Türkiye Cumhuriyeti cephelerde kuruldu

0
201

İnönü’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da, Afyon Ovası’nda Mehmetçiğin süngü gücüyle; gazilerin, şehitlerin döktükleri kanla kuruldu.2016-10-12-08-51-10

Türkiye Cumhuriyeti;
15 Mayıs 1919’da, İzmir’e çıkan Yunan askerlerine, Hasan Tahsin’in, ödünç parayla aldığı tabancayla sıktığı ilk kurşunun ucunda kuruldu,
Hatay Dörtyol’un Karakese köyünde Mehmet Çavuş’un işgalci Fransızlara karşı başlattığı ilk silahlı mücadelede, Balıkesir Alaca Mescit’de işgalci Yunan’a karşı girişilen ilk silahlı direnişte kuruldu,

Maraş’ta Sütçü İmam’ın kıvılcımını çaktığı mücadele ateşinde, Fransız birliklerinin Antep’i işgaline karşı Kilis yolunda mavzeriyle dikilen Şahin Bey’in şehadetinde, harbe oturan Karayılan’ın, “Vurun Antepliler namus günüdür” diye haykırışının hançeresinde kuruldu,

İstanbul’a geldiği 13 Kasım 1918’de, Boğaz’da, işgalcilerin zırhlılarına karşı, “Geldikleri gibi giderler” diyen Mustafa Kemal Paşa’nın, Millî Mücadele’yi başlatmak için yola çıktığı Bandırma vapurunun güvertesinde, Karadeniz’in hırçın dalgalarında, Samsun sahilinde kuruldu,
Alaşehir, Nazilli, Balıkesir yerel kongrelerinde; Reddi İlhak, Müdafaai Hukuk ve sonradan Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk cemiyetlerinde mücadele eden vatanseverlerin zafere inanan kalplerinde kuruldu,

“Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” denilen Amasya Tamimi’nin altındaki imzalarla kuruldu,
8/9 Temmuz 1919 gecesi görevine son verilen Mustafa Kemal Paşa’nın, askerlik mesleğinden istifa ederek, “ferdi bir mücahit” olarak yer aldığı milletin sinesinde kuruldu,
Erzurum’a gelen Kazım Karabekir Paşa’nın, hazır ol vaziyetinde, Mustafa Kemal Paşa’ya, “Ben ve Kolordum emrinizdeyim Paşa’m!” diyerek verdiği selamda kuruldu,
Erzurum Kongresi’nde katılan delegelerin benimsediği “Kuvayı Milliye’yi etken millî iradeyi egemen kılmak esastır” ilkesinde kuruldu,
“Manda ve himaye kabul edilemez” kararıyla Amerikan mandacılarının püskürtüldüğü Sivas Kongresi’nde kuruldu,bayrak-ve-ataturk
27 Aralık 1919’da Ankara’ya gelen Mustafa Kemal Paşa’yı, Dikmen sırtlarında karşılayan ve Türklerin yeni bir devletin kuruluşunun müjdecisi sayılan Seğmen Alayı’nın ruhunda kuruldu,
Kurtuluş Savaşı’nı başlatacak, yürütecek ve zaferle sonuçlandıracak milletin egemenliğine dayalı Büyük Millet Meclisi’nin dualarla açılışında kuruldu,

Anadolu’ya silah taşıyan kayıkçıların küreklere asılan güçlü kollarında, istiklal ve hürriyet rotasında dalgalarla boğuşan takalarda kuruldu,
Kurtuluş Savaşı’na silah, cephane ve insan kaçırılmasına yardımcı olan Fenerbahçe’nin Kurbağalıdere ve Kuşdili çayırındaki kulüp binalarında kuruldu,
İnebolu’ya getirilen silah ve cephaneyi omuzlayan kadınların, zarar görmesin diye cephaneyi sarıp sarmaladıkları bebek kundaklarında kuruldu Türkiye Cumhuriyeti,
Akşehir üstünden Afyon’a doğru ağır ağır giden kağnılarda kuruldu,

Birinci ve İkinci İnönü Savaşlarında kuruldu, Sakarya Nehri’nin kızıla boyandığı, hattı müdafaa ile değil bütün vatanın bir satıh olduğu sathı müdafaa ile kazanılan Sakarya Meydan Savaşı’nda kuruldu,

Şayak kalpaklı, sarışın bir kurda benzeyen, mavi gözleri çakmak çakmak olan adamın uçurumun başına kadar yürüdüğü ve eğilip durduğu Kocatepe’de, bıraksalar ince uzun bacakları üstünde yaylanarak ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak atlayacağı Afyon Ovası’nda kuruldu, Dumlupınar’da, Büyük Taarruz’da kuruldu,

cocuklari-korumak“Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri!” emriyle Yunan’ı İzmir’e doğru kovalayan mızraklı süvarilerin rüzgârda uçuşan bayraklarında, zafere koştuğunu âdeta hisseden ve durmaksızın dörtnala koşan terli kısrakların düşmanı boğduğu tozu dumanda kuruldu,

Bozulmuş düşmanın yel gibi kaçtığı, altın güneşin sırmalar saçtığı, çiçekler açan İzmir’in dağlarında kuruldu,
Türkiye’nin tapu belgesi olan Lozan’da kuruldu.

Şimdi kuruluşunun 100. yılına erişmeye yedi yıl kalan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet payidar kalmasını sağlamak için, Türk milleti olarak yepyeni cepheler var önümüzde:
En başta, Misakı Millî’den miras Üniter Devlet Yapısı cephesi duruyor önümüzde, hepimiz tüm gücümüzle orada dimdik yer almalıyız.

Atatürk’ün verdiği dersi anlayarak “Tam bağımsızlık” cephesi de bizi bekliyor.
Millet Mekteplerinin kurucusu Başöğretmen Atatürk zili çalmak üzere, haydi koşun Eğitim Cephesinde sınıfları doldurun.

Siyasi ve askerî zaferlerin ekonomik zaferlerle taçlandırmak hedefi doğrultusunda gelişen Türkiye Cumhuriyeti’nde işsizliğin önüne geçilmesi, aç ve açıkta kimsenin kalmaması, refah seviyesinin artması için, Ekonomi Cephesinde kazanacağımız daha pek çok madalya var.

sarisin-kurt-kocatepedeİşte en önemlisi; eğitim, kültür, insan gücü, ekonomi, ilerleme, kalkınma; hepsinin bağdaştırıcısı çağdaşlık… Atatürk’ün deyişiyle Muasır medeniyet cephesinde, geleceğin umutlu çiçeklerini yetiştirmek için, Mevlana’nın, Yunus Emre’nin, Hacı Bektaş Veli’nin, Pir Sultan Abdal’ın avuçlarımıza bıraktığı kardeşlik, sevgi, umut ve barış tohumları var. Bu güzelim Çağdaşlık Cephesinde ekelim tohumları da gelecek çocuklarımızın avuçlarında yeşersin.

Özveriyle durmamız ve hiç mi hiç geri adım atmamamız gereken bir cephe daha var, milletlerin geleceğinin güvencesi, güçlü olmak ve barış içinde yaşamak için… Atatürk’ün “Türkiye’nin güvenliğini amaç edinen, hiçbir millete karşı olmayan bir barışı” barındıran, “Milletin yaşamı tehlikeye düşmedikçe , savaşı bir cinayet” olarak nitelendirdiği ve kanla, irfanla kurulan bu Türkiye Cumhuriyeti’nin her karış toprağına kazıdığı “Yurtta sulh cihanda sulh” cephesi.
Haydi, şimdi birlik ve beraberlik zamanı. Çünkü en güzel eserimizdir Türkiye Cumhuriyeti…
Ve onun ilelebet payidar kalması için, el ele kol kola tüm gücümüzle yer alalım
Cumhuriyet Cephesinde.