Çalışanlarımızın bayramını kutlamak amacıyla gazetemizi ziyaret eden Cumhuriyet Halk Partisi Ankara Milletvekili , “ bu vesile ile İslam âleminin ve Türk Milletinin mübarek Bayramını da sizin aracılığınızla kutluyorum. Allah sağlıkla tekrarını gösterir inşallah” diye konuştu.

Kuşoğlu Gazetemiz çalışanlarının da sorularını içtenlikle açık açık şöyle yanıtladı.

Orhan Uğuroğlu: Siyasetçi gözüyle Türkiye’nin son zamanlarda yaşadığı gelişmeleri nasıl yorumluyorsunuz?

Kuşoğlu: Türkiye bir süredir yine içine kapandı ve son zamanlarda da epeyce yalnızlaştı. Yalnızlaştı hatta ne yazık ki yalnızlaştırıldı demek daha doğru. Çünkü bu yalnızlaşmada Türkiye’yi idare edenler kadar, Türkiye’yi idare edenlere karşı olanların da payı var. Hemen herkesle düşman, herkesle sorun çıkaran, itibarı olmayan ve güven vermeyen bir Türkiye yönetimi var.
16 Nisan Referandumu ise bu yalnızlığa farklı bir boyut getirdi, tüm Türkiye’yi bir belirsizliğe soktu. Sanki bir fetret dönemine girmiş gibi veya toplum olarak umutlarımızın azaldığı bir döneme girmiş gibiyiz. Bu hissi en fazla hisseden de toplumun en eğitimli, kentli, üreten ve çalışan kesimi oldu.
Referandum sonrası Türkiye’den hem sermeye hem de beyin göçü veya daha doğru bir ifade ile kaçışı yaşanıyor. Resmi bir istatistik yok ama ben önemli bir miktar paranın yurt dışına çıkarıldığını ve yurt dışında çeşitli ülkelerde Türkler tarafından gayrimenkule yatırım yapıldığını biliyorum. Özellikle İspanya; Yunanistan, Bulgaristan gibi ülkelerde Türkler çok sayıda ev aldı. Ekonomide Referandum öncesi yoğun yaşanan “Devlet banka hesaplarına el koyacak” korkusu azaldı ama son bulmadı maalesef. ‘Bu yönetimle her an başımıza bir iş gelebilir’ korkusu ise devam ediyor ve bu korku başka ülkelere hem beyin hem de sermeye kaçışı getiriyor.

Cafer Külahlıoğlu: Yani Almanya gibi ülkelerle ile sorunu biz mi çıkardık?

Kuşoğlu: Sorun varsa iki taraflıdır tabi ki. Almanya sorununda da iki tarafta kabahatlidir. Sadece Almanya PKK’yı destekliyor o nedenle sorun var diyemeyiz. Bizim casus olarak nitelendikleri için geri çekilen imamlarımız, İncirlik ve İncirlik’i ziyaretlerine izin vermediğimiz Alman milletvekilleri meselesi de var.
Geçenlerde bir bakana sordum: Bu Almanya sorunu nereden çıktı?
“PKK’yı destekliyorlar” dedi. Ben de tekrar şu soruyu sordum: Almanya 5 yıl öncede, 10 yıl öncede, 30 yıl öncede destekliyordu. Neden bu zayıf dönemimizde sorun yaptınız? Cevap veremedi.
Devletlerin birbirleriyle rekabetleri ve sorunları daima olur, usta yöneticiler bu sorunları kendi lehlerine olan konjonktürlerde ortaya çıkarırlar, aksi halde örterler. Bu dönem özellikle dış ticaretimizi en fazla yaptığımız ülke ile sorun çıkarmamamız gerekirdi. Almanya, Rusya’ya benzemez çok büyük zarar görürüz.

Mehmet Akgün: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 7 Temmuz’da Almanya’ya gidiyor. Bu ziyareti ve Avrupa Birliği ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kuşoğlu: Şimdi Erdoğan’ın Almanya’da Türk vatandaşları ile yapacağı ya da yapmayı hedeflediği toplantılar engelleniyor. Toplantı için çeşitli bahanelerle salon verilmiyor. Saçma sapan gelişmeler yaşıyoruz.
Almanya sorunu kronikleşti ama mesela Hollanda sorunu tamamen yapaydı. Referandumda 3 oy fazla alabilmek için Türkiye Cumhuriyeti’nin bir bakanının tarihte ilk kez sınır dışı edilmesine sebep olduk. AB ülkeleriyle ilişkilerimizde maalesef daha fazla sorunlu, mağdur ve beceriksiz olan biziz.

Faruk Gökyurt: AKP bu kadar kötü mü dış ilişkilerde?

Kuşoğlu: AKP demek pek doğru değil. Batılıların sorunu daha ziyade Erdoğan ile. Zaten Erdoğan’da sorunları Türkiye sorunu değil de kendi şahsi sorunu imiş gibi takdim ediyor. Kendini daima ön plana çıkarıyor, sorunları veya uluslararası konuları şahsileştiriyor. Dikkat ediyor musunuz son yıllarda özellikle Erdoğan Cumhurbaşkanı olduğundan beri Batılı ülkelerle ilişkilerimiz durma noktasına geldi. NATO, BM toplantıları gibi uluslararası toplantılar olmasa veya zorunlu olmadıkça Cumhurbaşkanımızla görüşmüyorlar. Cumhurbaşkanı’nın ziyaretlerine bakın bu durumu net olarak göreceksiniz. Batılı demokrasiler Erdoğan’ı maalesef muhatap almıyorlar, almak istemiyorlar, resmi ziyaret taleplerimizi kabul etmiyorlar. Batıdaki büyükelçilerimize Ankara bu konuda çok baskı yapıyor ama şimdiye kadar hiç bir Batılı başkent maalesef bu çabalara olumlu yanıt vermedi.

Orhan Uğuroğlu: Neden Erdoğan’ı kabul etmiyorlar?

Kuşoğlu: Gösterdikleri gerekçe Türkiye’de hukuk ve demokrasi olmaması. Bu bahane. Bahane tabi ama gerçeklere dayalı olan haklı bir bahanedir. Dünyada insan haklarının ayaklar altına alındığı, en fazla gazetecinin tutuklu olduğu ülkelerin başında biz geliyoruz. 15 Temmuz başarısız darbe girişimi nedeniyle getirilen OHAL ve devamında ki anti demokratik uygulamalar ve zihniyet Türkiye’yi hak, hukuk ve demokrasi yolunda olmaktan tamamen uzaklaştırdı. Son referandumla da artık demokratik bir ülke olmayacağımızı, bir Ortadoğu cumhuriyeti olacağımızı teyit etmiş olduk. Diğer taraftan siyasal İslamcılığın iktidarda olduğu tek ülke Türkiye kaldı.

Orhan Uğuroğlu: Peki ne olacak bunun sonucu?

Kuşoğlu: İlk sonuçlarını almaya başladık. Rakka’dan, Musul’dan kolaylıkla dışlandık. Irak Kürdistan’ı Batı desteğiyle referandum kararı aldı. Önümüzdeki yıllara da Suriye’de benzer bir yapılanmanın önü açıldı. Bu Kürt devletleri kuruluyor, en fazla Kürt nüfusa sahip Türkiye’de bundan maksimum ölçülerde etkilenecek demektir. Kısaca, demokrasi oyunun kurallarına uymayan bu şahsa bağlı tutumumuz bizi Ortadoğu’da etkisiz kılmaya çalışan Batılıların işini kolaylaştırdı. Ortadoğu’dan dışlanmamız hızlandı. Kendi coğrafyamızda yalnız ve etkisiziz…
Biz Batı ile ilişkilerimiz iyi olduğu sürece Ortadoğu ülkeleri ve Türki cumhuriyetler için kıymetli bir ülkeyiz. Onların talep kapısı ve örnek aldıkları ülkeyiz. Biz Ortadoğulu oldukça, demokrasiden ve hukuktan uzaklaştıkça onlardan bir farkımız kalmadı ve onlar için de değersizleştik. Bu gün Batılılar için de, İslam Dünyası için de, Türk Dünyası için de değeri epey düşmüş bir ülkeyiz.
Cumhuriyet dönemi dış politikalarını Erdoğan zihniyeti hep küçümsedi ama Cumhuriyetin dış politikası asla Batılılara açık vermeden Türkiye’nin birlik ve beraberliğini korudu ve Kürt, Ermeni, Kıbrıs gibi konuları yıllarca taviz vermeden yürüttü. Şimdi ise sıkıntılı bir dönem geçiriyoruz…

Cafer Külahlıoğlu: Bu durum siyasi olduğu kadar ekonomik sonuçlar da doğurur mu?

Kuşoğlu: Tabi ki var. Artık ihracatı artıramıyoruz. Üretimimiz artmıyor. İşsizlik oranımız rekorlar kırıyor. Yalnızlaşmak, içe kapanmak ve yanlış dış politikalarımız ekonomimizi anormal ölçüde etkiledi. Enflasyon bile son yıllarda iki haneli rakamlara yükseldi

Nilay Uğuroğlu: Komşularımızla ve batılı ülkelerle sorunlarımız için neler söyleyeceksiniz?

Kuşoğlu: O kadar çok ki; Irak, Suriye, AB ve Rusya politikası. Rus uçağını biz düşürdük diye Cumhurbaşkanı ve Başbakanımız sahiplenme yarışı yapıyorlardı. İş kötüye gidince FETÖ düşürdü dendi. Rusya yanlışlığı bizi sadece ekonomik yönden etkilemedi aynı zamanda Suriye’de cirit atan savaş uçaklarımızı da engelledi. Suriye’den dışlanmamızı hızlandırdı.
Irak Başbakanı ile daha birkaç ay önce ne polemikler yaşadık, şimdi kimse hatırlamıyor. Hollanda ile Avusturya ile. O kadar çok örnek var ki… Mesela ABD ile yaşadığımız koruma krizinin ne gereği, ne anlamı, Türkiye’ye ne faydası var?
Türkiye, Erdoğan döneminde hiçbir milli meselesini başarıyla halledememiştir. Tüm milli sorunlar geriye gitmiş çözümlenememiştir. Mesela, Ermeni meselesi; Çözeceğiz diye neler yaptı bu iktidar; Cumhuriyet Hükümetlerini suçladı, Ermenistan’a gitti, Ermenistan ile olan Milli maçta Azerbaycan bayraklarını ayaklar altına aldırdı. Sonuç ilişkilerin daha kötüleşmesi ile sonuçlandı.
Kıbrıs aynı şekilde, AB aynı şekilde, Kürt sorunu keza öyle ayni kötü şekilde sonuçlandı.
Ortadoğu’da ilaveten Mısır, Libya gibi ülkelerle ilişkileri bozduk ve Türk coğrafyasında da eski itibarımız kalmadı. Arap/İslam ülkeleri için ise artık dikkate alınmayan bir ülkeyiz. Hatta Mısır, Ürdün gibi ülkeler bizden nefret ediyor. Niçin?
Artık ne batılıyız ne de Doğulu. Daha önce hem Batılı idik hem de Doğulu…

Nilay Uğuroğlu: Bundan sonrası için neler düşünüyorsunuz?

Kuşoğlu: Bende herkes gibi endişeliyim ama bu Katar krizi sonrası Türkiye’nin geleceği ile ilgili endişelerim daha da arttı.
Çünkü hedef Katar kadar Türkiye. Bakın, ABD Dış İlişkiler Bakanı Tillerson’un geçen hafta “Müslüman Kardeşler bir terör örgütü ve Türk Hükümeti içerisinde de üyeleri var” dedi ve bu çok tehlikeli bir yaklaşım. Mısır Ve Ürdün Liderleri de benzeri açıklamalar yaptılar.
Hedef Erdoğan ve Türkiye ki bu iş bize çok ağır maliyetler getirir. Erdoğan konuya yine kendi şahsi meselesi gibi yaklaşıyor. 2019 sonuna kadar çok karanlık bir dönem yaşayacağız. İnşallah maliyeti çok yüksek olmaz. Maliyeti düşürecek bir devlet aklına ihtiyaç var…
Konunun toplumsal, devlet kurumlarını ilgilendiren iç – dış ve ekonomik boyutları da var acil çözüm bekleyen.