Türk Doktora ‘Çocuk Hakları Ödülü’

0
12

Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV) kurucusu ve başkanı Dr. Üstün Ezer, sağlık alandaki çalışmaları nedeniyle, çocuk haklarını korumada dünyanın en önemli ve saygın kuruluşlarından biri olan Çocukların Dünyası (World of Children) Vakfı tarafından ödüle layık görüldü. Ezer, ‘Çocuk hakları Nobeli’ olarak nitelendirilen ödülünü New York’ta düzenlenen görkemli bir törenle teslim aldı.

Aralarında Hollywood yıldızları, süper modeller, modacılar, diplomatlar, ünlü gazeteciler ve televizyon yıldızlarının da bulunduğu yaklaşık 500 seçkin davetlinin önünde bir konuşma yapan Dr. Üstün Ezer, ilk kez bir Türk’e verilen ödülü lösemili çocuklara adadığını söyledi.

Çocukların Dünyası Vakfı’nın kurucusu ve Yönetim Başkanı Harry Leibowitz, LÖSEV ve Ezer’in çalışmalarından övgüyle söz etti. Çocuklara yardım etmenin en güzel yolunun, yaşamlarını çocukların yaşamlarını güzelleştirmeye adamış insanları bulmak ve ödüllendirmek olduğunu belirten Leibowitz, “Dr. Ezer’e ve LÖSEV’e ödül vermiş olmaktan çok mutluyuz. Bu ödülü almak kolay değil çünkü çok yüksek standartlar var. Seçilenler arasında olduğunuz için gurur duymalısınız” dedi.

Ezer’in sağlık alanda 113 ülkeden, 3 bin 300 aday arasında ödüle hak kazandığını söyleyen Leibowitz, “Biz dünya çapında tanınan ve çalışmalar yapan bir vakıfız. LÖSEV’i ödüllendirmek, onları bizim ailemiz arasında görmek bizim için de büyük bir onur kaynağı” ifadelerini kullandı.

Geceye katılan davetliler arasında bulunan UNICEF ABD Başkanı Caryl Stern de “Bu gece burada olmaktan çok heyecanlıyım. Özellikle LÖSEV’e ödül verilmesinden çok heyecanlıyım. UNICEF ABD Başkanı olarak, çocukların yaşamlarına dokunan Dr. Ezer’in çalışmalarının gerçekten fark yarattığını düşünüyorum” diye konuştu.

Victoria’s Secret’ın süper modellerinden Martha Hunt ve moda tasarımcısı Rachel Roy ile Çocukların Dünyası Vakfı Kurucu Eş Başkanı Kay Isaacson Leibowitz de Dr. Ezer ile sohbet ederek LÖSEV’in yaptığı çalışmalardan övgüyle söz etti.

Törenin ardından DHA’ya konuşan Dr. Ezer, kendisine verilen ödülden dolayı çok heyecanlı ve mutlu olduğunu söyledi. Ezer, “Bir çok ödül aldık ama bu ödül en anlamlısı. UNICEF ile de işbirliği yapan Çocukların Dünyası Vakfı’ndan bu ödülü almak çok anlamlı. Çünkü yaptığınız işlerin, o çocuklara kazandırdığınız hayatların ülkenizden kilometrelerce uzaklıkta başkaları tarafından görülmüş olması, değerlendirilmesi, araştırılması ve takdir edilmesi çok heyecan verici, guru verici bir şey. Bu hem lösemili çocuklarımız adına hem de ülkemiz adına çok büyük bir gurur. Türkiye’nin adının böyle bir toplulukta, New York’ta geçmiş olması çocuk hakları Nobel’i denilen ödülü LÖSEV adına benim almış olmam çok mutluluk verici” dedi.

Ödülü kendi adına değil, lösemili çocuklar adına aldığını söyleyen Ezer, “Çocuklar çok yaşasınlar, onlar çok büyüsünler, ülkemizde daha büyük işler yapsınlar. Çünkü onlar bizim kahramanlarımız. Onlar iyileşmeseydi, onlar yaşamasaydı biz bugünleri göremeyecektik. Ülkemizin morale ihtiyacı olduğu şu günlerde, böyle bir fırsat yakaladığımız için böyle bir ödülü Türkiye’ye hediye ettiğimiz için ben çok mutluyum” diye konuştu.

“BAŞARI ORANINI YÜZDE 20’DEN YÜZDE 92’YE ÇIKARDIK”

Lösemi hastalığının bütün dünyada, özellikle çocuklarda büyük bir sorun olduğunu belirten Ezer, “Bizim vakfı kurduğumuz 1990’lı yıllarda lösemiden kurtuluş yoktu. Bu Türk filmlerine de yansırdı. Hemen hemen bütün çocukları kaybediyorduk. O sıra ortalama başarı yüzde 20’lerdeydi. LÖSEV’i kurduğumuzda bu başarıyı nasıl artırırız diye düşündük. Çünkü çocuklar lösemiden ölmüyordu, çocuklar enfeksiyondan kaybediliyordu, kanamadan kaybediliyordu. Yokluklardan, imkansızlıklardan yarıda bırakıyorlardı tedaviyi. İşte LÖSEV bir güneş gibi doğdu çocukların üzerine” dedi.

LÖSEV olarak, okul, hastane ve köy kurduklarına değinen Ezer, “Şimdi kocaman bir hastane daha açtık. Yüzde 20 olan başarıyı yüzde 92’ye çıkardık. Peki, görevimiz bitti mi? Hayır, bitmedi! Çünkü biz yüzde yüz başarıyı niye yakalayamayalım? Neden bütün dünyayı geçmeyelim? Neden Türk’ün sesini bütün dünyaya duyurmayalım? Şimdi bunun peşindeyiz” diye konuştu.

Bazı bürokratik engeller yüzünden kurdukları hastanenin tam kapasite çalışamadığını da belirten Ezer, “Umarım ki çok kısa zamanda hastanemiz tam kapasite çalışmaya başlar ve o çocukların yüzde yüzüne biz hayat veririz. Hastanemiz kısa zaman içerisinde inanıyorum ki gerektiği değeri bulacaktır, yanlışlardan dönülecektir, yüzde yüz kapasiteyle çalışmaya başlayacaktır. Daha fazla çocuğumuzun hayatını kurtarmak, daha çok insanımızın canına can katmak için varız, başka bir şey yok. Umuyorum ki bu güzel ödül tüm bunların yolunu açacaktır. Çünkü bizim çocuklarımız da en az Amerika’daki çocuklar kadar yaşamayı hak ediyorlar” dedi.

New York’un en seçkin mekanlarından Park Avenue üstündeki 583’te gerçekleştirilen törende, ‘sağlık’ alanında ödül alan Dr. Üstün Ezer’in yanı sıra, Winnie Barron ‘yardımseverlik’, Jackie Branfield ‘korumacılık’, Maureen Rover ‘eğitim’, Teegan Stedman da ‘gençlik’ ödülüne layık görüldü.