Batı Avrupa’da Türk vatandaşlarına vize zorunluluğu getiren ilk ülke İsveç olmuştu… 1977 yılının Şubat ayında da, İsveç Hükümeti, iltica talebinde bulunan tüm Türk uyruklu Süryaniler’e, ki bunlar toplam 7 bin kişi kadardı, B Sınıfı Mülteci Statüsü tanımayı kararlaştırmıştı. Bu, onlara siyasi değil insani nedenlerle iltica hakkı verildiği anlamına geliyordu…

Aynı anda, bundan sonra İsveç’e gelecek tüm Türk vatandaşları için önceden vize alınmasını zorunlu hale getirmişti Hükümet… Bunun, daha fazla Süryani’nin ülkeye gelmesini engellemek amacıyla alınmış bir önlem olduğu söyleniyordu.
Ne acıdır ki, bu öteki Batı Avrupa ülkelerine de örnek olmuştu. Peş peşe vize kararları geliyordu Avrupa’dan.
Süryaniler homojen bir gurup değildi. Önce bir gurup Asurî Federasyonu adı altında örgütlenmişti hızla. Amaçlarının bir Asur Devleti kurmak olduğunu açıklıyorlardı. Bir haritaları, bayrakları, hatta anayasaları bile hazırdı. Buna paralel olarak bazıları da Suryoyo Federasyonu adı altında örgütlenmişti. Bunlar Süryani asıllı Türk olduklarını söylüyorlardı.
İsveçliler’in gerçeği görmelerine neden olan olay, 1979 yılında, Süryanilerin neredeyse tamamının yaşadığı Södertälje kentinde meydana gelmişti… Aslında biraz deneyimleri olsa, İsveçliler iş buraya gelmeden de olaya el koyabilirlerdi. Ama onlar Süryaniler’e körü körüne inanmışlardı bir kere. Bu nedenle de, hemen her ailenin İsveç’e gelirken yanında bir kaç kilo getirdiğini, oturma izni alır almazda bu altınları satıp kendilerine iş yerleri kurmaya başladıklarını fark edememişlerdi.
Kentin ana caddesindeki tüm dükkânları birer birer satın alıyordu Süryaniler. Paraları vardı yani. İyi ama İsveç’ten iltica talep ederken ‘tüm mal ve paralarının, Türk Devleti tarafından sistematik biçimde ellerinden alındığını’ söylememiş miydiler?
Kentin Raggare adıyla tanımlanan asi gençleri vardı… Bunlar üstü açık büyük Amerikan otomobilleriyle, konvoylar halinde dolaşırlardı. İsveç değil Amerikan bayrakları gezdirirlerdi yanlarında. California’nın ürkütücü motosiklet çeteleri Hell’s Angels özentisiydiler biraz…
Süryaniler esmer ve kısa boyluydular. Ama birden para sahibi oldukları çıkmıştı ortaya. Södertälje’nin sosyal yaşamı içinde giderek büyüyen bir yer de edinmişlerdi. En önemlisi de bazı İsveçli kızlar, Suryaniler’le takılmaya başlamıştı… Aslında hiç bir İsveçli, hatta Raggareler bile aldırmazdı buna. İsteyen istediğiyle takılırdı tabii. Ama Suryani kızlar arasında da güzel hem de çok güzel olanlar vardı ve Suryani erkekleri, İsveçli erkekleri onların yanına bile yanaştırmıyordu. İşte bu kabul edilemezdi.
Bir Cumartesi akşamı savaş çıkmış, Raggareler’le Süryaniler birbirine girmişti. Asıl büyük kavganın olduğu meydandaki bina ve işyerleri ciddi hasar görmüştü. 21 Raggare, hastanede tedavi altına alınması gerekecek kadar ciddi yaralanmıştı. Buna karşılık hastaneye getirilen Süryani sayısı, yalnızca ikiydi. Onlar da ayakta tedavi edilmişti. Gözaltında ise daha çok Suryani vardı.
Raggareler, alışık oldukları gibi mertçe, teke tek kavga etmek istemişlerdi… Yumruk yumruğa ve erkekçe… Süryaniler ise her bir Raggare’nin başına birkaç kişi çullanarak. Üstelik öyle yumrukla kavga etmekten filan da anlamıyorlardı. Ellerine; taş, demir çubuk, sopa, su borusu, ne geçerse kapıp vurmuşlardı İsveçlilere…. Hatta içlerinden ikisi bir Raggare’yi saçlarından yakalayıp, suratını sokaktaki bir mermer heykele çarpmışlardı bir kaç kez. Adamın yüz kemikleri parça parça olmuştu.
İsveç Hükumeti de, ertesi gün duruma el koymak zorunda kalmıştı tabii. İlk önlem olarak da, Södertälje’deki Süryaniler’in küçük guruplar halinde İsveç’in dört bir yanına dağıtılması kararlaştırılmıştı…
Ama asıl zararda olan Türk vatandaşları olmuştu… O zaman başlayan çile, hala sürüyor..!

PAYLAŞ
Önceki İçerikEvlatlarınız allahın size emanetidir
Sonraki İçerikBengü, Posh’da coşturdu
Mehmet Ali Yula
Gazeteciliğe 1965 yılında Ankara’da başladı. 1970’de Hürriyet’e geçti. 1977’da ek görev olarak İsveç Devlet Radyosu. 1991’de Nokta Dergisi. 1993’da Akis Dergisi. 1994’de Inter Star Televizyonu. 1998’de mesleği terketti. 2006’da emekli oldu.