Türkiye’nin kaos tarihi – 4

0
126

Türkiye, Bekaa ve Irak’tan gelenler; korkutmayı iyi becerdikleri için, haraç işlerinde çok verimli oluyordular… Ama Batı Avrupa toplumlarında tak bir “sudan çıkmış balık görünümündeydiler… Tipleri ve davranışlarıyla hemen göze batıyorlardı…

…Ve bu açıdan bakınca, para getirecek başka işlerde verimli olmaları söz konusu bile değildi…
Çare, daha çocukken anne babasıyla birlikte göç etmiş; hatta daha da iyisi, buralarda doğmuş olan Kürt kökenli çocuklara el atarak bulundu… Bulundukları ülkelerin yaşam tarzına uyumluydular… Gerçi fiziki görüntüleri biraz değişikti ama, yerel halk bunu kanıksamıştı artık… Eksim olan tek şey, “ etnik bilince” sahip olmamalarıydı…
PKK ağaları, işe buradan başlamayı seçtiler ve Kürt gençlerine “Kürtlük bilinci” verecek toplantılar, seminerler, kurslar düzenlemeye başladılar… Sonra da; etki altına girenleri Bekaa’ya yollayıp, askeri içerikli eğitim almalarını sağladılar…

Amaç, onların Bekaa’ya katılmalarını sağlamak değil, bir an önce eğitip Avrupa’ya geri getirmekti… Böylece o toplumlarda yadırganmayacak görümlü gerçek ölüm makineleri yaratılmış olacaktı…
Başarı oranı yarı yarıya oldu bu planın… Yarısı istenen değişime uğruyor ve Avrupa’ya geri dönüyordu…
Diğer yarısı ise ya başarısız olduğu için infaz ediliyor; ya da eğer kadınsalar, cariye olarak kullanılıyordu… Sistem, PKK ağalarının vicdanını hiç sızlatmıyordu bu arada… Ne de olsa, “karşı çıkanı kökünü kurutmayı” emreden bir tezgâhtan geçmişlerdi onlar da…

Bu yeni kadrolar, örgüte yeni ve getirisi çok büyük fırsatlar verdi… Avrupa’daki eroin ticareti kısa zamanda onların tekeline geçti… Ölüm makineleri, “insanları ikinci kullanışlarında bağımlı hale getiren ve kıs sürede öldüren” sinsi bir zehir kullanıyorlardı artık…
Üstelik kurbanlarından bunun için para da alıyorlardı…

Bu arada örgütün isminin geçmemesine de çok dikkat ediyorlardı… Çoğunluğu Avrupalı olan müşteriler, onları “”Türkler” diye biliyordu… Bu da, çok para kazanmanın bonusu gibiydi… “Pis sömürgeci Türkler. Masum Avrupalıların ölmesine” neden oluyordu(!) sonuçta…
Eroinin Avrupa’ya nakledilmesinde önce kamyonlar kullanılıyordu… Sonra bunun çok masraflı olduğu görülmüş ve deniz yoluna geçilmişti… Doğrudan Hollanda’nın Roterdam limanı indirilen eroin, sonra 20-25 kiloyu geçmeyen küçük partiler halinde, diğer Avrupa ülkelerine dağıtılıyordu…
Bu son işlem, “eşek” adı verilen ve özenle Türkler arasından seçilenler vasıtası ile yapılıyordu ki, yakalanırsa adı “Türk” olsun…
Sonra örgüt, nakliyatta kullandığı gemilere ödediği paradan da kurtulmaya karar verdi… Çare, gemi satın almaktı tabii…

Çarpıcı olan, bütün bunların “kendini Kürdistan İşçi Partisi olarak tanıtan ve sol fikirleri benimsediği iddia eden” bir örgütün eseri olmasıydı..!

Paylaş
Önceki İçerikYeni dönemin yenilikleri
Sonraki İçerikKutsal Topraklarda 22 Gün
Mehmet Ali Yula

Gazeteciliğe 1965 yılında Ankara’da başladı. 1970’de Hürriyet’e geçti. 1977’da ek görev olarak İsveç Devlet Radyosu. 1991’de Nokta Dergisi. 1993’da Akis Dergisi. 1994’de Inter Star Televizyonu. 1998’de mesleği terketti. 2006’da emekli oldu.