Biz Türkler çok farklı bir milletiz.

Önce apartmanları, evleri, işyerlerini yapar, aralarından eğri büğrü, dar geniş yollar bırakırız ki sonradan belediyeler buraların imar planlarını mevcut imara göre yapar.
Bakkal dükkânı açar mal alır, satar zabıta gelip de “ne yapıyon hemşerim?” deyince gider ruhsat peşinde koşarız.
Proje hazırlar belediyeden onay alır ve projeye aykırı binalar yapar, sonra da iskân müsaadesi peşinde koşarız.
36 yıldır şikâyet ettiğimiz 30-40 sayfalık Anayasa’yı bölük pörçük değiştirir yamalı bohçaya çeviririz.
Cumhurbaşkanını halk seçsin diye referanduma kadar gider ve oy vererek kabul ederiz. Milletin seçtiği Cumhurbaşkanı, “ben de seçilmişim siyaset yapmak benim de hakkım” der. Siyaset yapınca da “fiili durum çıktı” der bu kez Başkan yapmaya kalkarız.
3 gün önce tanıştığımız kız ya da erkekle evlenir, 5-10 gün sonra da boşanırız.
Hırsızlık, üçkâğıtçılık, yolsuzluk, adam kayırma, dolandırıcılık, çocuklara istismar, kadınlara saldırı bizde ama Müslümanlığımıza da toz kondurmayız.
Müslümanız ama kullanımı maalesef liselere kadar indi.
Devlet yurtları yapmaz, cemaatlere, tarikatlara yurtlar yaptırır sonra da, “bunlar devleti ele geçirmek için yıllardır çalışmışlar” diye şaşırırız.
Say say nereye kadar sayacağım ki sizler de çoktan 5-10 madde eklemişsinizdir.

TÜRK TİPİ SORUN PALMİYE YAĞI

Palmiye yağı ile ilgili “ kanserojen” iddiaları sosyal medyada çığ gibi büyüyünce Tarım Bakanı Faruk Çelik hemen televizyonlara çıkıp, “bilimsel komisyon kurduk araştıracağız” dedi.
Yıllardır bu yağ ile yapılan ürünleri yiyen vatandaşlar belki de kanser olup öldüler bile.
Yahu bakanım sizin göreviniz sosyal medyaya bakmak değil ki.
Palmiye yağı, soya yağı, kabak yağı, salatalık yağı ya da her ne yağ kullanılacak ise bunların bilimsel araştırmalarını önceden yapmak zorundasınız Sayın Bakan.
Gıda yasası mı, yönetmeliği mi tüzüğü mü neyse bilmem ama bildiğim seyir için bakan değil önlem için bakan olmanız şarttır.
Bu tür yağların daha ithaline ya da üretimine izin verirken bilimsel komisyon dediğiniz yerden onay alınması gerekir.
Bebek mamaları, çocuk bisküvileri, hepimizin yediği atıştırmalıklar, çikolatalar, krema türleri, reçeller v.s.
Bakın unutmadım zaman zaman piyasadan topladığınız ürünlerin Tağşiş’ li olduğunu açıklıyorsunuz ya siz bunu tahlil edip açıklayıncaya kadar belki de tamamı satılıyor ya bizler de bunları at eti, mi, eşek eti mi bilmeden yiyoruz ya helal olsun diyorum size.
Bunlara satana da haram olsun kazandıkları her kuruş diyorum.
Ama Sayın Bakan size ve bakanlığınıza düşen görev bunları ürettirmemek, sattırmamaktır.
O Tağşiş içeren ürünler listelerinize ürün örneğini aldığınız “parti” de yer alan ürünler giriyor sadece. Ayni fabrika ürün parti numarasını değiştirerek üretime devam ediyor ve çok az bir ceza ile kurtuluyor.
Sayın Bakan halkın sağlığı ile oynayan bu firmaları uzun süreli kapatsanız ve ağır para cezaları verseniz ya.
Bakın bakalım kimse Tağşiş’li üretim yapabiliyor mu?
Unuttum yazmaya T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından ve Bakan Faruk Çelik’ten söz ediyorum.
Tam 5 kez Bakanlık yapan çok deneyimli bir siyasetçidir Faruk Çelik.
Maazallah ya deneyimsiz olsaydı?