Geçtiğimiz hafta Adana tarihi günlerinden birisini daha yaşadı. Ramazanoğulları Beyliği’nin merkezi Adana’da böyle bir bilimsel şölenin gerçekleşmesi çok önemli idi. (3-5 Kasım 2016, Adana)

Çünkü 2016 yılı Ramazanoğulları Beyliği’nin Osmanlı hakimiyetine girişinin 500. yılı idi.

Ramazanoğulları Beyliği Sempozyumunun mimarı İslam Tarihçileri Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Şeker idi. Bu sempozyum İslam Tarihçileri Derneği’nin gerçekleştirdiği üçüncü sempozyum olmaktaydı.

Orta Anadolu ve Akdeniz Beylikleri Tarihi, Kültürü ve Medeniyeti’ni tanıtmak amacıyla başlatılan projede ilk olarak Eşrefoğulları Sempozyumu gerçekleştirilmişti.

İkinci olarak Karamanoğulları Sempozyumu yapıldı. 2016 yılında ise büyük bir isabetle Ramazanoğulları Beyliği’nin Osmanlı Hakimiyetine katılışının 500. yılında bu sempozyum düzenlendi.

Uluslararası Ramazanoğulları Beyliği Sempozyumu 3-5 Kasım 2016 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Mithat Özsan Kültür Merkezi’nde yapıldı. Çukurova Üniversitesi’nin bu nezih kültür merkezinde bulunan iki salona bu Sempozyum dolayısıyla Ramazanoğulları Salonu ve Çukurova Salonu adı verilmişti.

GENİŞ KATILIM OLDU

tertip-komitesi-ba_kan1-prof-dr-mehmet-eker-ve-adana-valisi-demirta_-rmznbeylig-7Protokol konuşmaları Adana Valisi Mahmut Demirtaş, Avrupa Birliği Bakan Yardımcısı Ali Şahin, Yüksek Kurum Başkanı Prof. Dr. Derya Örs, Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan, Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Şeker, ev sahibi Çukurova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Kibar tarafından yapıldı. TTK Başkanı Refik Turan’ın konuşması başlı başına bir tarih şöleni oldu.

Ali Şahin’in kültürel farklılıkların ayırıcı değil birleştirici unsur olarak kullanılması gerektiği yolunda yapmış olduğu konuşma anlamlı idi. Adana Valisi Sayın Demirtaş’ın lise tarih kitaplarında Ramazanoğulları Beyliği’nin çok az yer işgal ettiği vurgusu gerçeğin kesin bir fotografı oldu. Ümit ediyoruz ki bundan sonra Ramazanoğulları konusunda yazmak isteyenler daha ayrıntılı bilgiye ulaşabileceklerdir.

Ramazanoğulları Beyliği’nin 1352 yılında kurulduğu kabul edilir. Ramazanoğulları Beyliği Çukurova’nın Türkleşmesi ve İslâmlaşmasında çok önemli rol oynamıştır. 1516 yılına kadar Mısır Memlukleri’ne tabi olarak yaşayan Ramazanoğulları Beyliği, bu tarihten sonra Osmanlı hakimiyetine geçmişlerdir. Osmanlı hakimiyetini kendi istekleri ile kabul ettikleri için bu toprakların yönetim hakkı Ramazanoğulları beylerine verilmiştir.

1517- 1567 yılları arasında sancakbeyliği yapan Piri Mehmet Paşa dönemi beyliğin en parlak dönemi olmuştur. Kanuni döneminde Osmanlı Devleti zirveyi yaşarken Çukurova da Piri Mehmet Paşa sayesinde çağını yaşamıştır.

Ramazanoğulları Beyliği, 1604- 1607 yılları arasında ortaya çıkan Büyük Celali ayaklanmaları sırasında asayişi sağlamakta yetersiz kalmıştı. İsyancılardan Tarsus Sancakbeyi Cemşid Adana şehrini ele geçirmiş ve Şam valisi Canpoladoğlu Ali Paşa ile işbirliği içerisine girmişti. Sonuçta isyan bastırıldı. Stratejik mevkide bulunan Adana eyalet yapılarak İstanbul’dan gönderilen valilerce yönetilmeye başlanıldı.

1608 yılı Ramazanoğulları Beyliği’nin de sonu oldu. Son Ramazanoğlu beyi Pir Mansur Bey’e Adana gelirlerinden yılda 100.000 akçe verilerek bir anlamda emekli edildi. Pir Mansur’un oğlu İsmail Bey’in veya kardeşi IV. İbrahim Bey’in akıbeti hakkında tarih belgelerine bir şey yansımadı.

RAMAZANOĞULLARI AİLESİ

rmznbeylig-2Görünüşe göre Ramazanoğullarının erkek evlattan nesli burada sona erdi. Ancak Piri Mehmet Paşa’nın kızı Banu Hanım’ın İsfendiyarzade Hacı Ahmet Paşa ile olan evliliğinden doğan çocuklar kendilerini babalarına değil de annelerine nispet ederek Ramazanoğlu oldukları iddiasını sürdürdüler. Bugün de Ramazanoğlu soyadını taşıyanların tamamı bu kız evlat soyundan geldiklerini iddia eden kişilerden oluşmaktadır.

Uluslararası Ramazanoğulları Beyliği Sempozyumu’na fiili olarak 45 tebliğ sunulmuştur. Bunlardan bir kısmı dolaylı olarak Ramazanoğulları ile ilgilidir. Bir kısmı ise aynı konuların tekrarı gibi görünmektedir. Ancak Sempozyum özellikle beyliğin siyasi konumunun aydınlatılması açısından yararlı olmuştur.

Kültür ve medeniyet alanında ise elimizdeki bilgi ve belgeler son derece suskun kalmaktadır. Yapılacak şey Seyahatnameler, kronikler yanında Arap ve Fars kaynaklarına da inilerek küçük bilgi kırıntılarını sabırla toplayıp bir araya getirmeye çalışmaktır.

Sempozyumun mimarı Prof. Dr. Mehmet Şeker’in en büyük şansı Prof. Dr. Fatih Yahya Ayaz gibi genç, dinamik bir ismin mühendislik görevini üstlenmesi olmuştur. Doç. Dr. Yakup Kaya, Doç. Dr. Gözde Ramazanoğlu da sempozyum boyunca başarı yolunda çaba harcayan isimler oldular.

İLGİ BÜYÜK OLDU

Ama düzenleme kurulu, özellikle de sosyal program yönüyle büyük bir başarı gösterdi. İlahiyat Fakültesinin lisans ve lisansüstü öğrencileri yanında Araştırma Görevlileri de üzerlerine düşeni layıkıyla yerine getirdiler. Mesleği tarihçilik olmayan birçok Adanalı’nın Sempozyumu ilgi ile izlemesi bizleri tarihçiliğimiz açısından ümitlendirmiştir.

Adana Müftülüğü’nün Sempozyuma verdikleri destek diğer kurumlara örnek olacak bir davranış olmuştur. Türk Tarih Kurumu ve Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu başkanları verdikleri maddi destek yanında Sempozyuma bizzat katılarak da büyük bir destek sağlamışlardır. Bu destek de en az maddi destek kadar önemlidir.

Çukurova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Kibar ismi ile müsemma bir kişilik olarak açılıştan kapanışa kadar desteğini sürdürmüş ve bölge tarihine önemli katkı sağlanmasına vesile olmuştur. Önümüzdeki yıl Adana Tarih Bölümü’nü faaliyete geçirerek bölge tarihine yaptığı hizmeti taçlandırması en içten dileğimizdir.