Bakanlar Kurulu’ndaki değişikliklerinde dikkat çeken bir nokta var. Görülen tüm bakanlardan istifa etmeleri istenmiş, bakanlar da “tarihsiz” istifa dilekçelerini vermişler. Bu işlem belli ki referandum sonrasındaki günlerde yapılmış.

Bakanlar Kurulu’ndaki değişikliklerle ilgili Resmi Gazete’nin 19 Temmuz 2017 mükerrer sayısında, Başbakanlıkla Cumhurbaşkanlığı arasındaki yazışmalarda yer alan ifadeler bunu ortaya koyuyor. Yazışmalarda, “şu, şu, bakanlar görevlerinden istifa etmişler ve istifaları kabul edilmiştir” deniliyor. Bu ifadeye göre Başbakan “sen kal, sen istifanı ver” dememiştir herhâlde. Ayrıca Başbakan’ın Bakanlar Kurulu listesini tümüyle okuması da bunu gösteriyor.

Yazılardaki “ekli listede yer alan şahısların karşılarında belirtilen Bakanlıklara atamalarını ” şeklinde bir cümle var ki anlaşılması zor. Ne demek “şahıslar” ? Kim bu “şahıslar” ? Bu “şahıslar” en azından milletvekili, bakanlıklara atanıyorlar. İfade o kadar alışılmadık ki biz buna “özensizlik” diyelim.
Gelelim yapılan değişikliğinin bizim yüce medyamızın deyişle “şifrelerine”. Bize göre iki “şahıs”; Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun gidişleri ön plana çıkıyor. Tuğrul Türkeş, Genel Başkanı Bahçeli’nin onayı olmadan 2015 yılındaki “seçim hükümetinde” görev almış, ardından AK Partiye geçmişti. Bu, Ak Parti’nin MHP tabanına oynaması şeklinde yorumlanmıştı. Bu arada Türkeş hakkında bir sürü dedikodu da üretildiğini söyleyelim. Türkeş’in bakanlık görevinden “istifası” Ak Parti ile MHP arasındaki yakın ilişikler açısından farklı ele alınabilir. Yorumu size bırakalım.

Diğer “şahıs”, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu. Referandum günlerini hatırlayın. Ak Parti’nin en büyük kozlarından biri istihdam seferberliği idi. Her taraf, her köşe başı istihdam seferberliği ile ilgili afişlerle duyurularla doldurulmuştu. Uygulamanın mali yönüne bakarsanız devlet imkanlarının büyük bölümü bu işlere ve kampanyaya ayrılmıştı. Demek Bakan bu konularda başarısız kalmış, yorulmuş, beklentilere cevap verememiş ki bakanlık görevinden “istifa etmiş”. Babaannelere maaş bağlamak da Bakanı kurtaramamış.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in de, “hasat döneminde bazı tarım ürünlerdeki ithalat vergilerinin düşürülmesi” konusunda, kendi deyişle “bu işin yanlış olduğunu birilerine anlatamadık” sözleriyle ortaya çıkan anlaşmazlık sonucu bakanlıktan “istifa ettiği” yorumlarını ekleyelim.
Çok konuşulan ekonomi yönetimine bakılırsa, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek artık tek tabanca gibi kalmış durumda. Anlaşılan, Nurettin Canikli’nin Milli Savunma Bakanlığına gitmesiyle, “ekonomi yönetimindeki çok başlılık azaltılmış” oldu. Ekonominin şu kritik günlerinde tek “şahsın” konuşması önemli. Bazı “başdanışmanların” iki de bir hükümeti zor durumda bırakan “değişik hedef ve yorumlar yapmaları” önlenirse Şimşek’in mesajları net anlaşılır.
Bu arada, bakan atamalarındaki seçim bölgeleri önemli tercihtir. Kabinede Doğu Karadeniz illerinden yan yana Samsun, Giresun, Ordu ve Rize’den, komşu il Gümüşhane’den de “şahıs” olması ilginç bir durum.