idarecinin hakkaniyetli davranışına bağlı bir durum. Direk yararlanamazsın demiyor, kullanabileceği zamanı zarfını personelin işine yaramayacağı bir zamana ayarlıyor. Durum tamamen yöneticinin inisiyatifine kalmış.

İdari personelle, akademik personelin yemekhanelerinin ayrılması akıl almayacak bir konudur. Yemekhanelerin ayrılması bir üstünlük göstergesi mi? Ayrıştırma, ötekileştirme hareketi mi bunların ayrımlarını iyi yapmak gerek.

Geçtiğimiz günlerde Gazi Üniversitesi’nde çalışan engelli personellerden üç kişi bize ulaştılar. Kültür Merkezi dediğimiz akademik personelin yemekhanesi bize ulaşan personellerin çalıştıkları fakültenin hemen yan binasında yer alıyor. Personeller kendi yemekhanelerinin uzak olduğunu ve yaz ayında sıcaktan dolayı oraya gidemediklerini ifade ettiler.

Akademik personelin yemekhanesine gittiklerinde onları almamışlar, devreye biz girdik engellilik durumları varsa burada yiyebilirler dediler ve sorun çözüldü. Bu durumun bize yansımadan çözülmesi gerekirdi.

Bir idareci personelinin sorununu çözmeyecekse, neden orada idarecilik yapıyor ki? Çözümden çok, sorun üreten konumuna gelir.

Ankara’da ki üniversitelerde idari personel açığı var mı?

Okuyucu: Bunu söylememiz çok zor. Daha öncede söylediğim gibi üniversiteler norm kadro çalışmalarını tamamlamadığı için anlayamıyoruz. Bu çalışma bitseydi elimizde somut veriler olurdu o zaman cevap verebilirdik.

Bu röportajı gerçekleştirme fırsatı verdiğiniz için gazeteniz Sonsöz’e teşekkür ediyorum.
Mehmet Akgün
Mehmet Akgünhttps://sonsoz.com.tr
2016 yılında Kocaeli Üniversitesi Gazetecilik bölümünden mezun olup, Sonsöz Gazetesi'nde 2017 Mart ayından beri aktif gazetecilik yapmakta...

Bu Haberler Kaçmaz!

Facebook, Instagram kullanıcılarının şifrelerini korumasız bir şekilde sunucularında 'yanlışlıkla' depoladıklarını açıkladı.

Facebook milyonlarca Instagram şifresini ‘korumasız’ saklamış

Facebook, Instagram kullanıcılarının şifrelerini korumasız bir şekilde sunucularında 'yanlışlıkla' depoladıklarını açıkladı.

SONSÖZ ÖZEL HABER VE RÖPÖRTAJLAR

PTT AŞ Genel Müdür Yardımcısı Osman Çetinkaya “Ptt Çalışanları Ptt’nin Her Faaliyetini Destekliyor”

PTT BÜYÜK BİR AİLEDİR

PTT AŞ Genel Müdür Yardımcısı Osman Çetinkaya “Ptt Çalışanları Ptt’nin Her Faaliyetini Destekliyor”
Birbirinden bağımsız çok sayıda bilimsel çalışmanın sonuçları gösteriyor ki, meyve ve yüzde 100 meyve suyu tüketiminin, tip 2 diyabet, hipertansiyon, kalp sağlığı ve inme riskleri üzerinde nötr ya da yararlı etkiler yaratıyor.

Meyve ve Yüzde 100 meyve suyu tüketimi kalbi olumlu etkiliyor

Birbirinden bağımsız çok sayıda bilimsel çalışmanın sonuçları gösteriyor ki, meyve ve yüzde 100 meyve suyu tüketiminin, tip 2 diyabet, hipertansiyon, kalp sağlığı ve inme riskleri üzerinde nötr ya da yararlı etkiler yaratıyor.

ASMMMO Başkanı Ali Şahin’den önemli uyarı ekonomiye odaklanmalıyız

Ekonomik koşulların tüm topluma zarar verdiğini belirten Ankara Serbest Muhasebeci ve Malı Müşavirler Odası (ASMMMO) Başkanı Ali Şahin, "Gerekli önlemler alınmazsa uzun vadede ülke olarak büyük bir sıkıntı yaşayacağız"