Ana Sayfa Güncel Türkiye’nin gerçek gurur vakfı: LÖSEV

Türkiye’nin gerçek gurur vakfı: LÖSEV

308
PAYLAŞ

Söyleşimizin ilk bölümünde LÖSEV’i genel hatları tanıttık siz okurlarımıza. Ancak o kadar büyük ilgi gördü ki daha detaylı bir söyleşiyi gerçekleştirdik. Kanserle mücadele açısından kurulan Türkiye’nin en önemli sağlık ve yardım vakfı Lösev’i her yönü ile Bayram’ da tanıtmak istedik. İşte Üstün Ezer ile yaptığımız söyleşi:
1- LÖSEV’i kurduğunuz ilk günü hatırlıyor musunuz?
Çocuk Kan uzmanı olarak, Lösemili çocukları tedavi amacıyla bir devlet Hastanesi’ne yatırdığımız ilk günlerdi… Hastane yönetiminden çocukların odaları için küçük bir televizyon talebine aldığımız olumsuz yanıt sonrasında o hastanede çalışan doktorlar, hemşireler ve personel, aramızda para toplayarak küçük bir televizyon aldık. Bir yandan insanların yaşadıkları ekonomik sıkıntılar yüzünden ölümle karşı karşıya kaldıklarını gördüğümüz anda bir grup arkadaşımız ve lösemili çocuklarımızın aileleri ile LÖSEV’i kurmaya karar verdik.
2- LÖSEV’i 98’de kurduktan sonra Türkiye’nin ilk ve tek Lösemili Çocuklar Hastanesi LÖSANTE’yi kurdu vakfınız. O arada ne gibi zorluklarla karşılaştınız? Ya da böyle bir girişime destek yoğun muydu?
İlk zamanlarda bir çocuğumuzun yol parasını ya da okul ihtiyacını karşılamak bizler için büyük sorundu. Ancak günler geçtikçe büyüdük, güçlendik; projeler geliştirdik, hedeflerimizi büyüttük. En son yapabileceğimiz en zor işi ilk sırada başardık. Henüz 1 yıllık vakıf iken ve kira paramız yokken ülkemizin ilk ve tek Lösemili Çocuklar Hastanesini açtık. Tam 15 yıldır ilacından yoğun bakımına trombositinden pijamasına kadar her şeyin bedava olduğu bir yataklı hastane hizmeti veriyoruz.
3- Ve LÖSANTE kurulurken, yine lösemi tedavisinde diğer hastanelere göre ne tür bir farklılık yaratmaktı amacınız?
Bizim LÖSANTE’yi kurmaktaki amacımız lösemi gibi zor bir hastalıkla ile karşılaşmış bir aile için en iyi tedaviyi en iyi koşullarda uygulamak ve en başarılı sonucu almak. Bunun çırpınıyoruz ve bunları yaparken hiçbir ücret talep etmiyoruz. İstiyoruz ki bizim çocuklarımızda Avrupa’daki, Amerika’daki merkezlerdeki hastalarla aynı şanslara sahip olsunlar. LÖSANTE’de tedavi olan çocuklarımız sıcak yuvalarında gibi hissediyorlar kendilerini. Tüm ihtiyaçları LÖSEV tarafından karşılanıyor anne sadece çocuğu ile ilgileniyor ilaç aramıyor kan aramıyor. İşte en önemli ve farklı noktalardan bir tanesi de tedavi ile birlikte etkileri olan sevgi ve moral duygusunun hissettirilmesi. Biz bunları başardık yeni projelerimiz ile de yolumuza devam ediyoruz.
4- Kurulduğunuz zamanla şimdiyi karşılaştırdığınızda nasıl bir tablo çıkıyor karşımıza?
Kurulduğumuz dönemde, %20’lerde olan lösemiden iyileşme oranını, 2015 itibariyle kendi hastanemiz olan LÖSANTE’de %92’lara çıkarmayı başardık. Bunun dışında, daha önce bulaşıcı bir hastalık taşıdığı sanılarak dışlanan, toplumdan soyutlanan lösemili çocuklarımızı bilinçlendirme çabalarımız sayesinde topluma kazandırmayı ve toplumun, lösemi ve kanser sayesinde bilinç uyandırmayı başardık.
5- Lösemi nedir, kimlerde çok görülür, löseminin kesin tedavisi var mı? Bildiğim kadarıyla tedavi de pahalı, hala öyle mi?
Lösemi bir kan hastalığıdır, kanda olgun olmayan hücrelerin artışı ile meydana gelir. Çocuklarda lösemi hastalığının belirtileri iştahsızlık, kansızlık, zayıflama, bacaklarda kemik ağrıları, cilt altında kanamaları (kırmızı noktalar veya morarmalar), burun ve dişeti kanamaları, ateş olarak görülebilir. Lösemi nedenleri henüz tam olarak aydınlatılmamıştır. Genetik yatkınlıklar, radyasyon, benzen ve türevler, böcek ilaçları gibi kimyasal maddeler, bazı kalıtsal hastalıklar ve bazı viral hastalıkların hep birlikte lösemiye neden oldukları çalışmalarla gösterilmiştir.
Doğru tedavi ve moral desteği ile lösemi tedavisindeki başarı oranı oldukça yüksektir. Ancak, sizin de söylediğiniz gibi lösemi tedavisi oldukça pahalı bir hastalıktır. 3 sene süren tedavi 250.000 TL civarında tutmaktadır.
6- Löseminin tedavisinde yüzde 100 başarı şansı var mı?
Gerekli hijyenik koşullar, sağlıklı beslenme sağlandığında ve erken teşhis ile birlikte doğru tedaviler uygulandığında lösemiden iyileşme oranı 100’de 100’e çıkarılabilir. Ama önemli olan bu hassasiyetin sağlanarak özel bakımın gerçekleştirilmesi.
7- Türkiye’de lösemi hastası olan çocuk sayısı daha önce ne kadardı, şimdi ne kadar(en azından vakıf kurulduğundan beri olan rakamlar üzerinden gidebiliriz) ? Dünyayla karşılaştırıldığında bu rakamlar normal mi? Ve yıllar içinde lösemide artış var mı?
Son 10 yılda 2 kat artan lösemi çok ciddi bir toplumsal sorun haline dönüştü. Türkiye’de lösemili hasta sayısı 200 bin civarında. Tüm Kanser vakalarında olduğu gibi lösemide de büyük bir artış yaşanıyor “Her yıl bin 500 çocuk, lösemi hastaları arasına katılıyor. 2020′de ise bu sayının yılda 3 bine ulaşması bekleniyor.
8- Lösemiyle mücadelede önemli olan nedir sizce?
Lösemi ile mücadelede, tüm hastalıklarda olduğu gibi hijyen ve doğru tedavi çok önemli. Ancak, lösemiyle mücadele ederken, tüm bunların dışında ekstra bir bilinç uyandırmanız gerekiyor. Bu bilinci uyandıramadığınız takdirde, maske taktığı için dışlanan, bulaşıcı bir hastalıkları varmış gibi görülen lösemili çocukları psikolojik olarak bu savaşı yeneceklerine inandırmamız, ailelerinin ne zorluklarla savaştıklarını bilmeden onları yargılayan kişilerin fikirlerini değiştirmemiz çok zor.
9- Buna bağlantılı olarak bildiğim kadarıyla sizin bir Kanser Emniyet Teşkilatı projeniz vardı, hala devam ediyor mu?
“Ülkemizde kanser yüzünden yılda 150 bin kişi yaşamını yitiriyor. Kanser artık devletin en üst birimlerinde tartışılıp ciddi önlemler alınması gereken bir sorun haline geldi. Tehlikenin farkında değiliz, yeterli önlem alınmıyor. Kansere karşı seferberlik ilan edilmeli ve ciddi tedbirler alınmalı. Kansere karşı devletin ciddi önlemler almasını ve adının ‘Kanser polis teşkilatı’ yapılanmasının olmasını istemiştik denilebilir. Aralarında bilim adamlarının da bulunduğu bir teşkilat kurulsun. Bu teşkilat, kanserli atıkları doğaya bırakan fabrikalardan, tarım ilaçlarına ve bu ilaçları bilinçsizce kullananlara, içme sularından tükettiğimiz gıdalara kadar her şeyi denetlesin ve faaliyetten men etme gibi ciddi yaptırımlar uygulansın. Biz aslında bu yolda 15 yıldır mücadele ediyoruz. Açıkçası şu an için biz kendi çabalarımız ile devam ediyoruz.
10- İlk kurulduğunuzda size başvurular ne kadardı, birden atlamış olacağım ama şu andaki başvuru sayınız nedir? Yılda kaç çocuğun tedavisini yapıyorsunuz?
Biz LÖSEV’i 1998 senesinde 35 çocuk ile birlikte kurduk. Şu anda 17.000’in üzerinde hastamız var. Yıllık oranlar ile hesaplamaya çalıştığımız da daha bundan 3–4 yıl öncesinde ortalama 1000 kayıt alırken şu anda 2000’nin üzerinde hasta kaydı almaktayız. Bunun yanında hastanemizde tedavi olmak isteyen çocuklarımızın başvuranlarını olabildiğince kabul etmeye çalışıyoruz. Hastanemiz butik bir hastane bu sebeple yıl içerisinde 250 kadar hastamıza hizmet verebiliyoruz. Önümüzdeki projelerimiz ile daha fazla hastamıza hizmet verebileceğiz.
11- Ve başvuruların kabul edilmesi için belli kriterler var mı?
Hastanemiz LÖSANTE’de tedavi olmak isteyen hastalarımız için tedavinin başında olması konusunda aile ile yaptığımız bir iletişim süreci var . Bunun dışında tedavi olmak isteyen başvuruda bulanan herkesi odamız müsait olduğu sürece hastanemize kabul etmekteyiz.
12- Lösemili Çocuklar Okulu’nu başlatmak fikri nasıl oluştu?
Lösemili çocuklarımız, tedavileri esnasında eğitimlerinden geri kalıyorlar, 1-2 sene kaybediyorlardı. Tedavilerini tamamladıktan sonra ise arkadaşlarından eğitim ve sosyal anlamda geri kalıyorlardı. Bunun dışında, tedavilerinin son aşamasında okula devam edebilen çocuklarımız, maske ile veya saçları dökülmüş şekilde okula gidiyorlardı. Ancak, bilinçsizlik sebebiyle dışlanmaya maruz kalıyorlardı. Bu nedenle, lösemili çocukların mutlulukla gidip gelecekleri, hijyenik bir ortamda eğitimlerine devam edebilecekler, kaçırdıkları konuların kendilerine birebir anlatılacağı özel okul seviyesinde tamamen ücretsiz eğitim veren Lösemili Çocuklar Okulu’nu hayata geçirdik.
13- Lösemili Çocuklar Okulu’ndan sonra Lösemili Çocuklar Köyü kuruldu. Neler yapılıyor orada?
Lösemili Çocuklar Köyü projemizin başlangıcı şimdi hayata geçirmek için çalışmalara başladığımız Kent projemiz oldu. Bize köy olmadan Kent olmaz dediler ve bizde 2010 yılın da Lösemili Çocuklar Köyü projemizi hayata geçirdik. Konuk evleri, oyun alanları, spor sahaları, çiftlik, atölye, otel, araştırma laboratuvarlarımızın bulunduğu temiz havaya sahip köyümüzde çocuklarımız tedavi sürelerinde konaklayabiliyorlar.
Bu zorlu tedavi sürecinde yıpranan annelerimizin rehabilete olması için açılan atölyemizde eşsiz ürünler üretebiliyor. Çocuklarımız Tedavilerini sürdürürken tarım ilacı ve hormon değmemiş dallardan koparılan bir domatesin, şeftalinin, doğal yemlerle beslenen bir tavuktan alınan yumurtanın, inekten sağılan süt ile sağlıklı beslenebiliyorlar.
SEV kanseri önleyebilme ve kanser tedavisinde yeni buluşlara imza atmaya büyük önem vermektedir. Bu amaçla 3 katlı yaklaşık 2000 m2 alanda onlarca laboratuvar ile başarılı araştırmalar imza atan gıda ve genetik laboratuvarımız burada çalışmalarını hızla sürdürmektedir.
14- O da yetmedi Lösemili Çocuklar Kenti var. Onun amacı nedir?
Bu proje içinde bütün altyapı hizmetleri ile kemik iliği nakli merkezinden kanser araştırma laboratuarına kadar her şeyin bulunduğu mükemmel bir hastanesi olacak. Diğer hastalıklardan, tozdan, gürültüden, enfeksiyondan arındırılmış, ağaçlar içinde, kelebeklerin uçuştuğu, huzurlu bir ortam olacak. Proje içinde Ankara dışından gelen hastaların ailelerinin kalabileceği, hastaneye tüp geçitle bağlı bir apart otel planlandı. Aileler orada tedavi boyunca, üç yıl yaşayabilecek. Organik tarım alanında, diğer atölyelerde çalışabilecek. Bu kenti açmak için devletten tek kuruş para istemiyoruz. Hatta yaratacağımız katma değer ve istihdamla devlete her ay yüzlerce milyar lira para vereceğiz.
15- Konu çocuklar olduğunda çok daha duygusal sömürüye açık bir hal alabiliyor her şey, siz bunu önlemek için nasıl tedbirler alıyorsunuz?
Evet, bu konu çok hassas biz adımlarımızı dikkatli atıyor ve ona göre planlamalar yapıyoruz. Bunun için sosyal hizmetler departmanımızdaki sosyolog arkadaşlarımız profesyonel bir sistemde çalışıyoruz.
16- Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi Özel Danışmanlık statüsüne sahip bir STK’sınız. Böyle bir statüyü kazanmak herhalde kolay bir şey değildir. Bunu mi size önerdi yoksa sizin başvurunuzla mı oldu?
Evet, biz BM’nin Danışman STK’sıyız. Bu, BM’nin alanımızda uzman olduğumuz konularda bize danıştığı anlamına geliyor. Süreç, BM’ye başvuru şeklinde ilerliyor; ancak, sadece çalışmalarına güvendikleri ve sadece kendilerine değil, tüm dünyaya bir şeyler katabileceklerini düşündükleri kuruluşlara bu statü veriliyor.
17- Ayrıca, danışmanlık statüsünde olduğunuza göre, dünyadaki başka kuruluşlara danışmanlık yapıyor musunuz? Yapıyorsanız hangi kuruluşlar bunlar?
2012 yılında 9 ülkeden 18 doktor, vakıf ve kurum temsilcisinin katılımı SPAC (Social Platform Against Cancer / Kansere Karşı Sosyal Platform) bir projemizi hayata geçirdik. Amacı, farklı kurum ve kuruluş temsilcilerini bir araya getirerek, artık dünya için çok önemli bir tehlike olan kansere dikkat çekmek ve iş birliği ve deneyim paylaşımı sayesinde önemli bir adım atabilmekti. Azerbaycan, Bosna Hersek, Bulgaristan, Gürcistan, Kazakistan, Makedonya, Tacikistan, Romanya ve Rusya’dan katılan temsilciler, ilk gün kendi vakıflarını ve ülkelerindeki sağlık sistemlerini tanıttılar. LÖSEV’İn çalışmalarını yakından tanıyarak kendi bulundukları ülkelerde hayata geçirebilecekleri çalışmalar planladılar ve bu ülkeler ile görüşmelerimiz devam etmektedir.
18- Dünyada LÖSEV’e benzer kuruluşlar var mı? Varsa aranızda bir dayanışma ağı var mı?
Dünyada, LÖSEV kadar kapsamlı, eğitim, tedavi, psikolojik ve sosyal destekler, maddi destek imkanını bir arada sunan bir kuruluş olmamakla birlikte, çocukluk çağı lösemisi ile mücadele eden kuruluşlar var. Özellikle bu sene 13.sünü hayata geçireceğimiz Uluslararası Lösemili Çocuklar Haftası ile tüm dünyadaki bu kuruluşlarla iletişime geçiyor, löseminin dil, din, ırk tanımadığını tüm dünyaya göstermeye çalışıyoruz. Bu hafta kapsamında, bir sene tüm dünyadan lösemili çocuklar Türkiye’de buluşuyorlar ve yalnız olmadıklarını onlara gösteriyoruz. Diğer sene ise, LÖSEV’e kayıtlı çocuklarımızın bu kuruluşları ziyaret etmesini sağlıyoruz. Böylece, onlara hem psikolojik destek sunmuş oluyoruz, hem de vizyonlarını genişletiyoruz.
19- Lösemiyle savaşta STK olmanın avantajı var mı?
Avantaj ile ne kastettiğimize bağlı biz STK olarak tedavi hizmeti – eğitim hizmeti gibi birçok noktada hizmet veriyoruz. Çünkü biz lösemili bir çocuğun tedavisi bittiğinde senin tedavin bitti yolumuz ayrıldı demiyoruz.Evlenip ,iş çocuk sahibi olduğunda da yanında duruyoruz. Biz bir hayat kuruyoruz.
20- Ve bağlantılı olarak şu anda çok ciddi zor bir iş yapıyorsunuz aslında. Evet, STK’sınız ama devlet ve bürokrasinin yardımını görüyor musunuz?
Açıkçası göremiyoruz. Biz sıkıntı çektiğimiz noktaları anlatıyoruz ziyaretlerde bulunuyoruz. Hastalarımızın sözlerine tercüman olmaya çalışıyoruz çocuklarımızın mesajlarını iletiyoruz ancak henüz bir dönüş aldığımız söylenemez. Bizim amacımız topluma hizmet vermek ve bunu sağlarken de devlet ve bürokrasi bize ne kadar yardım ederse o kadar hızlı ilerleriz ama destek vermezse hızımız düşse de projelerimizi gerçekleştirme yolunda devam ederiz.
21- Bildiğim kadarıyla bağışlarla ayakta duruyorsunuz? Bağışlar yeterli mi?
Evet bizim gelir kaynağımız bağışlarımız. Hasta sayımız gün geçtikçe artıyor bu sebeple bağışlarımızın da durmadan artması gerekiyor 35 kişi ile başladığımız bu yolda şu an 14000 üzerinde hastaya hizmet vermekteyiz.
Öte yandan lösemi ve bütün kanser hastalıkları hızla artmaktadır. Bildiğiniz gibi löseminin tedavisi 3 yıl sürmekte ve yaklaşık maliyeti 250.000 TL ‘i geçmektedir.
Daha fazla çocuğumuzu tamamen parasız tedavi edebilmemiz için daha fazla bağışçı ihtiyacımız olduğu açıktır.
22- İlk kurulduğunuzdaki bilinirlikle şu anki durum arasında bir değerlendirme yapabilir misiniz? Yani LÖSEV’e dair toplumun algısı ne durumda? Ve bu algı yeterli seviyede mi, yoksa çok daha mı fazlası gerekli?
LÖSEV’i bir avuç çocukla kurduğumuzdan bahsetmiştim. Ve o zamanlarda, LÖSEV’in adını bilen, LÖSEV’e destek olan da bir avuç insan vardı. Şu anda, bizim yüz binlerce gönüllümüz var. Tabii ki çok gurur verici, ancak yeterli değil. Toplumun her kesiminin LÖSEV’i ve lösemili çocukları sahiplenmesi, lösemi konusunda bilinçlenmesi gerekir.
23- Çocuklar için elbette tıbbi tedavi çok önemli ama bildiğim kadarıyla sizin “çocukların neşesi ve morali” için de yöntemleriniz var? O yöntemleri bize de anlatır mısınız?
Biz, çocukların tedavisindeki en önemli etkenlerden bir tanesinin psikolojik destek olduğuna inanıyoruz. Psikolojik destek olmadan, onları lösemi canavarını yeneceklerine inandırmadan, morallerini yüksek tutmadan bu hastalıkla savaşmak güç. Bu nedenle, onlar ve aileleri için etkinlikler, tatiller, partiler düzenliyoruz. Çocuklarımızın hayallerini gerçekleştirmek bizler için çok önemli; örneğin, geçmişte “kuş gibi uçmak istediğini” söyleyen bir çocuğumuzu helikopter ile uçurduk ve sonrasında, çocuğumuzun kan değerlerinde ciddi bir olumlu etki olduğunu gördük.
24- Gönüllü çalışmak isteyenler, neler yapabilir? Mesela Ankara merkezlisiniz ama Ankara dışında olanlar nasıl yardımcı olabilir?
Gönüllü çalışmak isteyen her kesimden kişi LÖSEV’e desteklerini iletebilir. Çalışmalarımızın birçoğunda gönüllülerimizin desteğine ihtiyaç duymaktayız. 1 milyon gönüllü projemizde bu sebeple hayata geçirilmiştir. STK’ların en büyük destekçileri onları yalnız bırakmayan gönüllüleridir. Ankara dışında İstanbul- İzmir- Bursa- Antalya da ki şubelerimizde gönüllülerimizin yerinde çalışmalar yapabilirken tüm Türkiye genelinde çalışmalarını kendi bulundukları illerde sürdürebilme şansları da bulunmaktadır. LÖSEV web sayfası üzerinden gönüllü kayıtlarını yapabilir ve tüm çalışmalardan haberdar olabilirler.
25- Peki “çocukların moralini yüksek tutmak, neşelerini arttırmak için” bizler neler yapabiliriz? Ya da böyle bir iznimiz var mı?
Bizler çocuklarımızın moralini yüksek tutmak hayata tutunmalarını sağlamak amacıyla birçok aktivite projeyi hayata geçirmekteyiz. Aslında bu anlamda en önemli projemiz RÜYALARIMIZ GERÇEK OLSUN projesidir. Tedavi süresince hassas olan çocuklarımızın bir takım istekleri oluyor ve bizde gönüllü destekçi ve bağışçılarımız ile bu istekleri gerçekleşiyoruz.
26- Birçok projeniz var, Çözüm sende, kardeş okullar, annemin de yüzü gülüyor gibi. Bunlar hakkında bilgi verir misiniz? Ayrıca yeni projeler var mı, varsa nelerdir?
Kardeş okul projemiz ile İlköğretim ve öncesi yaş grubundaki çocuklarda sivil toplum ve sosyal sorumluluk bilincini geliştirerek geleceğin duyarlı bireylerinin yetişmesini sağlamak amacıyla yürütülen uzun dönemli projelerimizden biridir. Öğrencilere ve velilere LÖSEV’i tanıtırken ilgilerini katkıya dönüştürüp, uzun vadede bilinçli, topluma duyarlı gönüllüler kazanmaya çalışıyoruz. Aynı şekilde Üniversite de eğitim olan gençlerimiz ile Kampüste LÖSEV projemizi yürütüyoruz.
Vakfımızın kurulduğu ilk günden bugüne lösemili çocuklar ve aileleri üzerinde yaptığı incelemeler hayata geçirilen projeler ile ailelerin hayatlarına anlam katmaktadır. Annemin de yüzü gülüyor projesi de ailelerin lösemi hastası çocuklarını tedavi ettirmek için özellikle tıbbın imkânlarının gelişmiş olduğu illere göç etmek zorunda kaldıkları kent yaşamına adaptasyonlarında yaşadıkları sorunlar ve tedavinin zorlayıcı koşulları da bu insanların topluma çözüm üreten bireyler olarak katkıda bulunmalarına engel olduğunu gördüğümüz anda ortaya çıkmıştır. Bu proje özellikle annelerimizin bilgi ve algı düzeyinin arttırılarak haklarına sahip çıkması ve farkındalığının gelişmesine hizmet ederken, toplumun temel taşı olan anneleri, sağlıklı nesiller yetiştirmek konusunda eğitmek, gelişen el becerileri sayesinde ise aile ekonomisine katkıda bulunmaları yönünde teşvik etmektedir. Diğer taraftan ise, babaların çocuklarının hastalıkları nedeniyle sorumlu tutukları anneler üzerinde uyguladığı baskıyı hafifletmek ve babalarda bir tutum değişikliği yaratmak, yanlış inançları düzeltmek ve bilinç düzeylerini arttırmak için çeşitli eğitim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi planlanmıştır.
27- Gönüllü ve çalışan olarak kaç kişilik bir aile LÖSEV?
LÖSEV’de ki çalışanlarımızın sayısı merkez ve şubede ki personel sayısı ile 200 kişiyi bulmaktadır. Ve bu kadar yoğun çalışmaların gerçekleşmesinde destek olan 1 milyonun üzerinde gönüllüsü olan kocaman bir ailedir.
28- Biraz daha kişisel şeyler de sormak istiyorum: Bu kadar insanı üzen bir işin içinde siz ve çalışma arkadaşlarınız nasıl moralinizi yüksek tutabiliyorsunuz? Çünkü insanlar zor durumlardan genelde kaçarlar?
Evet, aslında birçok insan zor değil mi nasıl onlarla olabiliyorsunuz üzülmüyor musunuz gibi sorular sorabiliyor. Aslında hayatın gerçekleri ile yaşıyoruz diyelim. Kanser hastası sayısı gün geçtikçe artıyor bizler sadece görmek istemiyoruz galiba. Çünkü kime sorsanız birçok insan bu süreci ve sıkıntıları bir şekilde yaşamış. Biz motivasyonumuzu minicik bedenlerin bir gülüşünden bizi karşı olan sıcaklıklarından alıyoruz. İşte o gülümseme aklınızda ki iken onlar için daha fazla şey yapmak istiyorsunuz.
29- Eminim sizi çok çok etkileyen birçok olay olmuştur ama hiç aklınızdan çıkarmadığınız bizim de okuduktan sonra aklımızdan çıkarmamamızı istediğiniz birkaç olay anlatmanız mümkün mü?
Hiç unutmam küçük Osman 3–4 yaşlarında Konya’dan gelen bir hastamızdı.1 aylık inanılmaz yoğun bir tedavi verdik. 1 ayın sonunda bir ara dönem vardı. 3–4 gün o ara dönemde onu evine yolladık. Birkaç moral toplasın hava alsın gelsin istedik. Aradan 4–5 -6 gün geçti gelmedi o an neden gelemediği diye telaşlandık. Klinikten doktor hemşire arkadaşlarımı topladım gelin gidelim bu çocuğu bulalım kurtaralım. Kalktık Konya’ya gittik aradık yerini bulduk. Konya da merkez köylerden birinde kötü şartlar altında yaşıyordu. Kapılarını çaldık yaşlı bir adam açtı kapıyı nereden geldiğimizi anlattık. Heyecanla karşıladılar bizi. Amca çocuğu niye getirmiyorsunuz diye sorduk biz o kadar tedavi uyguladık şimdi getirmezsen tekrarlar dedik. Amca ben at arabacılığı yaparım benim yevmiyem 3 lira. Ben Ankara’ya 3–4 gün gelsem 12 lira kaybederim dedi. Ne yiyeceğim aileme nasıl bakacağım dedi. Bir anda aklıma geldi amca senin yevmiyen 3 lira ben sana her defasın da 5 lira vereceğim. Biz bu sayede Osman’ı Ankara’ya 3 sene boyunca getirdik ve iyileştirdik. İşte o zaman dedim ki insanlar parası olmadığı için ölmemeli. Bu anlattığım anı sadece yaşadıklarımdan bir tanesidir.
Bir çocuğun hayatından daha değerli ve önemli bir şey olamaz.
İyi ki LÖSEV’i kurmuşuz, iyi ki yolumuzdan dönmemişiz.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam