Ana Sayfa Yazarlar Türkiye neden bir İsveç olamadı?

Türkiye neden bir İsveç olamadı?

76
PAYLAŞ

Kuzey’in abisi konumundaki ve dünyada adını ’’Refah’’ülkesi olarak duyuran İsveç ile Türkiye’yi mukayese edeceğim.

Yaklaşık 9,5 milyon nüfusu ile dünyanın gıpta ile baktığı bu ülke 1876 yılından nerdeyse fakirlikten o kadar bezmiş ki, Türkiye nasıl 1960’larda Avrupa’ya göç vermiş ise İsveç’te ABD’ye göç vermiş.

Öyle az buz bir göç de değil. Yaklaşık 800 bin kişi olduğu düşünülürse o yıllarda bu rakam Stockholm dışındaki büyük şehirlerin nüfusuna eşit. Yani bir koca şehir boşalıyor ABD’ye göç ediyor. Bu durum karşısında endişeye kapılan İsveç, bu göçün durdurulması için önlem almayı da ihmal etmemiş.
Düşünün ne acı bir durum. Sefaletten kaçanlar ülkesi durumundasınız. İşte İsveç’te sefaleti, açlığı, fakirliği, mutsuzluğu görmüş.
Ancak şimdi durum öyle değil. ABD dâhil birçok gelişmiş ülkenin imrenerek baktığı ülkelerin başında geliyor.

PEKİ, NASIL BAŞARDI

İsveç yeniden bir Amerika yaratmaya kalkmamış. O da günümüzde olduğu gibi bir ülkeyi kendisine uyarlamış. Yani kopyalamış. Hani bir şey olduğu zaman yeni bir dünya yaratman gerekmiyor diye. İşte İsveç onu yapmış.
O dönemin en oturmuş ülkesi Amerika’nın iyi taraflarını kendisine örnek almış. Başta eğitim olmak üzere ekonomi, siyasi hayat, sosyal yaşam gibi bir toplumun en önemli konularında ’’Reformlar’’yapmış. Öyle bunlar lafta kalan reformlar da olmamış. Türkiye’nin bugün en büyük baş ağrısı ’’Yolsuzlukların’’üzerine gidilmiş.
Dünyada tarafsızlık ilkesini en iyi benimseyen ülke olmuş. O yıllarda yanı başındaki Avrupa ve dünya savaşlardan inlerken, bir taraf olmadan savaşanların her türlü ihtiyacını karşılamış, reformları yaşama geçirmiş ve ekonomisini kalkındırmış. Yani her devrin beğendiği işbirliği yaptığı ülke olmuş.
Bu açıdan bakıldığında dünya savaşırken, o uzaktan kurnaz bir işadamı gibi elini sıvazlamış, ben tarafsızım demiş malı götürmüş.

İŞTE BÖYLE REFAH TOPLUMU OLMUŞ

Tarafsız kisvesi altında çok büyük bir diplomatik başarıya sinsice imza atmış. İsveç’i anlatan bizim güzel bir atasözümüz vardır o aklıma geldi. ’’At binenin kılıç kuşananın diye.
İşte İsveç bu tanımı o yıllarda harfiyen yerine getirmiş. Dünya bugün İsveç’i hala tarafsız sanıyor. Yine o diplomasi ile dünyanın neresinde bir kargaşa çıkarsa ’’Arabulucu’’ misyonunu elinde bulunduran bir ülke.
İşte arabulucu demek, her zaman işini rayına oturtan adam demektir. Bizim dün dünya ile nerede savaşan dış siyasetimizi hatırlayacak olur isek şu beğenmediğimiz 9,5 milyonluk İsveç’in ne kadar gerisinde kaldığımızı görürüz. Adamlar, karda yürüyor, izini belli etmiyor. Bizimkiler ise düz yolda şaşırıyor. Bu da sanırım güzel bir örnek oldu.

DÜNYA SAVAŞTI O DEMİR ÇELİK ÜRETTİ

Evet, bugün İsveç her alanda verdiği Nobel ödülleri ile adını duyuran bir ülke. Ancak mazisine baktığınız zaman Nobel’in kurucusu Alfred Nobel dinamit’i bulan adam. Yani dünyayı yakan adam.
Bunu geçelim. Nobel Barış Ödülü veriyor. Yanı başındaki Avrupa savaşırken, o en büyük madenlerinin başında gelen demir-çelikten savaşanlara silah satarak, bu savaşlardan büyük gelir sağlamış. Hem savaştan uzak duruyor. Hem de bugünlere kadar uzanan güçlü ekonominin temellerini daha o yıllarda inşa ediyor.
Yani gemisini yürüten kaptanı oynuyor. Ya da her devrin ülkesi.
Bu süreç içerisinde cebi para dolan İsveç, tarım toplumundan bir anda endüstri ülkesi olma yoluna giriyor. Kişi başına düşen geliri bir anda 10 kat büyütüyor.

İSVEÇ MODELİ

İşte bu İsveç zaman zaman bazı ülkeler için model, ilham kaynağı bile oldu. En azından ’’Sosyal Refah’’modelini dünyadan bilmeyen yok. İsveç deyince size ilk gelen soru dünyanın en iyi sosyal refah ülkesiymiş  derler. İşte İsveç bu açıdan da bir marka olmuş.
Ülke nüfus olarak küçük ancak dünyadaki imajı ve markalaşması çok eski. Bir kere ülke bir marka olmuş. İsveç her haliyle anlatmakla bitmez. Bugün bu ülkeye gelen yabancılar işte bu nedenle ’’Hayran’’ kaldıkları bu ülkeden ayrılamıyorlar. Size bu yorumumu kanıtlamak için  BM’nin 2016 Dünya Mutluluk Raporu’nda İsveç ilk 10 arasında, Türkiye ise 78’nci sırada yer aldığını söyleyeyim.
Yarın ki, yazımda İsveç serüveni devam edecek. Beni izlemeye devam edin…

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam