Ana Sayfa Yazarlar Ülkemizin Kuzey Irak’taki varlığı ve Ulusal ve Uluslararası Hukuk

Ülkemizin Kuzey Irak’taki varlığı ve Ulusal ve Uluslararası Hukuk

126
PAYLAŞ

Cumartesi gününden bu yana, Irak Merkezi Hükümeti’nin, ülkedeki Türk askeri varlığının derhâl Musul’dan boşaltılması ve gerektiğinde bu konuda yardımcı olmak üzere Rusya’yı bile yardıma çağırabileceğini ifade ettiği bir ortamda bulunuyoruz. Herkes televizyonlarda bir şeyler söylüyor, ama hiç birisi uzun soluklu bir inceleme yapmış değil.

Şüpheci karakterim, hem iç, hem de dış politika açılarından ve daha önemlisi ulusal ve uluslararası hukuk açısındanbir yargıya hemen varmak yerine biraz bekleyip gerekli araştırmalar yapmaya itti beni. Bilirsiniz meşhur bir deyimdir; ‘savaşta önce gerçekler ölür’!
Hükümetimizce açıklandığı şekilde, evet, ’ta bir askeri varlığımız mevcuttur ve oradaki askerlerimiz, IŞİD’den gelecek tehditlere karşı bulundukları peşmerge vs. yapıları eğitmekle meşgullerdir. Ancak bu davetin nereden geldiği de pek açık değildir.
Diğer taraftan, yaklaşık bir milyon nüfuslu Musul’daki varlığımızın 2000 personeli aştığı ülkemizdeki çevrelerde belirtilmesine rağmen, yabancı haber ajansları bu personel sayısının 100-150 arasında olduğunu ve birkaç tane tankı içerdiğini, sonuçta Kürt asıllı olduğu belli 2500’e yakın peşmergenin eğitilmekte olduğu ifade olunuyor.
Sonuçta, Musul’un Başika bölgesindeki askeri varlığımız ile eğitilmiş bulunulan peşmergenin sayılarının birbirine karıştırılmış olduğuaçıkça ortadadır.
Fakat… Petrol zengini bir bölge olan Musul-Kerkük-Erbil ekseninde kimlerin hâkim olduğu akıldan da çıkmasın; Kürt Barzani ailesi! Bilindiği üzere bu aile, Kuzey Irak Bölgesel Hükümeti’nde ağırlıklı olarak etki sahibidir.
Hatırlayacağınız üzere Başbakan Davutoğlu, Musul’daki Türk askeri varlığının sebebini Musul Valisi’nin isteği ve Irak Merkezi Hükümeti Genel Kurmayı’nın iznine bağlamıştı ve geçen Ocak ayında Irak Başbakanı Abadi’ye bu konuda bir mektup iletmiş olduğu basına yansımıştı. ABD de askerlerimizin Musul’da bulunmasını kabul edilir bulmadığını aynı dönem belirtmişti.
Bugünkü Irak’ı üniter bir devlet olarak tanımlamak mümkün değildir siyaseten. Irak’ın 2005 yılında kabul edilen anayasası her ne kadar vatandaşlarının birliğini hedefliyorsa da, Kuzey’de Irak Kürdistanı, Bağdat başta olmak üzere Şii ve Güney Batı’da Sünni bölgeler olarak fiilen ayrılmış olduğu ortadadır.
Türkiye’nin, Irak’ın Eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Irak’ta hakkında çıkartılan Tarık El Haşimi’yi misafir etmekte oluşu, esasen Irak Merkezi Yönetimi ile ülkemiz arasındaki anlaşmazlığın temel noktasını oluşturmaktadır.
Bu kısa girişten sonra, hep birlikte meseleyi ulusal ve uluslararası hukuk açıdan bir inceleyelim hep birlikte.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam