Ana Sayfa Yazarlar Türkiye’de “vatan haini” anlayışı nereye kadar gider?

Türkiye’de “vatan haini” anlayışı nereye kadar gider?

141
PAYLAŞ

Türkiye çok ağır ve çalkantılı dönemden geçerken, toplumda ne olduğunu anlamakta zorlanıyorum.

Bir ülke bu kadar mı bölünür? Ben de İsveç’ten baktığımda gerçekten anlamakta zorlanıyorum. Gazete patronları, gazeteciler, yazarlar, sendikacılar, diğer sivil toplum örgütleri, işveren örgütleri, odalar, işadamları hepsi farklı telden çalıyor.
Bir taraf iktidar yanlısı, bir taraf iktidar karşıtı.
Bu her konuda kendisini gösteriyor. Türkiye siyasi tarihinde de bu kadar zıtlaşmamış ve taraflara bölünmemiştir.
Gün geliyor bir anda çok basit bir suçlama, sahteliklerle vatan haini ilan ediliyorlar. Kimler mi? Türkiye’nin A Takımındakiler, komutanlar, rütbeli askerler, gazeteciler, akademisyenler, politikacılar ve diğerleri.
Bunu dünde gördük, bugünde görüyoruz. Peki, bu kadar insan kötü de tek biri mi iyi? Burada bir çifte standart yok mu? Yani iktidar ile aynı görüşte olmayan insanlar, bir anda ”Vatan Haini’ olarak ilan edilebiliyor ve kendilerini cezaevinde görebiliyor.
Bir gün böyle bir Türkiye olacağını rüyamda görseydim inanmazdım. Ancak bugün bunları maalesef yaşar hale geldik.
VATAN HAİNLİĞİNİN BİR SINIRI OLMASI LAZIM
O nedenle vatan hainliğinin bir çizgisi olması lazım. Bugün bu bakışı kodlamak isterseniz, akıl tutulması devreye giriyor.
Bu yazım bile o akıl tutulması ile okursanız o zaman ben de ”Vatan Haini” oluyorum. Yani düşünce özgürlüğü diye bir şey kalmamış.
Avrupa Birliğine aday olacağı gözü ile bakılan Türkiye, bu sevdasını bu davranışları ile ötelemekten başka bir şey yapmıyor.
BİZİM LİDERLE ÇOK KONUŞUYOR
Avrupalı siyasiler ile Türkiye’deki siyasileri yan yana koyalım. İnanın, bizimkiler konuşma rekoru kırarlar. Türkiye’de her gün gündemi değiştirecek konu çok kolay çıkıyor.
Çünkü Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlar, her gün medya önünde ve ülkeye mesaj yağdırıyorlar. Onun yanında da kocaman bir medya ordusu onların tellallığını yapıyor. Bu kadar medya ve bu kadar da medyada gözükmek isteyen siyasiler bir araya gelirse, akademisyenler bildirgesi de gündeme pat diye oturur ve gündem değişir.
Bu iktidarı elinde bulunduran hükümetin de çok güzel işine gelir. Çünkü bugün Türkiye bir anda akademisyenler bildirgesini konuşmaya başladı. Bir anda, ’nın ablukası altındaki yerler gündemden düştü. Ya da şimdilik düştü.
TÜRKİYE KAZANMADI YİNE KAYBETTİ
Türkiye’ye yeni nesiller yetiştirecek akademisyenler siyasete bulaşırlarsa, Türkiye’de böylece üniversiteler de siyaset bulaştırılırsa, oraya da terör sokulursa 1980 Türkiye’sine döneriz.
Onun için böyle krizleri derinleştirmeden, Türkiye’yi ayrıştırmadan da bazı şeyler geçiştirilebilir. Cumhurbaşkanı ve Hükümet bunu sağlamalıdır.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam