Ana Sayfa Yazarlar Türk tarihinin kahraman kadınları

Türk tarihinin kahraman kadınları

64
PAYLAŞ

Milletimizin kadınları başka milletten kadınlara benzemez.
Biz göçebe kültürden gelen bir milletiz.
Kadınlarımızı dini, kültürel ve toplumsal baskılarla kapatıp, çarşaflara bürüyerek, eve hapsetmek, bizim özümüze uygun değildir.
Milletimiz göçebe zamanlardan başlayarak bugüne kadar, at üzerinde cinsiyet ayrımı yapmadan savaşarak geldi.
Milli Mücadeleyi böyle kazandık.
Kadınlarımız, erkeklerin yanında veya ardında değil, aksine önünde yürür.
Türk kadını at biner, kılıç kuşanır.
Müslüman olmamız kadınlarımızın savaşçı ve mücadeleci olmalarına engel değildir.
Türk tarihinde kahraman kadın çoktur.
Saka-İskit Kağanı Tomris Hatun, Hindistan Delhi Türk hükümdarı Raziye Begüm Sultan, Kirman Devleti hükümdarı Türkan Hatun, Memluklu Devleti hükümdarı Secerüt Hatun, Döndü Hatun Dilşad hatun, Börte hatun, Fatma Süyün Bike gibi…
Milli mücadele zamanında da kadınlarımız unutulmaz.
Nene Hatun, Halide Hatun, Nezahat Hatun, Şerife Hatun, Fatma Seher Hatun yani Kara Fatma, Halime Hatun, Hafız Selman İzbeli, Gördesli Makbule Çete, Emir Ayşe, Tayyar Rahmiye, Kılavuz Hatice hanım ve daha niceleri…
Dört yaşında çocuğunu geride bırakan Nefise Özsoy, karnında çocuğu ile can veren Şerife Özden Kalmış bu kahramanlara katıldılar.
Çözüm süreci denen kepazelikte yapılan hatalar aldı götürdü kahraman kadınları.
Bir kişi atılıp ortaya mesuliyet benim diye istifa etmedi.
Bırakın bu kahraman kadınlar gibi can vermeyi, makamlarını bile vermediler.
Şu mübarek Ramazan ayında bir Cuma namazında uğurladık onları.
Bir Fatiha, iki damla gözyaşı ile.
Ve bir de şiir Nazım’dan;
Ve kadınlar
birbirlerinden gizleyerek
bakıyorlardı ayın altında
geçmiş kafilelerden kalan öküz ve
tekerlek ölülerine.
Ve kadınlar
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince küçük çeneleri kocaman gözleriyle
anamız avradımız yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde tütünde odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar
bizim kadınlarımız
şimdi ayın altında
kağnıların ve hartuçların peşinde
harman yerine kehriban başlı sap çeker gibi
aynı yürek ferahlığı
aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.
Ve onbeşlik şaraplenin çeliğinde
ince boyunlu çocuklar uyuyordu.
Ve ayın altında kağnılar
yürüyordu
Akşehir üzerinden Afyon’a doğru.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam