Ana Sayfa Yazarlar Üç Dinin Kutsal Şehri: Kudüs’ün Tarihçesi

Üç Dinin Kutsal Şehri: Kudüs’ün Tarihçesi

401
PAYLAŞ

Kudüs, Musevîlerin, Hristiyanların ve Müslümanların kutsal şehri. Lut Gölü’ne 24 km; Akdeniz kıyılarına kuş uçuşu 52 km uzaklıkta kurulmuştur. M.Ö. XIX. Ve XVIII. Yüzyıllara ait Mısır metinlerinde adı geçer. M.Ö. XIV. Yüzyıl Tell Amarna mektuplarında şehrin adı Urusalim olarak geçer. Aramîce metinlerinde geçen Yerûşâlem adı Latince’ye Jerusalem şeklinde geçmiştir. Müslümanlar ise Kudsü’l-makdis, Kudsü’l-mukaddes veya kısaca Kudüs demişlerdir.
Tevrat’ta sözü edilen Salem şehrinin Kudüs olduğu görüşü doğrultusunda Hz. İbrahim ve çağdaşı olan Kral Malkisedek bu çevrede yaşamış olduğu edilebilir. Hz. İbrahim’in oğlu İshak’ı kurban etmek için çıktığı Moriya (Moriah) diyarındaki dağın Hz. Süleyman’ın ünlü mabedini yaptırmış olduğu Moriya tepesi olduğu Yahudi ve Hırıstiyan geleneğinde kabul görmüştür1.
İsrailoğulları Hz. Musa’nın öncülüğünde Mısır’dan çıkıp Kızıldeniz üzerinden Sina’ya gelmişler ve 40 yıl çöllerde yaşadıktan sonra Yeşu önderliğinde Filistin topraklarına ulaşmışlardı. İsrailoğulları ilk defa Hz. Davud zamanında Kudüs’e girebildiler. Hz. Davud’un oğlu Hz. Süleyman 7 yıl uğraşarak Mescid-i Aksa’yı inşa etmiştir.
Babil Kralı Nebukadnezzar (Buhtunnasr) Kudüs’e girerek şehri haraca bağlamış, 4 yıl sonra M.Ö. 596 yılında şehri üçüncü kez uzun bir kuşatmadan sonra ele geçirdiğinde her tarafı yakmış, halkın bir kısmını şehirden sürgün etmiştir. 50 yıl harabe halinde kalan Kudüs M.Ö. 538’de yeniden inşa edilmiştir. Bu yıllar İran’dan gelen Perslerin Kudüs’ü ele geçirdiği yıllardır. M.Ö. 332 yılında ise Makedonyalı İskender (Büyük İskender) Kudüs’ün yeni sahibi olacaktır.
İmparator Hadrien zamanında Romalılar tarafından burada Aelia (İliyâ) adlı yeni bir putperest şehir kuruldu. Hırıstiyanlık yayıldığı zaman, Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği yer olarak kabul edilen bu bölgede M.S. 335 yılında Merkad-i İsa Kilisesi inşa edilmiştir. Hristiyanlar Hz. İsa’nın sözlerine hürmeten Hz. Süleyman Mabedi’ni yeniden inşa etmediklerinden burası Müslümanlar şehri alıncaya kadar harabe halinde kaldı.
614 yılında İran kökenli Sasaniler tarafından işgal edilen Kudüs, 629 yılında Bizans İmparatoru Herakleios tarafından ele geçirilmişti. 638 yılında Hz. Ömer zamanında şehir Müslüman Araplar tarafından ele geçirildi.
Tanrı Yehuda tarafından seçilen kutsal bir yer olduğuna inanılan Kudüs’e Yahudi erkekleri yılda 3 kez gelerek hac ibadetlerini bu kutsal mekânda yaparlar. Yahudiler yemek dualarını da Kudüs’e dönerek yerine getirirler.
Hırıstiyanlarca Hz. İsa’nın yaşadığı ve çarmıha gerildiği yer burası olduğu için şehir kutsallık taşır. Markos İncili’nde Hz. İsa’nın Kudüs günleri detaylı şekilde aktarılır.
Kur’an-ı Kerim’de Kudüs adı geçmese de bu bölgeden “Mescidü’l-aksa’nın mübarek kılınan çevresi” şeklinde söz edilir. Medine döneminde bir yıldan daha uzun bir süre boyunca Müslümanların kıblesi Mescid-i Aksa (Kudüs) iken daha sonra gelen bir âyet üzerine kıble Mescid-i Haram (Mekke) olmuştur.
İslâmiyetin ilk kıblesi olması bakımından Kudüs Müslümanlarca da kutsal şehir olarak saygı görmüştür. Ayrıca Hz. Muhammed’in bir gece Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya götürülmesi ve oradan Mirac’a yükselmesi ile de Kudüs İslâm tarihinde önemlidir. Öyle sanıyorum ki her 3 Semavî din tarafından kutsal sayılan başka bir şehir yoktur.
Kudüs’ün Müslümanların eline geçmesi, Selçukluların İznik’e yerleşmeleri Avrupa’da kutsal savaş başlattı. Haçlı Orduları Kudüs’ü geri almak için yola çıktıktan 3 yıl sonra 1099 yılı Haziran ayında Kudüs’e ulaştılar. Fatımilerin elinde bulunan şehri ele geçirdiklerinde artık Kudüs’te bir tek Müslüman yaşamıyordu. Şehirde bulunan Yahudiler de aynı kaderi paylaştılar. Kadın, çocuk, ihtiyar tarihin gördüğü en büyük katliamlardan birisine uğratıldılar. Selahaddin Eyyubî ise, 1187’de şehri geri aldığında fidye karşılığında Hırıstiyanların serbestçe şehri terk etmesine izin verdi2.
1516 yılında Osmanlı egemenliğine geçen Kudüs yaklaşık 400 yıl huzur içerisinde yaşadı.
1870’ten sonra hızla artmaya başlayan Yahudi Göçü, II. Abdülhamid’in bütün çabalarına rağmen bir şekilde devam etti. Rusya ve Almanya başta olmak üzere Avrupa devletleri kendi ülkelerinden zorla çıkardıkları Yahudilere, Osmanlı Devleti’nin Filistin’de yer vermesi için baskı yapmaktaydılar. Bu baskılar Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışmak için yeni bir bahane olarak sistematik olarak kullanılmaktaydı. Siyonist teşkilatı Araplardan satın aldıkları topraklarda Yahudi Kolonileri oluşturmakta ve buralarda büyük çiftlikler kurmaktaydılar3. Nihayet II. Abdülhamid tahttan uzaklaştırıldı ve Yahudi yerleşiminin önündeki en büyük engel kalkmış oldu.
Kudüs, 1917- 1920 arasında İngiliz askerî yönetiminde kaldı. 1920 yılında San Remo Konferansı’nda Kudüs’ün İngiltere Manda Yönetimine bırakılması üzerine İngilizler Yahudi göçü önündeki bütün engelleri kaldırdılar. Bu durum Filistin Arapları tarafından birçok defa tepki ile karşılandı. Ancak Yahudiler planlarını adım adım uygulayarak 1948 yılında İsrail Devleti’ni kurdular.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam

1 YORUM

  1. Tanrı Yehuda tarafından seçilen kutsal bir yer olduğuna inanılan Kudüs’e Yahudi erkekleri yılda 3 kez gelerek hac ibadetlerini bu kutsal mekânda yaparlar. Yahudiler yemek dualarını da Kudüs’e dönerek yerine getirirler.
    Hırıstiyanlarca Hz. İsa’nın yaşadığı ve çarmıha gerildiği yer burası olduğu için şehir kutsallık taşır. Markos İncili’nde Hz. İsa’nın Kudüs günleri detaylı şekilde aktarılır.
    Kur’an-ı Kerim’de Kudüs adı geçmese de bu bölgeden “Mescidü’l-aksa’nın mübarek kılınan çevresi” şeklinde söz edilir. Medine döneminde bir yıldan daha uzun bir süre boyunca Müslümanların kıblesi Mescid-i Aksa (Kudüs) iken daha sonra gelen bir âyet üzerine kıble Mescid-i Haram (Mekke) olmuştur.

Comments are closed.