Ana Sayfa Güncel Türkiye, “ikili oynuyor” görüntüsü vermemeli

Türkiye, “ikili oynuyor” görüntüsü vermemeli

30
PAYLAŞ

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, Paris’te düzenlenen teröre lanet yürüyüşüne katılması son derece yerinde olmuştur.
Böylece Türkiye radikal dinci teröre karşı olduğunu net bir biçimde ortaya koymuştur.
Ancak bu tablo görüntüyü kurtarmakla birlikte başta ülkeleri ve olmak üzere dünyada Türkiye hakkında oluşan şüphe bulutlarını kaldırmaya yetmeyecektir.
“İkili oynuyor” görüntüsü asla verilmemelidir.
Somut şeyler yapmak zorundayız.
++
Suriye sınırımızdan gidiş gelişlerin kontrol altına alınması en başta yapılması gereken işler arasındadır.
İngiltere’de yayımlanan Daily Telegraph gazetesi, 13 Ocak tarihli sayısında, Batılı ülkelerin hükümetlerinin, Türkiye’yi, El Kaide ve IŞİD militanlarının geçişi için topraklarını bir kanal olarak kullandırmakla suçladığını yazdı.
Aynı gazetede Alman İç İstihbarat Servisi Başkanı Hans Georg Maassen’in şu sözlerine de yer veriliyor:
“Türklerin sınır güvenliğini artırmak için daha fazla önlem almalarına şimdi her zamankinden çok ihtiyaç var”
Yine İngiltere’de yayımlanan gazetesinin 13 Ocak tarihli sayısında düşünce kuruluşu Royal United Services Institute’den Aaron Stein’in şu yorumu da ilginç ve başta Davutoğlu olmak üzere Hükümet yetkililerinin üzerinde derin derin düşünmelerini gerektirecek kadar ciddi:
“Türkiye’de insanların ikili oynamaları tehlikeli görünüyor. Kınama açıklamaları uluslararası düzeyde işe yarıyor. Siyasi tabana cazip gelen çılgınca görüşleri ısrarla dile getiren destekçilere müsamaha gösterilse de…”
++
Fransa’daki terör saldırıları konusunda çeşitli komplo teorileri kurulabilir. Bunlardan birincisi, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in yaptığı gibi saldırıyı yabancı bir istihbarat örgütüne mal etmektir. Fransa’nın, Rusya’ya AB tarafından uygulanan yaptırımların kaldırılmasını istediği için ABD tarafından cezalandırıldığını belirten komplo teorisyenleri de var. Filistin’in devlet olarak tanınmasına ramak kala dünyada Müslüman düşmanlığına zirve yaptıracak bir eylemin planlı şekilde gerçekleştirildiğini savunan teorisyenleri de yabana atmamalı.
Ama tüm bunlar Türkiye’nin radikal dinci teröre karşı üzerine düşen görevi yerine getirmesine engel olmamalı.
900 kilometreden uzun olan Suriye sınırını kontrol altına almak pek kolay bir şey değildir. Ne var ki bu konuda ciddi çaba gösterildiğini dünya aleme göstermek zorundayız.
Aksi takdirde bundan sonra Batı’da yaşanacak her terör eyleminde işaret parmaklarının suçlayıcı biçimde üzerimize doğru sallanmasından kurtulamayız.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam