Ana Sayfa Yazarlar Ulusal güvenlik halkı da ilgilendirir..!

Ulusal güvenlik halkı da ilgilendirir..!

65
PAYLAŞ

Anayasa mahkemesinin Dündar ve Gül için verdiği ‘hak ihlali’ kararına tepki olarak, Cumhurbaşkanının yaptığı değerlendirme herhalde uzun zaman konuşulmaya devam edecektir.

Üyelerinin çoğunluğu AK Parti döneminde atanan bu mahkemenin aldığı karar, ifade ve basın özgürlüğü ile birlikte kişisel özgürlüklerin keyfi uygulamalarla kısıtlanmamasına yöneliktir.
Tabii ki adı geçenlerin yargılanmalarına devam olunacaktır; ama sonuçta bu yargılamanın nasıl biteceği de gayet açık bir şekilde anlaşılmıştır.
Cumhurbaşkanı, basın özgürlüğünün hiçbir ülkede sınırsız olarak kullanılmadığını söylerken haklıdır. Gelişmiş bir demokrasiye sahip ülkelerde dahi sınırlamalar mevcut olup, bunların büyük kısmı özel hayatın gizliliği ile yalan haber yapılmasına ilişkindir ve kanuni yaptırımlar söz konusudur. Yoksa ülke güvenliğine ilişkin konular da dâhil olmak üzere, halkın haber alma hürriyetinin kısıtlanması anlamına gelecek tedbirlerin alınması söz konusu değildir.
Ülkemizden farklı olarak Batılı ülkelerde vatandaşlar, ödedikleri vergilerin nereye harcandığını çok yakından takip etmektedir ve neredeyse harcanan her kuruşun, ulusal güvenlik için harcananlar da dâhil, hesabını da sormaya hakkı bulunduğunu savunmaktadır.
Halkımızda bu bilinç olmamasına rağmen kamu adına bu denetimi Sayıştay adlı kurumumuz yerine getirmeye çalışmaktadır. Ülkemizde üst mali denetim makamı da TBMM’dir. Fakat çeşitli sebeplerden dolayı gereğince gözden geçirilmeyen kamu harcamalarını duyurma görevi de, yasama, yürütme ve yargıdan sonra dördüncü kuvvet olan basına düşmektedir.
Bu aralar basında sıkça ‘Wikileaks’ ve ‘Snowden’ gibi ABD’nin ulusal güvenliğini de ilgilendiren sızıntıların ABD hükümeti tarafından araştırıldığı belirtilmektedir. Ancak bu sızıntılara ilişkin olarak ne Assange, ne de Snowden hakkında verilmiş herhangi bir mahkeme kararının bulunmadığını hatırlatmak yerinde olacaktır.
Benzer şekilde ülkemizde ‘Özel Harp Dairesi’nin de isminin geçtiği iddia edilen, 1980’lerin uluslararası ‘Glaudio’ oluşumu ilgi ilgili soruşturmaların sonucunda da Avrupa ülkelerinde hiçbir gazetecinin hapis cezasına çarptırılmamış olduğunu hatırda tutmak gereklidir.
Demek ki mesele, ulusal güvenliği ilgilendiren konularda basının haber yapması değil, iktidarların, gerçekleştirebildikleri hukuka aykırı eylemleri halktan saklayamamış bulunmaları meselesidir ve doğal olarak haber niteliği taşırlar; hele ülkemizde bu haberler, iktidar ile bazı milletvekilleri ve basının bir kısmı tarafından daha önce doğrulanmışken.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam