Ana Sayfa Yazarlar Türkiye’de “Diyanet” diye bir kurum…

Türkiye’de “Diyanet” diye bir kurum…

1237
PAYLAŞ

Türkiye’de 3 Mart 1924 Tarihi nde Şeriye ve Evkaf Vekaleti’nin yerine kurulan, görevi İslam dininin inançları, ibadet ve ahlâk esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmekle görevli olan kurumdur.
Atatürk’ün emriyle 429 sayılı kanunla Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığına bağlı bir teşkilat olarak kurulmuştur. Anayasanın 136. maddesinde; “Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasî görüş ve düşüncelerin dışında kalarak ve milletçe dayanışmayı ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir.” hükmü yer almaktadır.
Örgütte Din Şurası, Merkez Disiplin Kurulu, Teftiş Kurulu, Hukuk Müşavirliği, Din İşleri Yüksek Kurulu, Dini Görevler ve Din Görevlilerini Olgunlaştırma Müdürlüğü, il ve ilçe Müftülükleri, bucak ve köy İmamlıkları, Vaizlikler, Cami görevlileri bulunmaktadır (Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Türkiye_Cumhuriyeti_Diyanet_İşleri_Başkanlığı).
Böyle bir kurum, içinden geçtiğimiz çağda ne yazık ki, toplumun önüne hiç de hoş olmayan bir gündemle geliyor. Bu kurumun, sanki bu ülkede Müslümanlığın yayılması için kurulmuş gibi faaliyet gösterdiğinden, bütçesinden, istihdam yapısından ve örgütlenmesinden hiç bahsetmeyeceğim bile.
Çünkü kurumu bu yönleri ile değerlendirmeye kalkışırsak durumun daha da yüz kızartıcı olduğu kamuoyunun malumu.
Son aylarda kurum, makam aracı tartışması ile gündemde fazlası ile yer buldu. Asıl değinmek istediğim konu; arada bir medyanın ilgisini çeken ve haber olan toplumsal yaşama ilişkin fetva adı altında kurumun web sitesinde yayınlanan bazı bilgiler. Sosyal yaşama ilişkin çağın ve toplumun gerisine düşen, anayasaya aykırı ve laiklikle bağdaşmayan bilim dışı açıklamalar.
Anlaşılıyor ki, kurum hem sosyoloji, hem psikoloji, hem sosyal hizmet hem sağlık vs. pek çok bilim alanında kendini uzman ilan etmiş. İpin ucunu fazlası ile kaçırdılar.
Sorumluluğu başbakanlıkta olan böyle bir kurumun, toplumu kutuplaştırma ve çağın gerisine düşeme gibi bir işlevi olmalı mı?
Bu kurumda çalışanların istihdamı nasıl olmalı, kimler çalışmalı ve bu kurum bilimin neresinde?
Artık tartışılmalı.
Kanımca, tüm bunlar dikkate alındığında reforma ihtiyaç duyduğu da çok açık…
Özellikle sosyal adalet, insan hakları ve cinsiyet eşitliği gibi evrensel değerleri yakalayamayan böyle bir kurum, vatandaşların vergileri ile ne kadar efektif bir yerdir?
Ve Kimlere hizmet etmektedir?
Şeffaf bir tartışmaya fazlası ile ihtiyaç olduğu da yadsınamayacak bir gerçek olarak ortadadır…

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam