İngiltere’nin başkenti Londra’da yaşan Mersinli yazar Gökhan Gülbeyaz (28), yazdığı ‘An Election at the Crossroads: Trump vs Clinton’ adlı kitabında Donald Trump ve Hillary Clinton’ın 2016 seçim kampanyalarını objektif ve eleştirel bir yaklaşımla karşılaştırarak, perde arkasını gözler önüne serdi.

ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi mezunu olan Gökhan Gülbeyaz’ın kitabı geçtiğimiz günlerde piyasaya çıktı. Fransız yayınevi tarafından İngilizce olarak yayınlanan kitap,  Amerika ve İngiltere üzerinden tüm dünyaya satılıyor. Gülbeyaz, ABD’nin çok kültürlü bir ülke olması nedeni ile seçimleri büyük bir tutkuyla takip ettiğini söyledi. Kitabında, Donald Trump ve Hillary Clinton’ın 2016 seçim kampanyalarını objektif ve eleştirel bir yaklaşımla karşılaştırıldığını belirten Gülbeyaz, “İki tarafın izlediği siyasi stratejileri, Trump’ın nasıl kazandığını ve Hillary Clinton’ın neden kaybettiğini ayrıntılı bir şekilde inceliyor. Kitabın en önemli çıkarımı, bu seçimin Trump’ın kazandığı bir seçimden çok Clinton’ın kaybettiği bir seçim olduğu yönünde. Bu yüzden, kitapta Clinton’ın kaybetmesine neden olan sorunlar, Hillary’nin kampanyası ile ilgili sorunlar ve Hillary’nin kampanyasından bağımsız, konjonktürel dış sorunlar olmak üzere ikiye ayrılıyor. Kitap, piyasadaki birçok benzer kitaptan farklı olarak seçim sonuçlarını istatistiksel veriler ve tablolarla analiz ediyor. Bu açıdan dünyada 2016 başkanlık seçimleriyle ilgili yazılan ender kitaplardan birisidir” diye konuştu.

‘GENÇ VE SOL EĞİLİMLİLER CLİNTON’A OY VERMEDİ’

Kitabın ortaya çıkardığı başka ilginç bir sonucunun ise, 3’üncü parti adaylarının Trump’ın kazanmasına istemeden katkı sağladığını kaydeden Gülbeyaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Seçim kaybettiren Pennsylvania, Michigan, Wisconsin 3 kararsız eyalette, Trump, Hillary Clinton’dan toplamda sadece 78 bin civarında fazla oy alırken, bu 3 eyalette Demokrat Parti’ye daha yakın olan, sol eğilimli Yeşiller adına seçime giren Jill Stein ise yaklaşık 132 bin oy aldı. Bu da 3’üncü parti adaylarından biri olan Jill Stein’ın Hillary Clinton’ın kampanyasına zarar verdiğini gösteriyor. Nitekim Jill Stein aday olmasaydı, kendi seçmeni Trump’a karşı istemeyerek de olsa yine Clinton’a oy verip başkan seçtirebilirdi. Bu da sanıldığının aksine sadece orta-sınıf beyaz Amerikalıların değil, Yeşiller’in tabanı olan daha genç ve sol eğilimli Amerikalıların da Hillary’ye beklenildiği kadar destek olmadığını gösteriyor. Hillary’nin rakibi Bernie Sanders’in daha genç ve sol eğilimli seçmenlerinin bir kısmı da yine aynı şekilde Hillary’yi desteklemediler.”

ABD’de yaşayan Hispanik seçmenin Trump’ın ağır söylemine rağmen oy verdiğini vurgulayan Gülbeyaz, şunları söyledi:

“Trump seçim döneminde Meksikalılarla ilgili çok ağır ifadeler kullanmıştı. Fakat buna rağmen, Clinton, Hispanik kökenli Amerikalıların sadece yüzde 65’inin oyunu alabildi. Obama’nın 2008 ve 2012’de Hispaniklerden aldığı oy bundan biraz daha fazlaydı. Bu da gösteriyor ki Trump’ın söylemlerine rağmen, Clinton, Hispaniklerden çok ciddi bir destek görmedi. Bu da Hillary’nin kaybetmesinde etkili oldu. Trump’ın seçimi kazanmasından sonra, aşırı sağ partiler ilk defa iktidar alternatifi olmaya başladı. Trump’ın kazanması onlar için özgüven verici. Bu açıdan Trump’ın seçim stratejileri ve söylemleri önem kazanıyor çünkü genel olarak aynı tarz popülizm ve otoriter sağ söylemler diğer batı ülkelerindeki aşırı sağcı siyasetçiler tarafından da kullanılıyor ve ilerde de Trump bu kitle tarafından örnek alınacaktır. Bunun yanında, Rusya’nın Trump lehine seçimlere müdahale ettiği iddiaları var. Clinton’ın seçim kampanyasıyla ilgili bazı sorunların kaynağı Rusya olabilir. Bu da önümüzdeki günlerde, Trump’ın soruşturması bittiği zaman netlik kazanacaktır.”