Ana Sayfa Yazarlar Uluslararası Kolluk Kuvvetleri Sempozyumu /Symposium of Law Enforcement History

Uluslararası Kolluk Kuvvetleri Sempozyumu /Symposium of Law Enforcement History

205
PAYLAŞ

Birinci Uluslararası Kolluk Kuvvetleri Sempozyumu 15-17 Nisan 2016 tarihleri arasında Antalya’da yapıldı.

Türk Polis Teşkilatının 1845’de mi, yoksa Büyük Hunlar zamanında M.Ö. 200’lü yıllarda mı kurulduğu tartışmaları sürerken I. Uluslararası Kolluk Kuvvetleri Sempozyumu gerçekleştirildi.
Sempozyumda İslâmiyet öncesi dönemlerde Hunlar, Göktürkler, Uygurlar dönemlerinde güvenliğin nasıl ve kimler tarafından sağlandığı tartışmaları bizi bir ortak bir düşünceye götürdü: Türk Polis Teşkilatını 1845’lerden çok çok önce kurulmuştu. Adı elbette ki Police / Polizei/ Polis değildi. Şahne idi, şıhne idi, yasavul idi, karavul idi. Ama Türkler de toplumun güvenliğini bir şekilde sağlıyorlardı.
Sempozyum sırasında değerli hemşehrimiz İdris Karabörk tarafından hazırlanan “Geçmişten Günümüze Polis Kıyafetleri Sergisi” açıldı. Kendisi Emniyet Genel Müdürlüğü Belge Yönetimi Daire Başkanı olan Sayın Karabörk canlı mankenler kullanarak bu sergiyi gerçekleştirdi. Mankenler o kadar ciddi idiler ki pek çok kimse mankenlerin canlı olduklarını anlayabilmekte zorlandı. Selçuklu “Sübaşı/ Subaşı”sından başlayan zamanda yolculuk günümüz modern polis kıyafeti ile sona erdi. Osmanlılarda güvenlik mensubu olarak tımarlı sipahilerin görev aldığı elbette ki doğru idi. Ancak canlandırılan tip Osmanlı tımarlı sipahisi değil Altıbölük Halkı’ndan birisi olan ulufeli sipahiye aitti. Bir de Osmanlılarda güvenlik denilince daha çok aklımıza Yeniçeriler gelmektedir. Bu güzel canlandırmanın bundan sonra daha da gelişerek devam ettirilmesi yerinde bir karar olacaktır. Sergide yer alan Osmanlı belgelerinin yanlarına transkriptlerinin verilmiş olması da (bazı hatalı okumalara rağmen) çok güzeldi.
Sempozyum Düzenleme Komitesinde görev alan Prof. Dr. Yılmaz Çolak, Prof. Dr. Osman Köse ve Doç. Dr. Yücel Yiğit Sempozyumun her aşamasında büyük gayret sarf ettiler. Sekreterya ve ulaşım, konaklama hizmetleri kusursuz yürütüldü. Arka planda görev alan isimsiz kahramanlar aynı şekilde başarı ile görevlerini yaptılar. Bu isimsiz kahramanlardan birisi de güzel Türkçesi ve nefis hitabetiyle hepimizin takdirini kazanan Spiker Zehra Doğan’dı.
Sempozyum 15 ve 16 Nisan tarihlerinde 10 Oturum halinde yapıldı. Sempozyumda konuşmacı olarak görev alan Prof. Dr. Mücteba İlgürel, Prof. Dr. Abdülkadir Özcan, Prof. Dr. Ömer Turan, Prof. Dr. Kemal Arı gibi ünlü isimler sempozyumu gerçek bir bilgi şölenine dönüştürdüler. Prof. Dr. Mustafa Fayda, Prof. Dr. Mehmet Şeker, Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Prof. Dr. Abdullah Gündoğdu, Prof. Dr. Hatice Erdemir, Prof. Dr. Orhan Doğan, Prof. Dr. İbrahim Yılmazçelik, Prof. Dr. Ahmet Aksın, Prof. Dr. Fahrettin Tızlak, Prof. Dr. Fatmagül Demirel, Prof. Dr. Osman Köksal, Prof. Dr. Bünyamin Kocaoğlu, Prof. Dr. Hüseyin Çınar, Prof. Dr. Nedim İpek, Prof. Dr. Şenol Çelik, Prof. Dr. Bayram Akça, Doç. Dr. Alparslan Demir, Doç. Dr. Salih Tunç ve isimlerini burada tek tek sayamayacağım 50 kadar akademisyen “müzakereci” olarak sempozyuma katkı sağladılar.
Bir sempozyumda bu oranda davetli akademisyenin “müzakereci” sıfatıyla tartışmalara katkı sağlaması akademik camiada çok alışık olmadığımız bir yenilikti. Müzakereci akademisyenlerin pek çoğu görevlerini ciddiyetle yerine getirdiler. Sempozyuma bildiri ile katılan akademisyenler de çoğunlukla hazırlıklı ve konularına hâkim idi. Ancak her sempozyumda görülebilen zayıf tebliğler de vardı. Ama bir tebliğ için “intihal” iddiasının ortaya atılması salonda bir anda bomba etkisi yaptı. Bu durumu elbette Sempozyum Düzenleme Komitesi değerlendirecek ve gerekeni yapacaktır. Biz böyle ciddi bir konuda yargısız infaz yapmamak için isim vermek istemiyoruz. Ama iddia son derece ciddi ve art niyetsiz olarak ortaya atılmıştır.
Sempozyumda yaşanan küçük bir gerginlik de sempozyum dili üzerine olmuştur. Yabancı bir üniversiteden gelen genç bir Türk akademisyen, tebliğine başladı. Bir takım resimler gösterdi. Sonra yeniden kürsüye çıkarak tebliğini İngilizce olarak sunacağını söyledi. Oysa ki o sırada salonda sadece bir Fransız akademisyen vardı ve o da Türkçe biliyordu. Salonun % 99’u Türk veya Türkçe bilen akademisyenlerden oluştuğu halde genç akademisyenin İngilizce tebliğ sunmadaki amacı anlaşılamadı. Veya yanlış anlaşıldı. Salonun büyük kısmı protesto için salonu boşalttı. Tartışmalar Oturum Başkanı Prof. Dr. Mustafa Budak tarafından yatıştırıldı. Ama katılımcıların pek çoğu bu durumu “akademik züppelik” olarak değerlendirdi. Keşke oturum başkanı konuşmacıya hareketinin sebebini açıklama imkânı vermiş olsaydı. Dr. Christopher Gunn, tebliğini İngilizce sundu. Anında çeviri yapıldığı için İngilizce bilmeyenler kulaklıklarını alıp dinlediler. Ancak bir Türk akademisyenin salonun tamamı Türkçe bildiği halde son saniye kararı ile İngilizce tebliğ sunması haklı bir tepkiye sebep oldu.
II. Kolluk Kuvvetleri Sempozyumu’na daha az uzman çağırılması ve daha dar bir konuda yeni sempozyumun veya çalıştayın gerçekleştirilmesi düşüncesi Kapanış Bildirisi’nde yer aldı.
Bu başarılı Sempozyumu gerçekleştiren Polis Akademisi Başkanlığını ve emeği geçen bütün arkadaşlarımızı tekrar yürekten kutluyoruz. Bu vesile ile polis, asker, korucu bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikMermer ocakları flamingoları kaçırdı
Sonraki İçerikİlimi ABD’nde Bulmak!
Prof. Dr. Yılmaz Kurt
1949'da Osmaniye'de doğdu. Ankara Üniversitesi DTCF Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı, Tarih Bölümü Başkanlığı, OTAM Müdürlüğü görevlerinde bulundu.