Bu sözler, adı giderek “Türkiye Davası” haline gelmekte olan şeyin yargıcı Richard Berman’ın, önceki gün duruşmayı kapatırken yaptığı espri oluyor…

Doğal olarak, duruşmayı izleyenlerin gülüşmesine neden olmuş…

Bu gülüşenlerin arasında Türkler var mıydı bilmiyorum ama, ben orada olsaydım ağlardım…

Çünkü orada asıl yargılananın “Türkiye” olduğunu görüyorum…

…Ve sonunda mahkûm edileceğini de…

Adli Tıp uzmanlarının sık kullandığı bir tanımlama vardır “Unutmayın, kusursuz cinayet yoktur” diye… Bir parmak izi, DNA örneği olabilecek bir şeyler ya da ortadan kaldırılması gerektiği halde suç mahallinde unutulanlar, katilin yakalanmasını sağlar…

Uzmanlar eğer bu davayı konu alsalardı, değişiklik yapıp “Bu kadar kusurlu bir suç olamaz” derlerdi… Çünkü delilden bol bir şey yok… Telefon kayıtları, tutanaklar, ele geçirilen paralar, para sayma makineleri, ayakkabı kutuları, kol saatleri ve hatta piyano bile var…

İşin en kötü tarafı da, tüm bunları “montaj, sahte, yasal izin olmadan telefon dinlemek” gibi gerekçelerle delil saymayıp, işin üstünü kapatmanın “en büyük delil” olması…

New-York’daki dava son haliyle başladığında; tek bir saatin değil, sayılamayacak kadar çok saatin söz konusunu olduğunu öğreniverdik örneğin…

…Ve TBMM kürsüsünde bağırarak suçlamalara karış çıkan Bakan’ın yalnızca saat değil, 45-50 milyon Dolar da rüşvet aldığını…

İran ile yapılan ticaretle bağlantılı olarak Zafer Çağlayan’a yüzde 50 ödendiğini de…

Yetmezmiş gibi, yakında Zarrab’ı açıkça tehdit etmekle de suçlanabilir… Çünkü ifadesinde New York’ta cezaevindeyken tehdit edildiğini açıkladı ve “sırf bu nedenle koruma altına alındığını söylemişti…

Amerikan Haber Ajansı AP ise Zarrab’ın hapishane giysisi yerine ceket ve gömlekle gelmesini, “İran’a ekonomik yaptırım davasının yıldız tanığı Türk banker New York’taki duruşmaya bir tutukludan ziyade bir altın taciri olarak geldi” diye yorumladı…

Türk yetkililer ne kadar “biz bu konuyu zaten inceleyip aklamıştık” derlerse desinler; dava sürecek ve sonunda Türkiye mahkûm olacak…

Başta ABD olmak üzere, birçok Batı ülkesinde “Türkiye’de yönetimi değiştirmek istedikleri için” memnunlukla karşılanacak bu mahkûmiyet… Üstelik “sesi fazla çıkmadığı bir Türkiye” herkesin işe gelecek… Gel keyfim gel…

Tecrübesi ve beceresi olmayıp da Türkiye’yi bu duruma düşürenler ne olacak peki. Dilerim onların durumu da “Vay anam vay” olur..!