Ana Sayfa Ekonomi TZOB: Dünyada her 9 kişiden 1’i aç

TZOB: Dünyada her 9 kişiden 1’i aç

59
PAYLAŞ

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, gıdaya erişim hakkının, dini, cinsiyeti, dili, rengi, milliyeti ne olursa olsun her insanın en temel hakkı olduğunu bildirerek, “Her insan her zaman kaliteli ve yeterli miktarda, ihtiyaçlarını karşılayacak sağlıklı gıdaya ulaşabilmelidir. Buna rağmen, 795 milyon insanın aç olduğu dünyada her 9 kişiden 1’i açlık çekiyor, 5 yaş altı her 3 çocuktan 1’i yeterli düzeyde gelişemiyor. Bu durum 21’inci yüzyıla yakışmıyor” dedi.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği () Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, gıdaya erişim hakkının, dini, cinsiyeti, dili, rengi, milliyeti ne olursa olsun her insanın en temel hakkı olduğunu bildirerek, “Her insan her zaman kaliteli ve yeterli miktarda, ihtiyaçlarını karşılayacak sağlıklı gıdaya ulaşabilmelidir. Buna rağmen, 795 milyon insanın aç olduğu dünyada her 9 kişiden 1’i açlık çekiyor, 5 yaş altı her 3 çocuktan 1’i yeterli düzeyde gelişemiyor. Bu durum 21’inci yüzyıla yakışmıyor” ifadelerini kullandı.

Dünyada yaklaşık 795 milyon insanın yaşamını sürdürebilmek için ihtiyaç duyduğu gıdayı yeterli düzeyde alamadığına, yetersiz beslendiğine, aç kaldığına dikkati çeken Bayraktar, “Açlıkla mücadelede yapılan çalışmalar olumlu sonuçlar verse de yine de dünyadaki her 9 kişiden 1’i açlık çekmektedir. Dünyada 5 yaş altı her 3 çocuktan 1’i yeterli düzeyde gelişememektedir” dedi.

GIDA HAKKI TEMEL HAK

Gıdaya erişim hakkının, dini, cinsiyeti, dili, rengi, milliyeti ne olursa olsun her insanın en temel hakkı olduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

Her insan her zaman kaliteli ve yeterli miktarda, ihtiyaçlarını karşılayacak sağlıklı gıdaya ulaşabilmelidir. Bu bağlamda açlık ve yoksullukla mücadele, gıda güvenliğinin ve beslenmenin sağlanması, geçimin kolaylaştırılması ve doğal kaynakların yönetimi, çevrenin korunması ve özellikle de kırsal alanlarda sürdürülebilir kalkınmayla kırsal refahın artırılması son derece önemlidir. Kırsalda bu ögelerin sağlanması için gıda güvencesinin devamı açısından aile çiftçiliğinin vazgeçilmez bir konumda olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle kırsal refahın artırılmasında önceliğimiz aile çiftçiliğimizi desteklemek olmalıdır. Zira büyük tarım işletmeleri, tek başlarına ülkemizin gıda güvencesini sağlayamazlar. Kar etmek esas amaçları olması nedeniyle yeterince kar elde edemedikleri durumda tarımdan çıkarlar. Sadece dünya piyasalarına dönük ve tek ürüne dayalı üretim yapan büyük uluslararası firmalar tek başına, tarım için büyük risktir. Bunun örnekleri, Afrika, Latin Amerika, Güney Asya ülkelerinde görülmüştür. Tek ürüne dayalı üretim, bu ülkelerde açlık ve yetersiz beslenmenin ana nedenlerinden biridir. 

SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA HEDEFLERİ

Birleşmiş Milletler’de 193 ülkenin oybirliğiyle kabul edilen, 2030 yılına kadar yoksulluğun yok edilmesini, eşitsizliklerle mücadeleyi ve çevrenin korunmasını amaçlayan Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nden birinin de “Açlığı bitirmek, gıda güvenliğini sağlamak, beslenme imkanlarını geliştirmek ve sürdürülebilir tarımı desteklemek” olduğunu bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:

Birleşmiş Milletler, her yıl dünya genelinde 12 milyon hektar tarım alanının verimsizleştiğini ve toprağın verimsizleştiği yerlerdeki insanların yetersiz beslenmeden daha çok etkilendiğini ifade etmektedir. Dünya nüfusunun hızla arttığı, ancak insanları besleyecek tarım topraklarının azaldığı yadsınamaz bir gerçektir. Hızla artan dünya nüfusunun 2050 yılında 9,1 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu nüfusu besleyebilmek için de dünya gıda üretiminin yüzde 60-70 oranında arttırılması gerekiyor. Bunun için de az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin gıda üretiminde kendine yeterli düzeye gelmeleri fevkalade önem taşıyor.”

KIRSAL REFAHIN ARTIRILMASI

Bu yıl ’nun Dünya Gıda Günü’nün temasını “Sosyal Koruma ve Tarım: Kırsal Refahın Artırılması” olarak belirlediğini vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri verdi:

Tarım sektörü ve kırsal kesim yoksulluk düzeyi yüksek kesimlerdir. Kırsalda gelir düzeyi Türkiye’de ülke ortalamasının yüzde 35’ini ancak bulmaktadır. Sosyal koruma, yoksul insanların gelirlerini ve haklarını iyileştirmeye yönelik uygulanan destek programlarıdır. Dünyada sosyal koruma programları, gıda kaynağı olarak aile çiftçilerinden temin edilen, okullardaki kahvaltı ve öğle yemekleri, eğitim, kamusal projelerde iş olanakları, küçük bütçeli hibeler, sosyal güvenlik ve doğrudan para transferleri şeklinde uygulanmaktadır. Sosyal koruma programlarıyla kısa vadede açlığın önlenmesi mümkündür. Her şeye rağmen son 15 yılda dünyada yaşanan açlığın az da olsa azaltılması önemsenecek bir başarıdır.  FAO’nun raporunda da belirtildiği gibi, gerçekleştirdiği üretimle ülkemizi belli bir çıtanın üzerinde tutan çiftçimizin üretimden vazgeçmemesi için gelirinin artırılması ve sosyal güvencesinin garantilemesinin önemi, üretimin devamlılığı için asla unutulmamalıdır. Tarımsal üretimin artırılması ve kırsal kalkınmanın sağlanabilmesi için öncelikle kararlı politikalar izlenmeli ve uygulanan politikalar tarımın sürdürülebilirliğini sağlamaya odaklanmalıdır.”

Bayraktar, ülkemizin gıda güvencesinin sağlanması, toplumun, gençlerimizin ve çocuklarımızın sağlıklı ve kaliteli beslenmesi, tarımımızın uluslararası alanda rekabet edebilecek doğrultuda sürdürülebilir bir şekilde gelişebilmesi için Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak her türlü olumlu katkıyı sağlamaya devam edeceklerini vurguladı.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam