Ana Sayfa Yazarlar Ümmet’çilik ve Başkanlık Sistemi

Ümmet’çilik ve Başkanlık Sistemi

166
PAYLAŞ

Ümmet’çilik iktidar tarafından yeniden popüler bir siyasi akım haline getirilmek istenmektedir.

İngiltere, Almanya ve İtalya gibi çoğu gelişmiş Avrupa ülkesi yerine bir iki istisna haricinde daha çok geri kalmış ülkelerde uygulanan başkanlık sistemi talebinin temel hedefi de ümmetçilik siyasetinin daha güçlü hale getirilmesi ve bölgede hilafet esası üzerinden bir liderlik tesisi istenmesidir.

Çözüm sürecinden sonra dillendirilen “Tek millet tek devlet tek bayrak” lafındaki milletten kastın TÜRK milleti olmadığı Ümmet olduğu açıktır.

Devletten kastın İslam devleti bayrağında hilafet bayrağı olduğu da artık belli olmuştur. Bugünlerde mezarda Türk olmak önemli değil dinini soracaklar dayatması da bu algı operasyonun parçasıdır.

Aynı şekilde Rabia diye ağlayan ama Uygur Türklerine yapılan zulmü görmeyen Türkmenleri yok sayan siyaset de bu operasyon ve üst akılın parçasıdır.
Ancak bölgede hilafet esası üzerinden liderlik yapacak ülke Türkiye değildir.

Bu işlerde parayı veren düdüğü çalar. Maalesef Katar ve Suudi Arabistan ülkemize ve siyasal iktidarın düşmanı Mısır dâhil diğer devletlere ihtiyaç olduğunda sıcak para vererek bu liderliği üstlenmektedir.

İstanbul da yapılan İslam İşbirliği toplantısı dahi içinde bulunduğumuz durumu göstermekte ve bölgenin lideri değil askeri olduğumuzu belirlemektedir.
Bölgede yükselen yıldız İran ile Amerika işbirliği artmakta Türkiye etrafındaki akrebin kıskacı daralmaktadır.

Amaç ümmetçilik olunca başkanlık sistemi ile amaçlanan da Araplardaki krallık veya emirlik sistemidir.

Biz bu ümmetçilik filmini yüzyıl önce gördük. Sünnilik Şiilik gibi temel Mutezile-Cehmiye Maturidilik-Eşarilik ve gibi çeşitli esaslar ortaya koyan fıkhı sistemler dahi İslam dünyasında bir birlik olmadığını ortaya koymaktadır.

Günümüzde Suud’un ve İran’ın, geçmişte ise Hasan Sabbah’ın din uygulamaları ile Türk milletinin uyuşamayacağı açıktır.

Türklüğün adını sadece mezarda ananlar, ümmetçilik politikasının Osmanlının çöküşünü hızlandırdığını unutmamalıdır.

Osmanlı yıkıldığı anda hilafeti tanıyan bir iki ülkecikten başka kimse yoktur.

Mezar ile Türklüğü birlikte ananların heveslendiği ümmetçilik politikasının önümüzdeki on yıllar içinde bizi yeni bir Kurtuluş Savaşına mecbur bırakacağı aşikardır.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam