İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “İktidara gelirsek ilk yapacağımız işlerden biri TRT’yi satmaktır” dedi.

Liderlerin meydanlarda seslendirdiği uçsuz bucaksız, hesapsız kitapsız seçim vaatleri arasında kesinlikle dikkate değer bir vaat bu.
++
Önümüzdeki dönemde iktidara kim gelirse gelsin şu nedenlerle TRT’yi satmalıdır:
1) TRT kamu yayıncılığından uzaklaştı, iktidarın yayın organı haline geldi.
Sadece şimdi değil geçmiş birçok iktidar döneminde de bu böyleydi.
2) Bütçesinin yaklaşık yüzde 85’i elektrik faturalarına eklenen paylardan ve bandrol ücretlerinden oluşuyor TRT’nin.
Yani vatandaş bu kurumu ayakta tutmak için ek bir vergi ödemek zorunda kalıyor.
3) TRT’nin personel sayısı 7 bini aşıyor.
Buna karşın TRT’nin yayınladığı programların yarıdan fazlası dışarıdan satın alınıyor.
Bir diğer deyişle TRT personelinin bir bölümü atıl beklerken dış yapımlara milyarlar ödeniyor.
4)Ülkeye maliyeti çok yüksek olmasına karşın TRT yayınları ne yazık ki yeterince izlenmiyor.
Örneğin 29 Mayıs tarihli reyting ölçümlerine göre ilk 50 program arasına TRT’nin sadece bir programı girebildi, diğer 49 program özel kanallarda yayınlandı.
5) Türkiye’de yerellerle birlikte 200’den fazla televizyon kanalı var. Radyo istasyonu sayısı da bini aşıyor.
Artık TRT’nin tek televizyon ve radyo yayın organı olduğu 1990’lar öncesinden çok farklı bir noktadayız.
TRT’nin satılması yayıncılık anlamında hiçbir sorun getirmez, aksine satılan kanallar bugünkünden daha verimli kullanılarak yayıncılığa yeni bir renk getirebilir.
++
Sonuca gelecek olursak:
Devlet, özelleştirmeler yoluyla zarar eden hantal tüm kurumlarından kurtulduğu gibi TRT’den de kurtulmalıdır.
Büyük devlet olmak itibar ve ekonomik açıdan büyük olmaktır.
Verimsiz çalışan, zarar eden kurumları eski Sovyetler mantığıyla ağır maliyetler pahasına ayakta tutmaya çalışmak vahim bir yanlış olur.