Ana Sayfa Güncel Türkiye zorlukları tek başına aşamaz

Türkiye zorlukları tek başına aşamaz

18
PAYLAŞ

Komisyon’un yayımladığı mektupta, “Bugün Türkiye birçok zorlukla karşı karşıya: Artan otoriterlik, etkileyici olmaktan uzak bir büyüme ve yalpalamakta olan bir Kürt barış süreci” denildi.
Başkanlığını 2008 Nobel Barış Ödülü’nü alan Finlandiya’nın eski Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari’nin yaptığı Bağımsız Türkiye Komisyonu’nun -Türkiye ilişkilerini değerlendirdiği “Açık Mektup” en önemli dijital paylaşım platformlardan Project Syndicate’da yayımlandı.
Kamuoyunda “Akil Adamlar” olarak bilinen Bağımsız Türkiye Komisyonu, AB-Türkiye yakınlaşmasını desteklemek üzere Türkiye Açık Toplum Vakfı’nın öncülüğü, Avrupalı devlet insanlarının katılımıyla oluşturuldu.
Mektubun girişinde, “Türkiye artık, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 12 yıllık iktidarının ilk yarısında olduğu gibi bölgenin yükselen yıldızı değil. Ülkenin ekonomik olarak büyüdüğü, gerçek bir demokrasiye doğru ilerlediği ve böylece bölgedeki birçok ülkeye esin kaynağı olduğu günler çok geride kaldı” denildi.
Suriye ile 900 kilometre uzunluğunda bir sınıra sahip olan Türkiye’ye iki milyona yakın Suriyeli sığındiğine işaret edilen mektupta, “Bunun yanı sıra, Türkiye IŞİD’in saldırılarına ve sızmalarına da açık. Aynı zamanda ülke, gerek İran, gerekse İsrail ile kökleri derinlere uzanan gerilimli ilişkilere sahip ve rövanşist bir Rusya’nın enerji kaynaklarına giderek daha da bağımlı hale geliyor” denildi ve şu uyarı yapıldı:
“Türkiye bu zorlukları tek başına aşamaz. AB Türkiye’nin ticaretinde neredeyse yüzde 40, doğrudan yabancı yatırımlarda yüzde 70 ve turizmde yüzde 50’den fazla paya sahip. Oysa ülkenin güney komşularıyla ekonomik bağları 2011’deki Arap Baharı’ndan bu yana hızla zayıflamakta.”
Bu gelişmelerin Türkiye kamuoyunun eğilimlerine de yansıdığı vurgulanan mektupta, AB’ye desteğin 2009’daki yüzde 34 düzeyinden, geçen yıl yüzde 53’e yükseldiğine işaret edildi ve “Başka bir deyişle Türkiye, AB’den ve transatlantik camiasıyla yakın işbirliğinden daha cazip bir alternatifinin olmadığı gerçeğiyle yüzleşmekte” denildi.
Avrupa’nın da istikrarlı, demokratik ve yüzünü Batı’ya dönmüş bir Türkiye’ye hiç bu kadar ihtiyacı olmadığının altı çizilen mektupta, Türkiye’nin işbirliğinden yoksun bir Avrupa ve uluslararası toplumun, yabancı savaşçılardan kaynaklanan tehditlerle mücadele etmek, IŞİD’i yenmek, Irak’ta istikrarı sağlamak ve Suriye çıkmazına siyasi bir çözüm geliştirmek için var gücüyle çabalamak durumunda olduğuna dikkat çekildi.
“Ne var ki, bu koşullarda AB ve Türkiye birbirlerine yaklaşacaklarına, uzaklaşmaya devam ediyor” diye devam eden mektupta, “İfade özgürlüğü, güçler ayrılığı ve hukukun egemenliği Erdoğan’ın yönetimi altında adım adım erozyona uğramakta. Ülke, bölgenin mezhep çatışmalarının içine çekilme riski altında ve Vladimir Putin Rusyasının otoriterlik sirenlerinin etkisi altına girmekte” uyarısı da yapıldı ve şöyle denildi:
AB – Türkiye ilişkilerinde baş aşağı iniş, Türkiye’nin kendi isteğiyle sürgünde yaşayan İslami lider Fethullah Gülen’e yakın medya üzerindeki baskılarını artırdığı geçtiğimiz yıl sonunda yeni bir rekor kırdı. Operasyon AB tarafından sert bir şekilde eleştirildi ve Erdoğan’ın buna cevabı öfke dozu yüksek bir tepki oldu.”
Avrupa’da kimilerinin, Türkiye’deki haklar ve özgürlükler alanındaki kötüye gidişin, ülkenin zaten can çekişen AB katılım sürecinin askıya alınmasını “gerektirecek kadar ciddi” olduğunu düşündüğüne de dikkat çekilen açık mektupta, “Doğrusunu söylemek gerekirse Türkiye’nin Kopenhag Siyasi Kriterleri’ni yerine getirdiğini savunmak gerçekten zor. Örneğin Türkiye,  Sınır Tanımayan Gazeteciler’in Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde yer alan 180 ülke arasında 154. sıraya kadar gerilemiş durumda” saptaması yapıldı.
Mektupta, “Ancak, katılım müzakerelerinin resmen askıya alınmasının, Türkiye’yi demokratikleşme ve AB ile uyum yolunu izlemeye sevk edecek son teşvik unsurunun da ortadan kaldırılmasından başka bir işe yarayacağını söylemek zor.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam