Ana Sayfa Yazarlar Türkiye farkı

Türkiye farkı

181
PAYLAŞ

Türkiye sürekli kaynayan bir ülke. Taşlar bir türlü yerine oturmuyor. Herhalde oturmayacakta. Seçim öncesi, seçim sonrasına baktığınız zaman kalıplar hep aynı. Seçim öncesinde çok çetin bir muhalefet. Seçim sonrasında seçimi kazanan parti liderinden birleştirici, tansiyonu düşürücü sözler. Bunu ekran başında dinleyenlerde, bu lafları çok dinledik inşallah, maşallah sözleri. Herkes çok iyi biliyor ki, iki gün sonra parlamento açılacak, muhalefet, iktidar birbirine girecek. Cumhurbaşkanı da bir taraf olarak da alışık vurucu kelimelerle Türkiye yine eskiye dönecek, dolar, borsa inip çıkacak. Onun için, biz bizi tanırız. Boşuna hayaller kurmayalım, burası Türkiye. Şimdiye kadar böyle geldi, böyle gider. İşte ne zaman yeni bir nesil başa gelir, bu döngüyü değiştirirse Türkiye farkı da değişir.
78 Milyonun
Başbakanayım ne demek
Olayın Avrupa boyutuna gelelim. Bir kere insanlara seçim propagandalarında, seçim bildirgelerinde yer alan konularda muhalefet yapıyorlar. İnsanların özeline girmezler. Seçimlerden sonra da bir devlet adamı olgunluğunda el sıkışırlar, ülkeleri için ’’Birlik, beraberlik’ ’mesajları vermelerine gerek kalmaz. Ben 78 milyonun başbakanıyım demez. Çünkü sen seçimi kazanmışsın, ne demek ben 78 milyonun Başbakanıyım demek. Bence, bir Avrupalı hiçbir zaman böyle mantık ile halkına seslenmez. Sanıyorum, bu bize has bir üslup.
Avrupa’da damatlar aynı partiden seçilmiyor
Avrupa’da şimdiye kadar hiçbir partinin yakını, oğlu, damadı, kuzeni partisinden aday gösterilmez. O da Türkiye’ye bir has özellik. Düşünün neden böyle bir kayırma. Zaten babadan oğla geçen bir padişahlık sisteminden geliyorsunuz. Hala bununun tekrarı niye. Burada böyle bir örnek ile yola çıkarsanız, bunun devamı her alanda olur. Belediye Başkanı, Parti il, ilçe başkanı her makamda bir akraba kadroya alınır. Burası özel bir işletme değil ki, kamuya açık bir yer. Orada bir suiistimal olur, aman bu dışarıya çıkmasın, bu işin başına aileden birisini koyalım mantığı hemen akla geliyor. İşte Türkiye’nin Avrupa’dan bir farkı da burada çıkıyor. Bu akrabaların adları daha sonra şaibeli ihalelere karışıyor. Dolayısı ile onun hamisi onu ezdirmem, size vermem duygusu ile ülke geriliyor. Hukuk devreye giremiyor.
BÜTÜN SORUMLUK O İKTİDARA AİT
Türkiye’de gibi Avrupa’da iktidar ile hiçbir zaman diğer ikinci bir kuvvetin yönetimde adı geçmiyor. Bizdeki gibi paralel yapı gibi bir gizli güç ve iktidarı etkileyen bir varlıktan söz edilmiyor. Siyasi iktidar halktan alındığı sorumlukla elini taşın altına koyuyor. Bir şeyler ters gittiği zaman, kandırıldık demiyor. Parelel yapı gibi organizasyonlar ile seçimlerde el ele kola kola girip mücadele etmiyor. Sonra o yapıya ait medyanın desteği ile seçim kazanmıyor.
DİNİ MOTİVLİ
SLOGAN ATMAZLAR
Seçimi kazanan parti lideri seçimden sonra sürekli Allah adını anarak laik bir ülkenin Başbakanı seçildiğinde dini öne çıkaran mesajlar vermiyor. Onun örgütündeki insanlar, seçim zaferini kutlarken, tekbir çekmiyor. İşte Türkiye’deki seçimden sonra televizyon başında yaşanan bir kaç kare Avrupa ile farkımızı ortaya koyuyor. Hem seçmenlerinize, soğukkanlı olun mesajını vereceksiniz, insanların en hassas olduğu laiklik endeksli bir ülkede tekbir sesleri ile tekrar iktidara geleceksin. Zaten insanların yüzde 50’si bu partinin bu din ağırlıklı siyasi hayallerinden korktuğu için bu partiye antipati duyuyor. Türkiye değişmiyor ve değişmeyecekte. Laikler ile din eksenli siyasi parti arasındaki ayrıştırma bu kafaya hep ayrışacak ve ülke ikiye üçe ya da dörde bölünecek. Avrupa’da da Hristiyan Demokrat Partileri var. Aynı AK Parti gibi. Ancak diğer partililer ile aralarında böyle bir ayırım, ya da gerginlik olmaz. Hristiyanlar seçimi kazandıktan sonra dinsel bir motif taşıyan slogan ya da tezahüratta bulunmazlar. İşte Türkiye’nin Avrupa’dan farkları…

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam