Ana Sayfa Yazarlar Ulusal Hukuk ne diyor?

Ulusal Hukuk ne diyor?

40
PAYLAŞ

1098 sayılı tezkerenin yazılış biçimiyle, ülkemizin yabancı bir ülkeye davet üzerine askeri birlik gönderemeyeceğine daha önce dikkat çekmiştim. Zira hukuk, boşluk kaldırmaz; her şeyin açıkça yazılmasını bekler!

Bir önceki makalemde, gerek ülkemizde, gerek yabancı topraklarda vefat eden silahlı kuvvetler mensuplarının ailelerinin, meseleyi uluslararası mahkemelere götürebileceklerine dair görüşlerimi iletmiştim. Nedeni ise aşağıdadır;
Anayasanın 125. maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları tazminle yükümlüdür. Bu düzenleme ile idarenin sorumluluğu anayasal bir prensibi olarak kabul edilmiştir.
İdarenin sorumluluğunda hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayanılır. Genel olarak idarenin tazmin sorumluluğundan söz edilebilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir olması, zarar ile eylem arasında nedensellik bağının bulunması gerekir. Bu hususların varlığı her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Askeri hizmetle ilgili idari eylemlerden doğan zararların tazmini davaları “genel olarak” 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) Kanunu hükümlerine göre Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülür.
Ancak, bu genel kuralın bazı istisnaları da mevcuttur. Örneğin; askeri araçların neden olduğu trafik kazalarından dolayı, gerek yaralanma, gerekse ölüm halinde açılacak davalar genel hükümlere ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu esaslarına göre adli yargıda görülür.
Yurt dışı operasyonlar için gerekli kararı İdare (bkz. Hükümet) verebildiğine göre, herhangi bir görev verilirse verilsin, silahaltında olan ve yurtdışında başına bir şey gelen bir vatandaşımızın idare aleyhine dava açma hakkı vardır ve iç hukuk tüketildiğinde ise AİHM’de dava açma hakkı bulunmaktadır.
Kısacası, yurt içinde veya dışında, ister idarenin, ister askeri makamların emriyle asker sevkiyatı ve konuşlandırılması ve daha sonra yabancı bir ülkede bir askerimizin yaralanması/hayatını kaybetmesi sonucunda olabilecek durumlar konusunda AYİM, İdari Mahkemeler ve AİHM tarafından verilmiş ve devleti bağlayan tazminat davaları mevcuttur.
Umarım iktidar bu konuda kendini hazırlamıştır; zira Musul’un Başika bölgesindeki askeri varlığımızın güçlendirilmeyeceği, mevcut durumunu koruyacağını Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu açıklamıştır.
Madem o bölgede Kürt varlığının sürdürülmesine imkân tanıyacak bir faaliyet içindeyse hükümet, meselenin uluslararası boyutlarının da farkında olacaktır şüphesiz. Bu konuyu da yarın inceleyeceğiz.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam