Ana Sayfa Yazarlar Türkiye’nin Ölüm Halleri…

Türkiye’nin Ölüm Halleri…

471
PAYLAŞ

İyi haftalar sevgili okur. Esasen bugün memleketin eğlenceli absürtlüklerinden bahsetmeyi, az da olsa gülümsemeyi/sizleri de gülümsetmeyi istemiştim.

Ama olmadı, olmuyor.

Ülkemin ölümlere yazgılı halleri buna izin vermiyor. Acılarımıza acı katan bir garip ülkede yaşıyoruz.

Öyle an geliyor ki, gerçek mi? Rüya mı? Ayırt etmek için kendimi çimdikliyorum.

Geçtiğimiz hafta bir suikast ile sarsıldık.

Her hain pusu ile gelen ölüm canımı ayrı yakıyor.

Savunduğu değerlerin ne olduğunun bir önemi yok, önemli olan; inandıklarını savunma cesareti gösterebilmek.

Ama bedeli ağır, kelle koltukta sürdürülen bir yaşam ve ardından beklenen, kaçınılmaz ve bilinen son.

Sokak infazları ile katledilen aydın, gazeteci, yazar, kanaat önderi, bu topraklarda ölümün ensesinde olduğunu bile bile uyanır her yeni güne.

Yaşadım bilirim. Gelen tehditler, hakaretler hiç bitmez. Ve öldürüleceğini bilen bu insanlar, gülümseyerek karşılarlar ölümlerini.

Bu coğrafyanın örgütlü kötülüğüne, lanetli kaderine boyun eğmek değildir yaptıkları.

Aksine cesaretle ölüme yürürler…

Ve bilirler bir yerlerde, karanlık bir yerlerde infaz edilmelerine çoktan karar verilmiştir.

Attıkları her adım bilinmektedir, üstelik izlendiklerini de bilirler. Göstere göstere izlerler…

Geride kalanlardan en çok yetimler koyar bana, içimi acıtan çocuklardır sadece.

Biz kadınlar/eşler dayanırız, ama yetimlerin yaşamı alt üst olur.

Dilerim bunca yetimin gözyaşlarının karşılığı, bedeli vardır. Acıların en acısı ile sınanmanızı diliyorum yıllardır. Başka yaşamların celladı olmanın bedelini ödemeden ölmeyin.

Bunun adı kin ya da nefret değil.

Bitmeyen acıları, öldürülerek ölenleri görmeyenler bu duyguları anlayamaz…

Bitmeyen acılarımıza sebep olanlar artık bedel ödemeli.

Bu ölümlerin sona ermeyeceğini hepimiz biliyoruz. Öldürülme süreci herkes için aynı; önce hedefi kriminalleştir, suçlu yap, davalar aç, hedef göster ve yok et.

Üstelik sokak infazlarını, haklı ölümler olarak kendi kitlene güzelleyerek anlat.

Bakın bir eşin sözleri, sonradan tehdit edilen bir eşin (Bu da ayrı erkeklik, mertlik halleri bu ülke için, bunu da biliriz ne yazık ki. Hepsini yaşadık); “Tarih anlayacak beni. Kirli medya, beni hedef gösteren gazeteler hoşça kalın, beni anlamak istemeyenler, dudak bükenler, geçirdiğim işkence tezgâhları, faili meçhulün yetimleri hoşça kalın, çocuklarım, eşim hoşça kalın diyecek.”

Türkan Elçi’nin başı sağ olsun, Allah evlatlarına bağışlasın, evlatlarına uzun ömür versin. Yıllardır bir faili meçhul cinayetin sırtımıza yüklediği dayanılmaz ağırlıkla yaşamaya çalışan bizler, canımızın anısını yaşatmaya çalışırken, ülkenin sokaklarında başka faili meçhuller/cinayetler işleniyor.

Sokak infazları arsızca, vicdansızca devam ediyor. Kim olduğu hem önemli hem de hiç bir önemi yok.

İnsan olması yetmeli içimizin sızlaması için. İnanarak savunduğu değerleri olan insanlara bu düşmanlık yok edici. Sadece katledilenler yok olup gitmiyor, bunu bir anlasanız.

Ve en kötüsü sokaklarınız güvenli değil, öldürmeyi, ölümü kutsayan; yaşama, yaşatmaya düşman bu topraklarda hala yaşıyor olsaydı 61inci yaşını kutlayacağımız sevdiğimin bazen yaşamadığına üzülmüyorum.

Üstelik yaşı 48’de kaldı. Ben büyüdüm, O genç kaldı. Ölümün her halini gördüğümüz bu tuhaf ülkede, prangalarımızla bizler yaşamaya mahkum olduk…

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam