AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik Dünyanın en etkili 100 düşünce kuruluşu arasında yer alan Fransız Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nde (IFRI) konuşma yaptı soruları yanıtladı.

Bakan Çelik IFRI’nın çalışmalarını yakından takip ettiklerini belirterek Uluslararası sistemde çok yönlü dönüşüm süreçlerinin yaşandığını ve zor bir dönemden geçildiğinin altını çizdi.

Bakan Çelik Uluslararası sistemde, siyasi ve ekonomik açılardan güç dağılımında bir eksen kayması yaşandığını ve Batı bloğunun liderliği çalkantıda olduğuna Çin’in ve Rusya’nın yükselişinin hızlandığını belirtti.

Çelik, “Yerel savaşlar ve vekalet savaşları artıyor ve “global lidersiz dünya” (G-Zero World) olarak adlandırılmaya başlanan büyük bir dönüşümün eşiğindeyiz” dedi.

Bakan çelik 2008’den beri yaşanan ekonomik kriz, mülteci krizi ve güvenlik krizinin Avrupa’da popülizmin, aşırı sağın, yabancı düşmanlığının ve İslamofobinin yükselmesinde katalizör görevi gördüğünün altını çizdi.
Çelik, bu gelişmelerin AB’nin etkin şekilde sürdürdüğü “yumuşak gücü”nü zayıflattığını Avrupa’nın önümüzdeki dönemde bir “gelecek projesi” olma vasfını temsil edip edemeyeceği sorusun da öne çıktığını dile getirdi ve “AB liderlerinin biran önce Birliğin geleceğine ilişkin güçlü bir siyasi irade ortaya koymaları gerekiyor. Brexit ve karşılaşılan diğer sınamalar AB’nin daha esnek ama daha fazla kenetlenmeye olan ihtiyacını ortaya çıkarıyor” dedi.

2017’de Fransa, Hollanda ve Almanya’da seçimler olacağı Yabancı düşmanlığı, ırkçılık, göçmen karşıtlığı, İslamofobi ve AB karşıtlığı üzerinden yürütülecek seçim kampanyalarının Avrupa’nın geleceğine büyük zarar vereceğine dikkat çekti.

Çelik, “İslamofobi öne çıktığını Avrupa’da, Müslümanların, toplumsal hayatta, ayrımcılığa ve sözlü ve fiziksel saldırılara maruz kaldığını üzülerek görüyoruz. Müslümanlara yönelik bu radikalleşme eğilimi giderek siyasetin merkezine doğru kayıyor. Bu da marjinalleşme, radikalleşmeyi arttırıyor ve DAEŞ gibi terör örgütlerine önemli bir alan açıyor. Müslümanlara Avrupa’da yabancı muamelesi yapılması başlı başına büyük bir yanlış. Müslümanlar İspanya’ya 711 yılında geldiler, yüzyıllardır Avrupa topraklarında yaşıyor ve Avrupa kültürüne katkılar sunuyorlar. Avrupa’ya olan Müslüman göçüne, dışarıdaki bir tehlikenin içeriye sızmış uzantısı olarak bakmak yanlıştır. İslam, Avrupa’nın doğal bir parçası görülmedikçe, radikalleşmeye, yabancı düşmanlığına ve diğer bir çok aşırılığa entegrasyon temelli sağlam bir çözüm bulunamayacaktır.”dedi.

Bakan Ömer Çelik, “Türkiye ve AB’nin mevcut ilişkilerini daha ileri taşımaktan başka çareleri yoktur. Türkiye, Avrupa adına ve Avrupa’nın içinden konuşan bir Avrupa ülkesidir. Türkiye’nin Avrupalılığı sorgulanmaması gereken tarihsel bir gerçektir. Avrupa, AB’den büyüktür ve Türkiye öteden beri Avrupalıdır” dedi.

Türkiye 1963 Ankara Anlaşmasından beri değil, 14. yüzyılda I. Murad Edirne’yi Osmanlı İmparatorluğa kattığından beri Türkler Avrupalıdır.

Türkiye ‘nin NATO ittifakı, OECD’nin, AGİT’in ve Avrupa Konseyi’nin üyesi,İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa Konseyi kurulduğunda, Bakanlar Konseyi’nin ilk kararını Türkiye’yi üyeliğe davet etmek olduğu ve Türkiye Bu örgüte 1949’da katıldığını belirtti.

Bakan Çelik, “AB, Türkiye’nin 1., Türkiye ise AB’nin 5. büyük ticari ortağı ” diyerek ülkemize gelen doğrudan yabancı yatırımlarda da en büyük payın AB ülkelerine ait olduğunu söyledi. Çelik, “Bu nedenle, Avrupa’nın siyasi, ekonomik ve sosyal geleceği sadece AB’nin değil ülkemizin de sorumluluğundadır. Geleceği birlikte inşa etme yolunda sorumluluklarımızın bilincindeyiz ve gerekli güçlü iradeye sahibiz” dedi.

Bakan Çelik, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası AB’nin ülkemize yönelik tutumunun, kamuoyunda yarattığı güven bunalımının üstesinden gelmemiz gerektiğinin altını çizerek darbe girişiminin ardından, bütün tedbirlerin demokratik düzen, hukuk devleti, vatandaşların temel hak ve hürriyetlerini ve toplumsal barışı korumak için olduğunu söyledi.

Çelik, yeni bir Türkiye-AB Zirvesi’nin bu yılın ilk yarısında toplanmasının ilişkilerin geleceği açısından çok yararlı olacağına inandığını belirterek “Buna ilişkin hazırlıklara bir an önce başlamamız lazım. Gündemimizin üst sıralarında yer alan vize serbestisi ve gümrük birliğinin güncellenmesi konularında somut kararlar bu Zirve’de en üst düzeyde ele alınabilir.”

Terörle mücadelede, “Türkiye’de zor bir coğrafyada özgürlük-güvenlik dengesini korumaya çalışırken müttefiklerimizin yanımızda olmasını bekliyoruz. Terör örgütleri arasında ayrım yapılmamalıdır.”

Çelik, “Türkiye’nin üyeliği meselesi artık sadece Türkiye’nin geleceği meselesi olmaktan çıkmış, AB’nin ve bölgenin geleceği meselesi haline gelmiştir” dedi.